<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133</id><updated>2012-02-16T15:19:07.063+02:00</updated><category term='Nusret'/><category term='25 Nisan 1915'/><category term='Kronoloji'/><category term='Haberler'/><category term='Türk Kadınları'/><category term='Kan Uykusu'/><category term='Yazılmış Destandır Çanakkale'/><category term='Dini'/><category term='Bilinmeyenler'/><category term='Kara Harekatı'/><category term='Deniz Harekatı'/><category term='Bir Yolcuya'/><category term='Müzeler'/><category term='Çanakkale İçinde'/><category term='Hava Harekatı'/><category term='Zaferin Önemi ve Sonuçları'/><category term='Atatürk Sözleri'/><category term='Müzik'/><category term='Savaş Öcesi'/><category term='Sözler'/><category term='18 MART'/><category term='Zığındere'/><category term='Türkler Neden Gaz Kullanmadı?'/><category term='Video'/><category term='Şiirler'/><category term='Menkibeler'/><category term='Atatürk Öyküleri'/><title type='text'>Çanakkale Şehitleri Anısına</title><subtitle type='html'>www.karakoca.net</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>99</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-7787836623501860454</id><published>2010-05-01T09:20:00.000+03:00</published><updated>2010-03-27T21:19:39.657+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk Kadınları'/><title type='text'>Bedr'in Arslanları Ancak   Bu Kadar Şanlı İdi</title><content type='html'>Mehmetçik, Çanakkale’de hep öne baktı, hep ileriye gitti; gönlü ve gözü hiç arkada kalmadı. Bu yiğitliğin altında ve arkasında daima analar vardı. Mehmetçiğin arkasında sıra dağlar gibi duran analar… Asla zaaf göstermeyen, göz yaşlarını içine akıtan, bütün erkek işlerini omuzlayıp şikayetsiz götüren bu analar, Çanakkale’nin gerçek kahramanlarıdır. Çünkü, hem arkayı sağlam tutmuşlar, hem de ve asıl önemlisi, Mehmetçiği Mehmetçik yapan ruhu imanla yoğurmuşlardır.&lt;br /&gt;Her Mehmetçiğin arkasında, ona, ahlak ve fazilet aşısı yapan, gönlüne adam olma damgası vuran bir ana vardır.&lt;br /&gt;Analar, sıra dağlar gibi durdular.&lt;br /&gt;Evlatlarının ruhlarına madde ve mana kahramanlığının damgasını vurdular.&lt;br /&gt;Gözyaşlarını içlerinde çağıldattılar.&lt;br /&gt;Açıktan ağlayıp da, hain düşmanı umutlandırmadılar.&lt;br /&gt;Onlar, dönüşü olmayan yola, Çanakkale’ye evlatlarını kınalayıp da gönderdiler. Anaların kınalı kuzuları, Çanakkale’nin kurbanlarıydı. Allah için vatana verilen kurbanlar…&lt;br /&gt;Hatice Ana’nın yüreğini bugünün anneleri anlayabiliyor mu? &lt;br /&gt;Ne mutlu anlayabilenlere…&lt;br /&gt;Tek oğlunu,19 yaşında Çanakkale’ye gönderir, Hatice Ana… Adının tecellisidir vermek, cömertliğine sınır koymamak… Öyle bir anadır ki o, verilmesi en zor olanı verir vatanına… Oğlunu kınalayıp da salar Çanakkale’ye…&lt;br /&gt;Kumandanı, kınasının sebebini sorar Hasan’a… Hasan öyle itaatkar bir ana kuzusudur ki, bunun sebebini sorma lüzumu görmemiştir anacığına…&lt;br /&gt;-Niçin amma,diyenlere;&lt;br /&gt;O ana, o şefkat kahramanı, ne yaparsa vardır hikmeti…&lt;br /&gt;Nedenini, niçinini sormak gereksizdir.&lt;br /&gt;Anacığı her ne yaparsa, faydalıydı ve yapılmalıydı, der, Hasan…&lt;br /&gt;Belki biraz da, cephe heyecanı içinde sormamıştı kınasının sebebini… Belki de, bunu her ana evladına yapar sanırdı.&lt;br /&gt;Hadi öyleyse, şimdi sor Hatice Ana’ya bu kınalı saçları, biz de bilelim annenin maksadını, dedi Kumandanı.&lt;br /&gt;Hatice ana kınanın hikmetini soran mektuba cevap yazdırdı. Çünkü yüreğe sevgiyi ve yiğitliği yazma ustası olan o ananın eli, kağıda mektup yazmayı bilmezdi. Hiç okuyup yazma bilmezdi ama, hem yürekleri bütünüyle okur; hem de gerektiğinde düşmanın canına okuyacak evlat yetiştirirdi.&lt;br /&gt;Hatice Ana söyledi, muhtar yazdı:&lt;br /&gt;“-Oğlum Hasanım, bilirsin ki, bizim ilde kurbanlık koçlar kınalanır; öpe seve beslenir, büyütülür. Sen de bizim evin Hak yoluna kurban edilecek koçusun. O yüzden ben de seni kınalayıp da saldım Çanakkale’ye, bunu böyle bilesin ve o kınanın hakkını veresin.”&lt;br /&gt;Bu mektubu, şehit olmuş Hasan’ın cebinde, kanlara bulanmış olarak bulup okudular. Hatice ananın niyeti çoktan gerçekleşmiş, tek oğlu Hak yolunun kurbanı olmadan önce de şu beyti, o mektuba eklemişti:&lt;br /&gt;Anam yakmış kınayı, adak diye,&lt;br /&gt;Ben de vatan için kurban doğmuşum&lt;br /&gt;Anamdan Allah’a son bir hediye,&lt;br /&gt;Kumandanım, ben İsmail doğmuşum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale şehidine ağlamazdı analar… Zira onlar, gıpta edilen bir makama çıktılar. Ağlanacak değil imrenilecek bir yerdeydiler. Görürcesine inandıkları Allah, aynı kesinlikle inandıkları Cennet’ine almıştı onları… Analar onlara değil, kendilerine ağlarlardı. &lt;br /&gt;Ama gözyaşlarını saklarlar; şehit haberini vakurca alırlar; sonra da kendilerine ağlamak için sakin bir köşe ararlardı.&lt;br /&gt;Yeni evli delikanlı, askere çağrılır. Çanakkale’ye gidecektir. Vedalaşırken, hanımına der ki : “Sen çok güzelsin. Ne olur, ben gelinceye kadar, evden çıkma… Sana bir kem nazarın dokunmasından korkarım…”&lt;br /&gt;Delikanlı Çanakkale’ye gitmiş gitmesine ama, bir daha da kendisinden haber alınamamış… Yıllar geçmiş, o güzel ana, nine olmuş ama eşine verdiği sözde hep durmuş; evinden hiç çıkmamış… Daima içinde yaşadığı ev, eşine sadakatin bir sarayı olmuş. Evin duvarları, asker mektuplarıyla donatılmış… Zehra ana, bütün mahallenin annesi olmuş, akıl hocası olmuş, dua fabrikasına dönüşmüş…&lt;br /&gt;Döne döne okurmuş, duvarlarındaki eş mektuplarını… Sonra da oturup Kur’an’ına sığınırmış. Zaman zaman başörtüsünün ucu ıslanırmış göz yaşlarıyla…&lt;br /&gt;Uzun bir ömür, mabetleşen bir evin hüzün tüten mahremiyetinde yaşanıp bitmiş… Zehra Ana’nın gönül dünyasına eşinden başka kimse girememiş…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka anne, yıllarca bekledikten sonra, eşinin şehit olduğunu öğrenir. Çanakkale bir yiğide daha makam olmuştur. Kendisi de, Allah’ın verdiği ömrü 85 sene yaşar.&lt;br /&gt;Vefat edince, oğlu vasiyetnamesini açmış. Bu can anne, iki küçük torbanın da kendisiyle birlikte gömülmesini istiyormuş. İmam efendi, hiçbir eşyanın ölenle birlikte gömülemeyeceğini söylemiş. Oğlunun ısrarı üzerine, bu torbalar açılmış… Küçücük bir torbadan dişler çıkmış, biraz büyükçesinde de saçlarla birlikte, bir kağıt parçası varmış. Bu kağıtta şunlar yazılıymış:&lt;br /&gt;“-Ahmed’im, bu dişler benim dişlerim… Çekildikçe ve düştükçe sakladım onları… Onlar şahit olsun ki, sana söylediğimi, senden başkasına hiç söylemedim. Bu saçlar da benim saçlarım… Kesildikçe ve döküldükçe hep toplayıp biriktirdim onları… Onlar da şahit olsun ki, senden başka hiç kimsenin eli ve gözü değmedi onlara…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edremitli Halil Efendi, acele askerlik şubesine çağrılıyordu. Hanımı, büyük bir heyecan ve endişe içinde hemen dükkana koştu. Çünkü oğulları Ali Çanakkale’de askerdi.&lt;br /&gt;İkisinin de aklına, hemen oğulları Ali geldi. Ancak, Halil Efendi, hanımını biraz rahatlatmak için, dedi ki:&lt;br /&gt;“-Canım, inşallah hayır haberdir. Ben şimdi askerlik şubesine gider durumu öğrenirim. Fakat bugün, benim canım çok kuru fasulye çekti. Sen git, akşama bir kuru fasulye pişir de yiyelim.”&lt;br /&gt;Eşi evin yolunu tuttu, gözyaşlarıyla, Halil Efendi de yüreği çırpınarak Askerlik Şubesi’ne koştu… Onu karşısında gören kumandan, “Halil Efendi nerelerdesin? Ne zamandır seni arattırıyorum!” dedi.&lt;br /&gt;Halil Efendi, heyecanı son haddine gelmiş vaziyette, bu arayışın sebebini sordu. Kumandan da hemen cevapladı:&lt;br /&gt;“-Halil Efendi, yaşıtların Çanakkale yolundalar, gönüllü gidiyorlar. Seni de onlarla göndermek istedim.”&lt;br /&gt;“-Emrin olur dedi Halil Efendi… Ancak müsaade ederseniz, eve bir uğrayayım da hanımla helallaşayım.”&lt;br /&gt;Kumandan Halil Efendi’ye müsaade etmedi: “Biz evine haber veririz. Sen koş kafileye katıl, geride kalma!”dedi.&lt;br /&gt;O da koştu ve Çanakkale için yollara düşmüş gönüllülere katıldı. O sırada yaşı kırkı çoktan aşmıştı ve cephede Ali’si de vardı.&lt;br /&gt;O akşam, Halil Efendi’nin evinde kuru fasulye pişti ve sofraya boş bir tabak kondu. Ve o akşamı takip eden bütün akşamlarda, o evde hep kuru fasulye pişirildi ve sofraya boş bir tabak kondu.&lt;br /&gt;Evin hanımı vefat etti ama, onun çocukları, her akşam kuru fasulye yediler ve sofralarına daima boş bir tabak koydular…&lt;br /&gt;Çanakkale, bu ana yüreklerinin desteğiyle kazanıldı. Onlar cephenin gerisini sıradağlar gibi sağlam tuttular. İşte bu sağlamlık sebebiyledir ki, Mehmetçiklerin gözü hiç arkada kalmadı.Yüreklerinde anne şefkatlerini hissettiler. Eşlerinin, nişanlılarının sadakatinden emin oldular. Ve hep ileriye doğru yürüdüler; geriye dönmeyi hiç düşünmediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/DalzuPGZ8hA"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/DalzuPGZ8hA" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-7787836623501860454?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/7787836623501860454/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=7787836623501860454' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/7787836623501860454'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/7787836623501860454'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/bedrin-arslanlar-ancak-bu-kadar-anl-idi.html' title='Bedr&apos;in Arslanları Ancak   Bu Kadar Şanlı İdi'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-3182442583712762610</id><published>2010-03-17T12:19:00.001+02:00</published><updated>2010-03-27T21:24:08.120+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='18 MART'/><title type='text'>18 Mart Deniz_Kara Savaşı</title><content type='html'>18 Mart sabahı hava bulutsuz ve güneşliydi. Alman Yüzbaşı Schneider uçağına atladı ve Bozcaada yönüne doğru keşif uçuşuna çıktı. Saat 8 cıvarında düşman filosunu Boğaz yönüne doğru yaklaşırken gördü. Hemen geri dönüp durumu bildirdi. Queen Elizabeth, Agamemnon, Lord Nelson muharebe gemileri ve Inflexible muharebe kruvazöründe oluşan 1. Tümen, saat 10:30'da boğazdan içeri girdi Queen Elizabeth'in hedefi Rumeli Mecidiye Tabyası, Lord Nelson'un hedefi Namazgah Tabyası, İnflexible hedefi ise Rumeli Hamidiye Tabyası idi.  &lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvA8wgNTHI/AAAAAAAAAr4/hf6NG20RKQA/s1600-h/18-MART_785.bmp"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvA8wgNTHI/AAAAAAAAAr4/hf6NG20RKQA/s400/18-MART_785.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042836357816077426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu plan 11.30'da uygulanmaya başlandı ve 11.30'da merkez tabyalarına ateş başladı. Saat 12.00 sularında Çimenlik, Rumeli Hamidiye ve Anadolu Hamidiye ateş almıştı. Suffren, Bouvet, Goulois, Charlemagne adlı dört Fransız gemisiyle Triumph ve Prince George arkadan harekete geçip yerlerini aldılar. Merkez bataryalarımız ateşe devam ediyorlardı. 900 yarda kadar içeri sokulduklarından şiddetli ateş bu gemilerin üzerine yağıyordu. iki İngiliz gemisi Triumph ve Prince George Rumeli Mesudiye ve Yıldız Tabyalarını hedeflemişlerdi. Rumeli merkez bataryaları çok yoğun bir ateş altındaydı. Mermilerin çoğu tabyalar içine düşmüş, telefon hatlarını bozmuş, yangınlar çıkarmıştı. Rumeli Mecidiye tabyası topçuların şehit olması ile devre dışı kalmıştı. Saat 14:00'e doğru Suffren büyük bir hızla boğazı terk etmekte ve Bouvet'de onu izlemekteydi. Fransız gemisi Bouvet'de bir iki patlama oldu ve Anadolu Hamidiye tabyasınca ateş altındayken 3 dakikada suların altına gömüldü. Derin bir şaşkınlık yaşanıyordu. Queen Elizabeth ve Agamemnon dışındaki bütün gemiler ateşi kestiler. Muhripler ve istimbotlar personeli kurtarmaya gittiklerinde 20 kişi kurtarılabilmiş, 603 kişi sulara gömülmüştü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada 12.30 sularında Goulois isabet almış ve ağır yaralarla boğazı terk ediyordu. 15.30 sularında mayına çarpan Inflexible'ın durumu kötüydü ama yoğun çabayla Bozcaada'ya ulaştı. Ocean, İrresistible, Albion, Vengeance, Swiftsure ve Majestic'ten oluşan 2. Tümen,Saat 14.30'da ateşe başlayarak yaklaştılar. Namazgah tabyasını bombardıman ediyorlardı. Saat 15.00'te Rumeli Hamidiye daha sonra da Namazgah aldığı isabetle savaş dışına çıkmıştı. Anadolu Hamidiye tabyası hasar görmemişti ve İrresistible'a ateş ediyordu. Saat 15.14'de İrresistible'ın yanında korkunç bir patlama duyuldu. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvBFQgNTII/AAAAAAAAAsA/HarP50RRN84/s1600-h/18-MART_786.bmp"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvBFQgNTII/AAAAAAAAAsA/HarP50RRN84/s400/18-MART_786.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042836503844965506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saat 16.15'te tabyalarda uzaklaşmak isterken bir mayına çarptı. Bu bölgede bir gece önce Nusret'in döktüğü mayınlar hiç hesapta yokken can alıyordu. Bölgenin mayınlı olduğunu anlayan Amiral de Robeck 2. Tümenin geri çekilmesi için emir verdi. 18.05'te geri çekilirken Ocean da mayına çarpmıştı. Güçlü top ateşine rağmen Ocean'ın personeli muhripler tarafından boşaltıldı. 18 Mart'ta yaşananlar şaşkınlık yaratmıştı. Lord Fisher gibi ordusuz bir donanmanın başarıya ulaşamayacağını söyleyenler haklı çıkıyor, de Robeck ve Churchill gibi hala donanma ile boğazları zorlayıp İstanbul'a çıkılabileceği düşüncesi yeni hareket planları doğuruyordu. &lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvBLQgNTJI/AAAAAAAAAsI/VkFYgUi3LTY/s1600-h/18-MART_787.bmp"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvBLQgNTJI/AAAAAAAAAsI/VkFYgUi3LTY/s400/18-MART_787.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042836606924180626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Osmanlı yetkililerinin söylediklerine göre eğer 19 mart'da bir zorlama daha yapılsaydı. Bataryalarımızda cephane kalmadığından İngilizlerin boğazı geçmeleri mümkün olabilirdi. Müttefik kuvvetleri deniz yolu ile boğazı geçemeyeceklerini anlayınca karaya çıkartma yapıp yarımadadaki yüksek noktaları ele geçirerek tabyalarımızı susturmak ve gemilerini geçirmek planına baş vurdular. Ele geçmesi gereken yüksek noktalar Alçı Tepe dolayısıyla Kilit bahir platosu ve Conk bayırı Kocaçimen Tepeleriydi. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-3182442583712762610?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/3182442583712762610/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=3182442583712762610' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/3182442583712762610'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/3182442583712762610'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/18-mart-denizkara-sava.html' title='18 Mart Deniz_Kara Savaşı'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvA8wgNTHI/AAAAAAAAAr4/hf6NG20RKQA/s72-c/18-MART_785.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-7100183068487782670</id><published>2007-07-15T22:54:00.000+03:00</published><updated>2007-07-15T22:56:15.814+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzik'/><title type='text'>Şehit Tahtında Rabbe Gülümser</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/3PXraFdByIg"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/3PXraFdByIg" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-7100183068487782670?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/7100183068487782670/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=7100183068487782670' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/7100183068487782670'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/7100183068487782670'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/07/ehit-tahtnda-rabbe-glmser.html' title='Şehit Tahtında Rabbe Gülümser'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-2247399100940526563</id><published>2007-03-25T22:39:00.000+03:00</published><updated>2007-03-25T22:47:19.173+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinmeyenler'/><title type='text'>Yemek Listesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RgbQ6QuEQBI/AAAAAAAAAwM/DSb8CPCfezI/s1600-h/dcf85d54anakkalehy0.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RgbQ6QuEQBI/AAAAAAAAAwM/DSb8CPCfezI/s400/dcf85d54anakkalehy0.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5045950131854393362" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RgbQCwuEQAI/AAAAAAAAAwE/kpUI7CdH8to/s1600-h/2005-12-03_120225_canakkale1917yemeklistesi2.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RgbQCwuEQAI/AAAAAAAAAwE/kpUI7CdH8to/s200/2005-12-03_120225_canakkale1917yemeklistesi2.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5045949178371653634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sarıkamış 9. Piyade Tümen Komutanlığı'nda görevli İstihbarat Binbaşı Mehmet Balyemez'in tanıttığı 87 yıl önceki mönüde neredeyse yemek adına hiçbir şey yok. İşte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;43. Alay 1. Piyade Taburu 1. Bölüğün 4 günlük yemek mönüsü:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"15 Haziran 1917: Sabah üzüm hoşafı, öğle yok, akşam yağlı buğday çorbası, ekmek tam,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26 Haziran 1917: Sabah yok, öğle yok, akşam üzüm hoşafı, ekmek tam,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Temmuz 1917: Sabah üzüm hoşafı, öğle yok, akşam yok, ekmek yarım,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8 Ağustos 1917: Sabah yarım ekmek, öğle yok, akşam şekersiz üzüm hoşafı"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mönünün sol alt kısmında yazılı bulunan "21 Temmuz 1917'den başlayarak ordu emriyle ekmek istihkakı 500 grama indirilmiştir. Çünkü 'Un' kalmamıştır" sözleri ise o günün koşullarını ve vatanın ne şekilde savunduğunu gösteriyor" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-2247399100940526563?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/2247399100940526563/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=2247399100940526563' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/2247399100940526563'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/2247399100940526563'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/yemek-listesi.html' title='Yemek Listesi'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RgbQ6QuEQBI/AAAAAAAAAwM/DSb8CPCfezI/s72-c/dcf85d54anakkalehy0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-3716012683555839199</id><published>2007-03-25T22:35:00.000+03:00</published><updated>2007-03-25T22:39:09.736+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><title type='text'>Türk Önde Türk İleri!</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/zs4HcvbKhPY"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/zs4HcvbKhPY" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-3716012683555839199?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/3716012683555839199/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=3716012683555839199' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/3716012683555839199'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/3716012683555839199'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/trk-nde-trk-ileri.html' title='Türk Önde Türk İleri!'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-4590009403039591468</id><published>2007-03-25T19:24:00.002+03:00</published><updated>2007-03-25T19:25:20.694+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kan Uykusu'/><title type='text'>0-10</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/f7manYK8mWE"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/f7manYK8mWE" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-4590009403039591468?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/4590009403039591468/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=4590009403039591468' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/4590009403039591468'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/4590009403039591468'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/0-10.html' title='0-10'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-967649686189067839</id><published>2007-03-25T19:24:00.001+03:00</published><updated>2007-03-25T19:24:42.390+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kan Uykusu'/><title type='text'>10-20</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/7t7d9zz7zoE"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/7t7d9zz7zoE" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-967649686189067839?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/967649686189067839/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=967649686189067839' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/967649686189067839'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/967649686189067839'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/10-20.html' title='10-20'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-7928195622158291861</id><published>2007-03-25T19:23:00.002+03:00</published><updated>2007-03-25T19:24:11.935+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kan Uykusu'/><title type='text'>20-30</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/KhbqdMTR-mw"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/KhbqdMTR-mw" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-7928195622158291861?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/7928195622158291861/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=7928195622158291861' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/7928195622158291861'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/7928195622158291861'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/20-30.html' title='20-30'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-3069855761762625686</id><published>2007-03-25T19:23:00.001+03:00</published><updated>2007-03-25T19:23:26.872+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kan Uykusu'/><title type='text'>30-40</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Drg7pWdzJLo"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/Drg7pWdzJLo" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-3069855761762625686?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/3069855761762625686/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=3069855761762625686' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/3069855761762625686'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/3069855761762625686'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/30-40.html' title='30-40'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-8063815193635366981</id><published>2007-03-25T19:22:00.001+03:00</published><updated>2007-03-25T19:22:49.334+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kan Uykusu'/><title type='text'>40-50</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/2tx_mdpWm9A"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/2tx_mdpWm9A" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-8063815193635366981?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/8063815193635366981/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=8063815193635366981' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/8063815193635366981'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/8063815193635366981'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/40-50.html' title='40-50'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-261001630221985436</id><published>2007-03-25T19:21:00.001+03:00</published><updated>2007-03-25T19:21:18.082+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kan Uykusu'/><title type='text'>50-60</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/LD5eXC9yjAA"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/LD5eXC9yjAA" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-261001630221985436?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/261001630221985436/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=261001630221985436' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/261001630221985436'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/261001630221985436'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/50-60.html' title='50-60'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-243533126194508074</id><published>2007-03-25T19:20:00.003+03:00</published><updated>2007-03-25T19:20:47.919+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kan Uykusu'/><title type='text'>60-70</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/Uh3Vj3O8fGo"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/Uh3Vj3O8fGo" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-243533126194508074?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/243533126194508074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=243533126194508074' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/243533126194508074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/243533126194508074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/60-70.html' title='60-70'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-577731991829717138</id><published>2007-03-25T19:20:00.001+03:00</published><updated>2007-03-25T19:20:19.047+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kan Uykusu'/><title type='text'>70-80</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/WF6HCSraB04"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/WF6HCSraB04" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-577731991829717138?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/577731991829717138/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=577731991829717138' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/577731991829717138'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/577731991829717138'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/70-80.html' title='70-80'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-297858621680310787</id><published>2007-03-25T19:19:00.003+03:00</published><updated>2007-03-25T19:19:53.713+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kan Uykusu'/><title type='text'>80-90</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/qM7PepMokRw"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/qM7PepMokRw" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-297858621680310787?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/297858621680310787/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=297858621680310787' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/297858621680310787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/297858621680310787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/80-90.html' title='80-90'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-113616419503236464</id><published>2007-03-25T19:19:00.001+03:00</published><updated>2007-03-25T19:19:19.194+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kan Uykusu'/><title type='text'>90-100</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/I8B2aXByuUo"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/I8B2aXByuUo" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-113616419503236464?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/113616419503236464/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=113616419503236464' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/113616419503236464'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/113616419503236464'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/90-100.html' title='90-100'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-9012321372532675723</id><published>2007-03-25T19:18:00.001+03:00</published><updated>2007-03-25T19:18:45.190+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kan Uykusu'/><title type='text'>100-110</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/faRuOjqQNiE"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/faRuOjqQNiE" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-9012321372532675723?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/9012321372532675723/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=9012321372532675723' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/9012321372532675723'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/9012321372532675723'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/100-110.html' title='100-110'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-3032364631346207088</id><published>2007-03-25T19:17:00.000+03:00</published><updated>2007-03-25T19:18:11.118+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kan Uykusu'/><title type='text'>110-115</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/-QKlN1G73H0"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/-QKlN1G73H0" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-3032364631346207088?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/3032364631346207088/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=3032364631346207088' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/3032364631346207088'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/3032364631346207088'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/110-115.html' title='110-115'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-7094507427320913538</id><published>2007-03-24T09:42:00.000+02:00</published><updated>2007-03-24T09:43:23.072+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><title type='text'>Çanakkale Belgeseli _2</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/JBr24sNJI2I"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/JBr24sNJI2I" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-7094507427320913538?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/7094507427320913538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=7094507427320913538' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/7094507427320913538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/7094507427320913538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/anakkale-belgeseli-2.html' title='Çanakkale Belgeseli _2'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-3527484957441160980</id><published>2007-03-24T09:41:00.000+02:00</published><updated>2007-03-24T09:43:42.785+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><title type='text'>Çanakkale Belgeseli_1</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/2OIOIIAZ8SM"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/2OIOIIAZ8SM" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-3527484957441160980?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/3527484957441160980/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=3527484957441160980' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/3527484957441160980'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/3527484957441160980'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/anakkale-belgeseli.html' title='Çanakkale Belgeseli_1'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-44326615864170979</id><published>2007-03-24T09:29:00.000+02:00</published><updated>2007-03-24T09:41:32.790+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yazılmış Destandır Çanakkale'/><title type='text'>Yazılmış Destandır Çanakkale</title><content type='html'>Aylarca top ve tüfek mermisi altında hayatta kalmanın, yürekle aklın direncinin nasıl bir sinerjiye dönüştüğünü araştırmayan bizler; çocuklarımıza da Çanakkale’yi anlatamıyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale’ye yeni evlendiği kocasını gönderen gelini, tek oğlunun sırtını sıvazlayıp gözyaşlarını içine akıtan anayı, bir daha geri gelemeyeceğini bildiği evladının gözünün içine bakarak “Allah’a emanet ol!” diyen babayı anlamadık, anlamaya çalışmadık. Çanakkale, yeni gelinin, ananın, babanın kalbindeki ateşte saklı... Çanakkale, siperlerde nöbet bekleyen Mehmetçiğin gönlünde gizli... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarımız Çanakkale’yi sadece bir savaş olarak görmemeli. Çanakkale, bir varoluş mücadelesinin yansıması olarak bilinmeli. Ve Anadolu’nun her vilayetinde saklı Çanakkale hikâyeleri unutulmaya yüz tutmadan su yüzüne çıkarılmalı. Çanakkale unutulmamalı. Çanakkale ruhumuzun yeniden ihyası adına önemli bir adım olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Nusret Mayın Gemisi ve Cevat Paşa’nın Rüyası&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtilaf devletlerinin Çanakkale ve İstanbul boğazlarını açmak için teşkil ettikleri İngiliz ve Fransız filolarından müteşekkil büyük armada, 17 Mart akşamı Karanlık Umanı çevresinde son bir defa daha yaptırdığı mayın taraması ile emniyet hissi ve ertesi gün kazanmayı düşündükleri zaferin tatlı hayalleriyle uykuya dalarlar. Oysa uyumayan birileri vardır. Saat gecenin bir buçuğunu gösterdiği zamanda 360 tonluk eski bir tekne olan Nusret Mayın Gemisi bütün ışıklarını karartmış, ağır ağır, Rumeli kıyısını çok yakından takip ederek sessizce Boğaz’dan aşağıya doğru inmektedir. &lt;br /&gt;Gemi kumandanı Yüzbaşı Hakkı Bey, aldığı emir gereği çok rizikolu bir işe girişmiştir. Sisli ve yağmurlu havanın görüş alanını çok azaltmasından faydalanan Hakkı Bey, duman çıkarmaması için makinelerinin dakika devrini l40’da tutmak şartıyla her 15 saniyede bir mayın olmak üzere poyraz lodos yönünden 26 adet Türk yapımı mayını bu bölgeye döktürür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;BÖYLE BİR PLAN NEREDEN ÇIKMIŞTIR? &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müstahkem Mevki Komutanı Cevat (Çobanlı) Paşa bir gece çok enteresan bir rüya görür. Rüyasında kulağında yankılanan ses şöyle demektedir: “... Deniz üzerine bak! Denize doğru nazar eden Cevat Paşa dalgalar arasında çiçeklerle bezenmiş pırıl pırıl “Kef” ve “Vav” harflerini görür. Heyecanla uyanan Cevat Paşa, rüyaya bir anlam veremez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sırada Seddülbahir, Ertuğrul, Kumkale, Orhaniye istihkam ve bataryaları düşmanın çok üstün sayıda ve taretler içinde korunmuş çabuk ateşli ve büyük çaplı gemilerin acımasız saldırısı karşısında çoktan susmuş, moloz ve toprak yığını haline geldiğinden savaş dışı kalmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tenger, Soğanlıdere ve Baykuş bataryalarını takviye ettirmek için teftişe çıkan Cevat Paşa, Kilitbahir’den istimbota binerken yedi yıl önce veremden ölen kızı Bedile Hanım’ı hatırlar. Kabri büyük veli Ahmed Cahidi Sultan’ın türbesinin haziresindedir. Az sonra onun mezarı başına geldiğinde rüyasındaki sesi burada da duyar; şöyle demektedir lahuti ses: “... Cevat, depolardaki 26 mayını denize döşe”. Cevat Paşa, korku ve şaşkınlık içinde bocalarken karşısında yüzüne bakılmayacak kadar güzel, nurânî bir siluet belirir. Adam, Cevat Paşa’nın kolundan tutup sorar: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bir derdin mi var? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevat Paşa, gördüğü rüyayı ve az önce duyduğu sesi bir solukta anlatır. Nur yüzlü adam (Ahmed Cahidi Sultan) cevap verir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Nur, zafer işaretidir. Ebced hesabında “Kef” harfi 20, “Vav” da 6 rakamını bildirir ve 26 yapar... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları söyledikten sonra aniden kaybolur. Cevat Paşa, hemen Mayın Grubu Kumandanı Nazmi Bey’i çağırıp sorar: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Depolarımızda kaç mayınımız var? Nazmi Bey’in cevabı çok şaşırtıcıdır: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Elimizde bir Türk usta tarafından yapılan 26 mayın var. Alman teknisyenler bunları döşememizi istemediler. Şu anda Boğaz’daki mayın sayısı 377’dir ve hepsi Alman yapımıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;NAZMİ VE HAKKI BEY’LE BULUŞMA &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevat Paşa, daha sonra Nusret Mayın Gemisi Komutanı Yüzbaşı Hakkı Bey ile Yüzbaşı Hafız Nazmi Bey’i makamına çağırır ve mayınları nereye dökecekleri konusunda plan yaparlar. Ve plan gereği bu sırlı 26 mayın Kumbağı Burnu ile Soğanlıdere arasına iki sıra halinde Boğaz’a paralel olarak tekbir ve dualarla dökülür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün 18 Mart 1915 sabahı İngilizlerin en büyük zırhlılarından Irresistible ve Ocean zırhlıları, Nusret’in sabaha karşı döktükleri mayınlara çarparak herkesin şaşkın bakışları arasında Boğaz’ın dibini boylarlar. (Prof. Azmi Süslü, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, c.7, s 306 Aktaran: Mustafa Turan, s 56)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Albay Mustafa Kemal Çanakkale’yi anlatıyor:&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre. Yani ölüm muhakkak. Birinci siperlerin hiç biri kurtulmamacasına kamilen düşüyor. İkincidekiler onların üzerine gidiyor. Fakat ne kadar şâyân-ı gıpta bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir fütur göstermiyor. Sarsılmak yok. Okumak bilenler ellerinde Kur’an-ı Kerim Cennet’e girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren şâyân-ı hayret ve tebrik edilecek bir misaldir. &lt;br /&gt;Emin olmalısınız ki, işte bize Çanakkale muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Prof. Azmi Süslü, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, c.7, s 306 Aktaran: Mustafa Turan, age: s:56&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Koca Seyid &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koca Seyid, 1909 yılında, 20 yaşında askere&lt;br /&gt;alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balkan savaşlarına katıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cihan Harbi patlayınca terhis edilmedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topçu eri olarak Çanakkale’ye gönderildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İri yarı, çok güçlü olan Koca Seyid, burada Rumeli yakasındaki Kilitbahir’in 28’lik Rumeli Bataryası’nda topçu eri olarak vazifeliydi. 18 Mart günü, bulunduğu bataryaya İngiliz gemisinden atılan büyük bir bombayla birliğimiz toptan imha oldu. İçlerinden yalnızca Seyid Onbaşı ile Niğdeli Ali kurtulmuştu. Bir de Yüzbaşı Hilmi. Rumeli Mecidiye Tabyası’nda tek top ayakta kalabilmiş, fakat onun da vinci kırılmış olduğundan mermileri namluya sürülemiyordu. Yüzbaşı Hilmi Bey, etrafından birilerinden yardım alabilmek düşüncesiyle bataryadan uzaklaştığı sırada Niğdeli Ali ile Koca Seyid ümitsiz ve perişan ne yapacaklarını düşünüyorlardı. “Lâ havle velâ kuvvete illa billah!” (Allah’tan başka kimsede havl ve kuvvet yoktur!) duası Seyid’in ağzından nûr tanesi gibi dökülmeye başladı. Aşk ile kendinden geçmesi ve 257 okkalık top mermisini sırtlaması bir oldu. Demir basamakları ağır ağır tırmandı. Yanında bulunan Niğdeli Ali, Seyid’in göğüs ve omuz kemiklerinin çatırtısını duyuyor, hayret ve dehşet içinde kalıyordu. Topun namlusuna sürülen üçüncü mermi savaşın kaderini değiştiren olayı gerçekleştirmiş ve “Ocean” isimli zırhlı, bu merminin isabetiyle korkunç yara almıştır. Akşama doğru Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa, Seyid’in bataryasına geldi ve bu isimsiz kahramanı kutladı. Cevat Paşa, resminin çekilmesini istedi. Seyid ne kadar zorlandıysa da o mermiyi sırtlayamadı. Bunun üzerine tahtadan bir mermi yapıldı. Koca Seyid o mermiyi sırtına alarak fotoğrafçının karşısına geçti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;*** &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KOCA SEYİD’E NE OLDU?&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek çok isimsiz kahraman gibi Koca Seyid de vefasızlıklar girdabına sürüklendi. Köyüne döndü. Hamallıkla geçinmeye çalıştı. Bu sıralarda üşüttü ve vereme yakalandı. Adı tarihe altın harflerle geçen kahraman, fakirlik içinde yakalandığı veremden kurtulamayarak sessiz sedasız dünya misafirhanesine veda etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızı Ayşe Yıkar, “Gençliğimizde hep aç ve sefil bir hayat yaşadık. Annem de zaten aç ve perişan bir hayattan dolayı hastalıktan öldü. Ondan geriye bir şey kalmadı. Zaten bir şeyi yoktu ki.” diyordu. (Bkz: Çanakkale’nin Ruh Portresi, İbrahim Refik, Albatros Yay. 0212 519 39 33) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;*** &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seyid, (Seyit Çabuk) 1889 yılında Havran ilçesinin Çamlık köyünde dünyaya gelmişti. Yoksul, topraksız bir köylünün çocuğuydu. Ve 1939’da öyle de öldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;-----------------------------------------------&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kaşıkçı Dede ve Ladikli Ahmed &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkele’de başta Efendimiz (sas) olmak üzere büyük zatların manevi tasarruf ve yardımları olmuştur. Kaşıkçı Dede de esrârlı zâtlardan biridir. &lt;br /&gt;Kilitbahirli Kaşıkçı Dede’nin himmetine şahit olan sonraki yılların büyük velisi Konya Ladik’ten Ahmed Ağa hadiseyi şu şekilde anlatıyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“15 Temmuz 1915 sıcak bir yaz günü. Bir taraftan düşmanın ateşi, öte yandan güneşin harı kavurur yarımadayı. Mehmetçiğin en büyük ihtiyacı su olur o günler. Cepheye yeni sevk edilen bir bölük asker, Bigalı köyüne doğru yola çıkarılır. Askerlerimize susuzluğun harareti tam çökmek üzeredir ki yolun sol tarafında çeşme başında sakallı bir dede seslenir onlara: “Gelin evlatlarım soğuk su vereyim, gelin doldurun mataralarınızı.” Koşarlar o tarafa doğru. Geri kalıp susuz kalmamak için gizli bir yarış başlar içlerinde. Bir de bakarlar ki çeşme akmıyor. (Bu çeşme halen mevcut olup kışın aktığı halde haziran gelince suyu kesilir.) Dedenin elinde bir toprak testi vardır; ama o da taş çatlasa 10-15 litre su alır. Hiç 300-400 kişiye ufacık testinin suyu yeter mi? Kaşıkçı Dede; “Acele etmeyin yavrularım, için kana kana, doldurun mataralarınızı.” der. Lâdikli Ahmed Efendi hiç acele etmez ve hep en sonu bekler. Anlaşılan haberdardır bazı şeylerden. Nihayet herkes matarasını doldurur; ama testide hâlâ su bitmez! O da uzatır matarasını, içer kana kana suyunu. Hâlâ toprak testide su vardır. Ahmedcik dayanamaz sorar, “Dede senin adın ne?” diye. “Kaşıkçı Dede derler evladım bana. Kilitbahir köyünde otururum. Evladım cephede yaralanırsan matarandaki bu sudan döküver yarana. Biiznillah şifa bulursun.” der. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmed, bu sözü unutmaz ve matarasındaki suyu da bitirmez, saklar. Bir müddet sonra arkadaşları ile beraber yaralanır ve aklına su gelir. Döker kendi ve arkadaşlarının yaralarına. Şifa bulurlar. Çok geçmez bir daha yaralanır; ama bu defaki hem daha ağır ve hem de su bitmiştir. Eceabat’taki vapur hastaneye getirilir. Biraz iyileşince hava değişimine gönderilmek istenir. O, cepheye gitmek ister. Soğanlıdere’deki asker ağabeyini ziyaret etmek üzere bir günlük izin alır. Ağabeyinin şehit olduğunu öğrenir. İçinde fırtınalar kopar ve o duygularla dönerken Kilitbahir köyüne uğrar. Kaşıkçı Dede’yi sorar birkaç kişiye. ‘Burada öyle biri yok’ derler. Bir başkası ise; “Yüzlerce yıl önce yaşamış bir evliyanın kabri var. Biz ona Kaşıkçı Dede deriz.” der. O mübarek Allah dostunun kabrini gösterirler. Hep beraber dua ederler. Bu arada Ladikli Ahmed meseleyi gönlünde çözer. Artık testiyi de anlar, suyu da.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[Bkz: Mehmet İhsan Gençcan, Kan Çiçekleri, Aktaran: Salim Dağ, Ufuklar Dergisi, Mart-2001, shf., 15]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Şehitlikle ilgili ayetler &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* “Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın. Aksine onlar diri olup Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar. Allah’ın lütfundan kendilerine vermiş olduklarıyla sevinç içindedirler ve arkalarından henüz onlara kavuşmamış olanları, kendilerine bir korku olmayacağı ve üzülmeyecekleri üzere müjdelerler.” (Ali İmran, 3/169-170) &lt;br /&gt;* “... Şüphesiz hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, benim yolumda kendilerine eziyet edilenlerin, çarpışanların ve öldürülenlerin kötülüklerini örtecek ve kendilerini altından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. Bu Allah katından bir karşılıktır. Karşılığın en güzel olanı Allah katındadır.” (Ali İmran, 3/195) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* “Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Aksine onlar diridirler ancak siz fark edemiyorsunuz.” (Bakara, 2/154) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* “Allah, kendi yolunda çarpışıp öldüren ve öldürülen mü’minlerden, karşılığı cennet olmak üzere, mallarını ve canlarını satın almıştır. Bu O’nun üzerine, Tevrat, İncil ve Kur’an’da vadedilmiş olan bir haktır. Allah’tan daha çok ahdine vefa gösterebilen kim vardır? Şu halde yapmış olduğunuz bu alışverişinizden dolayı sevinin. İşte büyük kurtuluş budur.” (Tevbe, 9/111)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tunuslu askerler, savaşa nasıl getirildi? &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngilizlerin, Osmanlı’ya karşı oyunları dudak uçuklatacak niteliktedir. Savaş sırasında esir alınmış ve karşısındaki düşman sandığı kişilerin bizzat korumak istediği Osmanlı askerleri olduğunu öğrenince gözyaşları içinde düştüğü acziyeti anlatan bir Tunusluyu ve onun ağzından İngilizlerin aynı dine mensup ve birbirini seven insanları nasıl kandırdıklarını ibretle görelim: &lt;br /&gt;“Evvela bizi iğfal ettiler ‘Sizin halifenizle beraberiz. Onun düşmanı olan Almanlarla savaşıyoruz. O halde sizin de halifenize yardım etmeniz, dini açıdan borcunuzdur.’ dediler. Sonra hakikat meydana çıkınca baskıya, şiddete başvurdular. Askere gitmek istemeyenlerin anasını, babasını hapislere atıp işkenceler altında inlettiler, evini barkını yıktılar. Bundan başka, şayet savaşta kanımızı son damlasına kadar dökmeyecek olursak, ailelerimizi perişan edeceklerini tekrar tekrar söylediler. Analarımız, babalarımız, çocuklarımız bugün onların elinde rehindir!” (Bkz: İbrahim Refik, Çanakkale’nin Ruh Portresi, S, 21. İst. 1998) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;EZAN SESLERİYLE UYANAN SÖMÜRGELER! &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Harbi’nin en dehşetli günlerinden birinde Tayyar Paşa, ordunun içinde sesi güzel ne kadar asker varsa sabah namazından önce hep birden ezan okumaları emrini verir. Emri alan onlarca asker, şafak kızıllığı ile birlikte, dâvûdî sadalarıyla o lahuti nağmeleri Çanakkale’nin kanla karışık soğuk sularına kadar dinletirler. Çok geçmeden düşman mevzilerinden taşa sarılmış kağıtlar atılmaya başlanır. Askerlerimiz açıp bakarlar. Bunlardan Farsca yazılmış bir tanesinde şöyle yazılmaktadır; “Bizler Hindistanlı Müslüman askerleriz. İngilizler bize Almanlara karşı Osmanlı’nın yanında savaşacağımızı söylediler. Biraz önce ezan sesi duyduk, siz kimsiniz?” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmetciğin kanı donar. Tarih, kandırılmışlığın böylesine pek az şahit olmuştur. Hemen cevap cerilir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Burası Osmanlı payitahtının kapısı. Bizler de Osmanlı askerleriyiz!” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedir’den Sakarya’ya yansıyan hep aynı ruhtu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedir’den Uhud’a ve Hendek’e oradan Malazgirt’e, Çanakkale’ye ve Sakarya’ya hakim olan ruh, ilahi olana kendini adayışın ta kendisiydi. Sultan Alparslan 26 Ağustos 1071’de cuma namazı vaktini bekleyerek taarruzu biraz geciktirip, namazın ardından giydiği beyaz elbisesiyle ordusunun önüne geçmişti. Sultan, atının kuyruğunu bizzat bağlayıp, ön saflarda ordusuna bir asker gibi savaşacağını belirtmek maksadı ile ok ve yayını bırakıp kılıç ve topuzunu eline almıştı. Sonra ordusuna şöyle der; “..Bütün Müslümanların minberlerde bizim için dua ettikleri şu saatte, kendimi düşman üzerine atmak istiyorum. Ya muzaffer olur, gayeme ulaşırım; ya da şehit olur, Cennet’e giderim. Sizlerden beni takip etmeyi tercih edenler, takip etsin. Ayrılmayı tercih edenler, gitsinler. Burada sultan ve emredilen asker yoktur. Zira, bugün ben de ancak sizlerden biriyim, sizlerle birlikte savaşan bir gaziyim.” (İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, I-X, 1, 257. Son üç cilt Enver Ziya Karal’a aittir. Dördüncü baskı, Türk &lt;br /&gt;Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1982. ) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu’nun kapılarını İslâm’a açan büyük, Malazgirt zaferi işte bu ruh haliyle kazanıldı. Çanakkale için de aynı şeyler söz konusudur. Alman subayı Carl Mülhman bakın bunu nasıl ifade ediyor: “Bu ağır sınama döneminde Türklerle birlikte hareket eden herkes, bu sessiz kahramanlık karşısında sınırsız saygı ve hayranlık duyar ki, o dürüst Anadolu insanına karşı bu duyguyu düşmanı bile esirgemeyecektir. Burada, diğer kültürlü uluslar tarafından şüphesiz gözlemlenen; ama ruh dünyalarında kavranamayan bir ‘dine kendini adayış’ Türklerde açığa çıkmaktadır ve bu; aynı şeyin başka ulusta benzer ölçüde görülemeyeceği bir ruh halidir. Her halükârda Türk insanı gücünü bu özelliklerinden almaktadır.” (Carl Mülhman, Çanakkale Savaşı, Bir Alman Subayının Notları, Terc. Sedat Ümran, Timaş Yay. İstanbul, 1998 s. 164-165.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Çanakkale vadilerindeki yeşil kuşlar &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihimizdeki birçok savaşta hemen her zaman anlatılagelen bir hadisedir yeşil sarıklılar. Kimdirler, necidirler, nerelerden gelmişlerdir, kesin olarak bilen yoktur. Ama herkes onların ya Allah katından gönderilen melekler ya da daha önceki savaşlarımızda Allah, vatan ve din uğruna can veren şehitlerimiz olduklarını düşünürler. Çanakkale’de de bunun örnekleri görülmüştür. Halk, bu tarz olağanüstülükleri hemen her mücadelemizde yaşadığı ya da gördüğü için, acaba demiştir, bu harbimizde de böyle şeyler oldu mu? &lt;br /&gt;Ruşen Eşref Bey, Çanakkale gazilerinden biriyle yaptığı mülakatta yeşil sarıklıları görüp görmedikleri ile ilgili sorduğu soruya ilginç bir cevap almıştı. Bir parmağını savaşta kaybeden gazimiz ona şu cevabı vermişti: “Hayır efendim, biz görmedik. Yalnız kuşlar vardı. Yeşil yeşil. Ateşin arasında gezerlerdi. Sonra zeytin ağaçlarına konarlardı. Başka bir şey görmedik. İşte o zeytin ağaçlarını kurşun, gülle kırmış, yıkmış, dalını budağını karıştırmış. O yeşil kuşlar oraya konarlardı. Kurşun murşun, Allah tarafından, onlara dokunmuyordu.” (Kaynak: Ruşen E. Ünaydın, Çanakkale’de Savaşanlar Dediler ki, TTK Yay., Ankara 1990. Aktaran: Doç. Dr. Abdulhakim Yüce, Şehtler ve Şehitlerin Hayatı, Nil Yay. İst. 2001 s. 167) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;*** &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;HADİS-İ ŞERİFTE NASIL ANLATILIYOR? &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kütüb-ü Sitte’den Esbab-ı Nüzûl bölümünden 529 no’lu hadis-i şerif: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Resulullah (sas) ashabına şöyle dedi: “Uhud’da şehid olan kardeşleriniz var ya! Allah, onların ruhlarını yeşil kuşların içine koydu. Bunlar cennetin nehirlerine giden, cennet meyvelerinden yiyen ve Arş’ın gölgesine asılmış altından kandillere girip istirahat eden kuşlardır. Şehitler böylece güzel güzel yiyip içip dinlenince şöyle dediler: Kardeşlerimize bizden kim haber götürecek ve bildirecek ki bizler Cennet’te dirileriz, rızıklanıyoruz? Bu haber gitmeli ki onlar Cennet’e karşı isteksiz olmasınlar ve harpte korkak davranmasınlar!” Allahü Teala onlara cevaben: “Sizin haberinizi Ben duyuracağım.” buyurdu ve şu ayeti indirdi: “Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın, bilakis onlar Rabb’leri katında diridirler. Allah’ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar. Arkalarından kendilerine ulaşmayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler.” (Al-i İmran, 169). &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-44326615864170979?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/44326615864170979/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=44326615864170979' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/44326615864170979'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/44326615864170979'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/yazlm-destandr-anakkale.html' title='Yazılmış Destandır Çanakkale'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-2400677074602937528</id><published>2007-03-22T19:42:00.001+02:00</published><updated>2007-03-22T19:42:58.558+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><title type='text'>Türk Komando</title><content type='html'>&lt;object width="232" height="144"&gt;&lt;param value="http://www.youtube.com/v/cbaoWhza02c" name="movie"/&gt;&lt;param value="transparent" name="wmode"/&gt;&lt;embed width="232" src="http://www.youtube.com/v/cbaoWhza02c" wmode="transparent" height="144" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-2400677074602937528?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/2400677074602937528/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=2400677074602937528' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/2400677074602937528'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/2400677074602937528'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/trk-komando.html' title='Türk Komando'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-875339888734392467</id><published>2007-03-22T19:41:00.002+02:00</published><updated>2007-03-22T19:42:21.522+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><title type='text'>Mehter</title><content type='html'>&lt;object width="232" height="144"&gt;&lt;param value="http://www.youtube.com/v/wjHQ5DuzUlY" name="movie"/&gt;&lt;param value="transparent" name="wmode"/&gt;&lt;embed width="232" src="http://www.youtube.com/v/wjHQ5DuzUlY" wmode="transparent" height="144" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-875339888734392467?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/875339888734392467/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=875339888734392467' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/875339888734392467'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/875339888734392467'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/mehter.html' title='Mehter'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-3652143874034177855</id><published>2007-03-22T19:41:00.001+02:00</published><updated>2007-03-22T19:41:41.560+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><title type='text'>Dursun Bedirhan Türkü</title><content type='html'>&lt;object width="232" height="144"&gt;&lt;param value="http://www.izlesene.com/player2.swf?izle=/data/videos/14/14841.flv" name="movie"/&gt;&lt;param value="high" name="quality"/&gt;&lt;param value="#ffffff" name="bgcolor"/&gt;&lt;embed quality="high" width="232" src="http://www.izlesene.com/player2.swf?izle=/data/videos/14/14841.flv" height="144" bgcolor="#ffffff" type="application/x-shockwave-flash"/&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-3652143874034177855?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/3652143874034177855/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=3652143874034177855' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/3652143874034177855'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/3652143874034177855'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/dursun-bedirhan-trk.html' title='Dursun Bedirhan Türkü'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-5443021650511739476</id><published>2007-03-22T19:40:00.001+02:00</published><updated>2007-03-22T19:40:51.029+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><title type='text'>Herşey Vatan İçin</title><content type='html'>&lt;object width="232" height="144"&gt;&lt;param value="http://www.izlesene.com/player2.swf?izle=/data/videos/39/39309.flv" name="movie"/&gt;&lt;param value="high" name="quality"/&gt;&lt;param value="#ffffff" name="bgcolor"/&gt;&lt;embed quality="high" width="232" src="http://www.izlesene.com/player2.swf?izle=/data/videos/39/39309.flv" height="144" bgcolor="#ffffff" type="application/x-shockwave-flash"/&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-5443021650511739476?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/5443021650511739476/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=5443021650511739476' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/5443021650511739476'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/5443021650511739476'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/herey-vatan-iin.html' title='Herşey Vatan İçin'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-8765474314395707028</id><published>2007-03-22T19:39:00.001+02:00</published><updated>2007-03-22T19:39:28.713+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><title type='text'>Barış Bekçileri</title><content type='html'>&lt;object width="232" height="144"&gt;&lt;param value="http://www.youtube.com/v/wd2XRXoMlIo" name="movie"/&gt;&lt;param value="transparent" name="wmode"/&gt;&lt;embed width="232" src="http://www.youtube.com/v/wd2XRXoMlIo" wmode="transparent" height="144" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-8765474314395707028?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/8765474314395707028/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=8765474314395707028' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/8765474314395707028'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/8765474314395707028'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/bar-bekileri.html' title='Barış Bekçileri'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-5021828573654590959</id><published>2007-03-22T19:38:00.001+02:00</published><updated>2007-03-22T19:38:54.364+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><title type='text'>Zap Suyu</title><content type='html'>&lt;object width="232" height="144"&gt;&lt;param value="http://www.izlesene.com/player2.swf?izle=/data/videos/37/37365.flv" name="movie"/&gt;&lt;param value="high" name="quality"/&gt;&lt;param value="#ffffff" name="bgcolor"/&gt;&lt;embed quality="high" width="232" src="http://www.izlesene.com/player2.swf?izle=/data/videos/37/37365.flv" height="144" bgcolor="#ffffff" type="application/x-shockwave-flash"/&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-5021828573654590959?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/5021828573654590959/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=5021828573654590959' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/5021828573654590959'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/5021828573654590959'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/zap-suyu.html' title='Zap Suyu'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-5100215955448669621</id><published>2007-03-22T19:31:00.000+02:00</published><updated>2007-03-22T19:37:39.151+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><title type='text'>Uğur Arslan</title><content type='html'>&lt;object width="232" height="144"&gt;&lt;param value="http://www.youtube.com/v/LgiNmFhp1Bo" name="movie"/&gt;&lt;param value="transparent" name="wmode"/&gt;&lt;embed width="232" src="http://www.youtube.com/v/LgiNmFhp1Bo" wmode="transparent" height="144" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-5100215955448669621?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/5100215955448669621/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=5100215955448669621' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/5100215955448669621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/5100215955448669621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/uur-arslan.html' title='Uğur Arslan'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-2162906028206831161</id><published>2007-03-22T19:27:00.000+02:00</published><updated>2007-03-22T19:30:27.461+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><title type='text'>İstiklal Marşı</title><content type='html'>&lt;object width="232" height="144"&gt;&lt;param value="http://www.izlesene.com/player2.swf?izle=/data/videos/32/32002.flv" name="movie"/&gt;&lt;param value="high" name="quality"/&gt;&lt;param value="#ffffff" name="bgcolor"/&gt;&lt;embed quality="high" width="232" src="http://www.izlesene.com/player2.swf?izle=/data/videos/32/32002.flv" height="144" bgcolor="#ffffff" type="application/x-shockwave-flash"/&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-2162906028206831161?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/2162906028206831161/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=2162906028206831161' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/2162906028206831161'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/2162906028206831161'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/istiklal-mar.html' title='İstiklal Marşı'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-2597712060523313883</id><published>2007-03-22T19:24:00.000+02:00</published><updated>2007-03-22T19:26:02.281+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Video'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Deniz Harekatı'/><title type='text'>Çanakkale Deniz Savaşı</title><content type='html'>&lt;object width="232" height="144"&gt;&lt;param value="http://www.youtube.com/v/J7TguUDPhxY" name="movie"/&gt;&lt;param value="transparent" name="wmode"/&gt;&lt;embed width="232" src="http://www.youtube.com/v/J7TguUDPhxY" wmode="transparent" height="144" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-2597712060523313883?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/2597712060523313883/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=2597712060523313883' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/2597712060523313883'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/2597712060523313883'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/anakkale-deniz-sava.html' title='Çanakkale Deniz Savaşı'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-8378711822641357845</id><published>2007-03-22T19:21:00.000+02:00</published><updated>2007-03-22T19:22:32.320+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haberler'/><title type='text'>Vatan Haber</title><content type='html'>&lt;iframe scrolling="" width="144" frameborder="0" src="http://www.habervatan.com/sondakika3.asp?hs=5&amp;rsg=80&amp;rsh=100&amp;h=232&amp;g=144 " name="iFrame1" height="190"&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-8378711822641357845?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/8378711822641357845/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=8378711822641357845' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/8378711822641357845'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/8378711822641357845'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/vatan-haber.html' title='Vatan Haber'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-7588689145217060118</id><published>2007-03-17T18:32:00.001+02:00</published><updated>2007-03-17T18:32:51.719+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kronoloji'/><title type='text'>Aralık 1915</title><content type='html'>5 Aralık 1915 Mareşal Liman von Sanders'in Anafartalar Grubu Karargahı'na gelişi ve Mustafa Kemal'e, beraberinde getirdiği hava değişimi izin yazısını vermesi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;6 Aralık 1915 İtilaf Güçlerinin Gelibolu Yarımadası’nı boşaltma hazırlıkları. &lt;br /&gt;8 Aralık 1915 Fethi (Okyar), Dr.Bahattin Şakir ve Dr.Tevfik Rüştü (Aras) Bey'lerin akşam Atatürk'ün misafiri olarak Anafartalar Grubu Karargahı'na gelişleri. Atatürk'ün aldığı hava değişimi izni üzerine Anafartalar Grubu Komutan Vekilliğine atanan Fevzi (Çakmak) Paşa'nın Anafartalar Grubu Karargahı'na gelişi. &lt;br /&gt;10 Aralık 1915 Atatürk'ün -beraberinde misafirleri Fethi (Okyar), Bahattin Şakir ve Tevfik Rüştü (Aras) Bey'ler olmak üzere- Çanakkale'den İstanbul'a hareketi. (Atatürk İstanbul'a dönüşünü takiben Çanakkale'den izinli olarak ayrılış sebebini Salih (Bozok) Bey'e şöyle anlatmıştır :"Ben düşmanın çekileceğini anladığım için bir taarruz yapılmasını teklif etmiştim. Fakat benim bu teklifimi kabul etmediler. Bundan dolayı canım sıkıldı. Çok da yorgun olduğum için izin alarak İstanbul'a geldim. Eğer ben orada iken düşman şimdiki gibi çekilmiş olsaydı, herhalde daha çok sıkılacaktım. Burada bulunmaklığım benim için bir talih eseridir.)&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;11 Aralık 1915 Mustafa Kemal'in Çanakkale'den İstanbul'a gelişi &lt;br /&gt;19-20 Aralık 1915 İtilaf Güçlerinin, işgal ettikleri siperleri boşaltarak gece Anafartalar, Arıburnu bölgesinden gizli olarak çekilmeleri (Bu bölgedeki boşaltma son günlerde mevcut sisten de yararlanılarak gizli olarak yapılmakta idi. Ancak birlik ve malzemelerin büyük kısmını kapsayan boşaltma bu gece gerçekleştirilmiştir. İngilizler 8/9 Ocak 1916 gecesi de Seddülbahir bölgesinden çekilmişlerdir.)&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-7588689145217060118?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/7588689145217060118/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=7588689145217060118' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/7588689145217060118'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/7588689145217060118'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/aralk-1915.html' title='Aralık 1915'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-2779402236002163787</id><published>2007-03-17T18:31:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T18:32:14.928+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kronoloji'/><title type='text'>Kasım 1915</title><content type='html'>3 Kasım 1915 İstanbul'dan Gelibolu'ya gelen Ayan ve Mebusan Heyeti'nin Anafartalar Grubu karargahı'na giderek Mustafa Kemal'i ziyareti ve beraber cepheyi gezmeleri. &lt;br /&gt;6 Kasım 1915 Çanakkale’den geçerek Marmara’ya girmiş olan E-20 İngiliz denizaltı gemisinin esir edilmesi. &lt;br /&gt;7 Kasım 1915 İngiliz Harp Kabinesi'nin Çanakkale'yi boşaltma kararı. &lt;br /&gt;10 Kasım 1915 Fransız denizaltı gemisi &lt;strong&gt;Turquoise&lt;/strong&gt;’a Enver Paşa’nın katıldığı bir törenle “&lt;strong&gt;Müstecip Onbaşı&lt;/strong&gt;” adının verilmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-2779402236002163787?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/2779402236002163787/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=2779402236002163787' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/2779402236002163787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/2779402236002163787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/kasm-1915.html' title='Kasım 1915'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-1175860650009539817</id><published>2007-03-17T18:30:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T18:31:19.057+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kronoloji'/><title type='text'>Ekim 1915</title><content type='html'>11 Ekim 1915 Gelibolu Yarımadası’nın İtilaf Devletleri’nce boşaltılmasının ilk kez söz konusu oluşu &lt;br /&gt;17 Ekim 1915 Çanakkale bölgesinde General Hamilton'un komutayı General Birdwood'a devrederek cepheden ayrılışı. &lt;br /&gt;26 Ekim 1915 Mustafa Kemal'in, Başkomutanlık Vekaleti'nce 9.,11.ve 12.Tümenlerin birleşmesinden oluşacak 16.Kolordu komutanlığına atanması ve Kolordu Komutanı yetkisiyle "Anafartalar Grubu'nu yönetmekle görevlendirilmesi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;30 Ekim 1915 Turquoise isimli Fransız denizaltı gemisinin esir edilmesi. &lt;br /&gt;31 Ekim 1915 Başkomutan Vekili Enver Paşa'nın, beraberinde Ahmet İzzet Paşa, Yarbay Feldmann ve Başyaver Kazım (Orbay) Bey olmak üzere Anafartalar Grubu Karargahı'nı ziyareti, Atatürk'le görüşmesi, daha sonra at üzerinde İsmailoğlu Tepesi'ne gidilmesi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-1175860650009539817?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/1175860650009539817/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=1175860650009539817' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1175860650009539817'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1175860650009539817'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/ekim-1915.html' title='Ekim 1915'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-111668707273393134</id><published>2007-03-17T18:29:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T18:30:40.208+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kronoloji'/><title type='text'>Eylül 1915</title><content type='html'>1 Eylül 1915 Mustafa Kemal'e, Anafartalar Grubu Komutanlığı'ndaki üstün başarılar nedeniyle "Muharebe Gümüş Liyakat Madalyası" verilişi. &lt;br /&gt;2 Eylül 1915 Mustafa Kemal'in, Çanakkale Savaşlarında yaralanan ve sakatlanan Osmanlı askerleri için para toplayarak gönderen -Almanya'nın İstanbul Elçiliği görevlilerinden- Dr.Ernest Jackh'a teşekkür mektubu :"...Kaderin savurduğu her haşin darbeye bizimle katlanmakla kalmayıp bundan doğan ıstırapları da hafifletmek için akla gelen her yardımı esirgemeyen siz sadık dosta, Fevzi (Çakmak) Bey de selamlarını ve teşekkürlerini yollar." Atatürk'ün komuta ettiği Anafartalar Grubu Komutanlığı'nın Kurmay Başkanı Binbaşı İzzettin (Çalışlar) Bey'in, 16.Kolordu Kurmay Başkanlığı'na atanması.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;4 Eylül 1915 Mustafa Kemal'in, Anafartalar'da 4.ve 8.Tümen cephelerine giderek incelemelerde bulunması. Başkomutan Vekili Enver Paşa'nın, 5.Ordu Komutanı Liman von Sanders'in -Anafartalar Grubu'ndaki yeni düzenleme ile ilgili- 29 Ağustos 1915 tarihli önerisine cevabı :"Anafartalar Grubu'nun devamını, bu grup içindeki tümenlerin şimdilik yalnız 2.ve 15.Kolorduları oluşturmasını ve Gruğ Komutanlığı'nın 16.Kolordu Komutanı Mustafa Kemal Bey tarafından yapılmasını, yüksek öneriniz üzerine uyarınca uygun gördüm."&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;6 Eylül 1915 Bulgaristan’ın Türkiye ve Almanya’nın yanında savaşa katılması. &lt;br /&gt;14 Eylül 1915 Mustafa Kemal'in Bulgar Generali Petroff'un eşi Sultane Petroff'a Çanakkale'den Fransızca mektubu :"...Düşman kuvvetlerine karşı kendi istediğimiz şekilde karşı koyduk ve daha önce Arıburnu'nda benim karşımda hezimete uğrayan düşman kuvvetleri, aradan aylar geçtikten sonra bu defa da Anafartalar'da tam anlamıyla felç oldular. Generalimin, muhtemelen bunlardan haberi vardır; ama olan biteni doğrudan benden öğrenmesi, sanırım kendisini çok daha fazla memnun edecektir. General Hamilton'a ve Lord Kitchener'e ardı ardına bu başarıları elde etmeme vesile oldukları için teşekkür etmem gerektiğine inanıyorum." Mustafa Kemal'in, 2.ve 15.Kolordu Komutanlarıyla Abdurrahman Bayırı'na gidişi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;20 Eylül 1915 Mustafa Kemal'in rahatsızlanması, Mareşal Liman von Sanders'in Anafartalar Grubu Karargahı'na gelerek, kendisine geçmiş olsun dileğinde bulunması, sonra özel doktorunu gönderişi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;23 Eylül 1915 Mustafa Kemal'in, - Almanya'nın İstanbul Elçiliği görevlilerinden- Dr.Ernest Jackh'ı çadırında kabulü ve söyledikleri :"Tam manasıyla Ruslar gibi karaya tıkıldık. Ruslar çökmeğe mahkumdurlar; çünkü Boğazları kapayarak onları Karadeniz'e tıkadım. Bu suretle, müttefiklerinden ayrı düşürdüm. Fakat biz de aynı sebep dolayısıyla yıkılmaya mahkumuz. Gerçekten biz, Akdeniz, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu sahillerine yerleşmiş bulunuyoruz; fakat herhangi bir okyanusa çıkmayı göze alamayız. Deniz kuvvetlerine sahip olmayan bir kara kuvveti olmak itibariyle biz, yarımadamızı, kara kuvvetlerini hiçbir tehdide uğramaksızın istediği sahile getirebilen deniz kuvvetlerine karşı savunmaya asla muktedir olamayacağız." (Atatürk, bu görüşmenin yapıldığı günlerde rahatsızlığı nedeniyle çadırında istirahat etmektedir. Ernest Jackh, hatıralarında şu bilgileri vermektedir :"Mustafa Kemal Bey ağır surette hastaydı ve bu yüzden kendisini ziyaret için çadırına gittim. Malarya (sıtma)'ya tekrar yakalanmıştı. O kadar zayıflamıştı ki, ilkin tanıyamadım. Bununla beraber ateşli tabiatı, evvelce sık sık yaptığımız bütün gece devam eden çok sevdiği görüşmeler gibi, bizi, siyasi bir tartışmaya daldırdı."&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;24 Eylül 1915 Başkomutan Vekili Enver Paşa'nın beraberinde Başkomutanlık Vekaleti Harekat Şubesi Müdürü Yarbay İsmet (İnönü) Bey olduğu halde Gelibolu'ya gelişi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;26 Eylül 1915 Başkomutan Vekili Enver Paşa'nın sabahleyin Kuzey Grubu Karagahı'na gidişi, daha sonra -Anafartalar Grubu cephesine ait- Conkbayırı'nı gezdikten sonra Gelibolu'da 5.Ordu karargahı'na dönüşü (Enver Paşa, bu inceleme gezisinde Anafartalar Grubu Karargahı'na uğramamıştır.)&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;27 Eylül 1915 Mustafa Kemal'in, 5.Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders'e Anafartalar Grubu Komutanlığı'ndan affını isteyen yazısı :"...Geçenlerde Ekselansları Başkomutan, Kuzey, Güney ve Asya Gruplarını ziyaretiyle gereği gibi onurlandırmıştır; ancak Anafartalar Grubu'nun varlığını tanımak istememekle, bizi ziyaretinin onurundan mahrum kılmıştır. ...Ekselansları Başkomutan'ın şahsıma karşı beslediği duygular böylece bilinirken, orduda aynı koşullar altında hizmet vermem benim için imkansızdır. Siz Ekselanslarından beni şu andan itibaren Grup Komutanlığı'ndan istifa etmiş sayma ve şahsımla ilgili daha sonraki işlemleri tayin etme lütfunda bulunmanızı rica etmek onurunu taşımaktayım."&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;30 Eylül 1915 5.Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders'in Başkomutan Vekili Enver Paşa'ya Mustafa Kemal'in Anafartalar Grubu Komutanlığı'ndan affını isteyen deilekçe vermiş olduğunu, ancak kabul edilmemesini isteyen yazısı :"...Bu dilekçeyi destekleyemem. Çünkü Mustafa Kemal Bey'i vatanın bu büyük savaşta hizmetlerine muhakkak surette muhtaç olduğu, çok müstesna kabiliyetli, yetkili ve cesur bir subay olarak tanıdım ve takdir ettim. ...Şimdilik ilişikte takdim etmediğim ayrılma dilekçesini, Ekselanslarınızın, güvenini belirtmek suretiyle reddetmek lütfunda bulunmalarını rica ediyorum."&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-111668707273393134?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/111668707273393134/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=111668707273393134' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/111668707273393134'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/111668707273393134'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/eyll-1915.html' title='Eylül 1915'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-8030722726123974293</id><published>2007-03-17T18:28:00.001+02:00</published><updated>2007-03-17T18:28:50.565+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kronoloji'/><title type='text'>Ağustos 1915</title><content type='html'>6-7 Ağustos 1915 İngilizler’in Suvla Limanı çıkarması ve 1 nci Anafartalar savaşının kazanılması. &lt;br /&gt;8-9 Ağustos 1915 İtilaf Güçlerinin Seddülbahir’i boşaltmaları. &lt;br /&gt;10 Ağustos 1915 Türklerin Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal öncülüğünde geniş kapsamlı Conkbayırı taarruzu. &lt;br /&gt;14 Ağustos 1915 Mariot adlı Fransız denizaltı gemisinin ağlara takılıp batması &lt;br /&gt;17 Ağustos 1915 Kireçtepe savaşının kazanılması &lt;br /&gt;21 Ağustos 1915 2 nci Anafartalar savaşının kazanılması &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-8030722726123974293?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/8030722726123974293/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=8030722726123974293' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/8030722726123974293'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/8030722726123974293'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/austos-1915.html' title='Ağustos 1915'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-7176766133445443806</id><published>2007-03-17T18:27:00.002+02:00</published><updated>2007-03-17T18:28:15.980+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kronoloji'/><title type='text'>Temmuz 1915</title><content type='html'>4 Temmuz 1915 Atatürk'ün, Kurmay Başkanı İzzettin (Çalışlar) Bey'le beraber Cesarettepesi'ndeki 18.Alay'a ait siperleri gezmesi ve buradaki mevzilerin kuvvetlendirilmesi için bazı direktifler vermesi, düşmanın taarruzu halinde uygulanacak hareket hakkında komutanlarla görüşmesi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;10 Temmuz 1915 Tasir-i Efkar gazetesi muhabirlerinden Ferit Bey'in, 19.Tümen Karargahı'nda Atatürk'ü ziyareti. &lt;br /&gt;13 Temmuz 1915 İngiliz ve Fransızların, Seddülbahir'e yeni bir taarruzu, ancak yedekteki birliklerin ileri sürülmesiyle önlenebilmesi. &lt;br /&gt;16 Temmuz 1915 Gazeteci, yazar ve şairlerden oluşan bir edebi hayatin, harp alanını ziyaret etmek üzere, İstanbul'dan Çanakkale'e gelişi. (Hamdullah Suphi (Tanrıöver), Ahmet Ağaoğlu, Ali Canip (Yöntem), Ömer Seyfettin, Mehmet Emin (Yurdakul), İbrahim Alaettin (Gövsa), Hakkı Süha (Gezgin), Enis Behiç (Koryürek)'in de içinde bulunduğu heyet, Çanakkale cephesine gelerek 5.Ordu ve 3.Kolordu Karargahlarını ziyaret etmiş, Arıburnu ve Seddülbahir harp bölgelerini gezmiştir. Heyet, Cesarettepesi'ne giden yolun düşman kontrolünde ve tehlikeli oluşu nedeniyle Atatürk'ü ziyaret edememiş ancak telefonla konuşarak başarılarını kutlamıştır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;17 Temmuz 1915 Gelibolu Mutasarrıfı Süreyya (Yiğit) Bey'le Maydos (Eceabat) Kaymakamı Rahmi Bey'in, 19.Tümen Karargahı'nda Atatürk'ü ziyareti ve geceyi karargahta geçirmeleri.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;19 Temmuz 1915 Atatürk'ün, Kurmay Başkanı İzzettin (Çalışlar) Bey'le beraber, öğleden sonra, 3.Kolordu Karargahı'nın bulunduğu Kemalyeri'ne gelerek Veliaht Yusuf İzzettin Efendi'yi karşılama töreninde bulunması, akşam yemeğini Kemalyeri'nde yemesi, tekrar 19.Tümen Karargahı'na dönüşü.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;28 Temmuz 1915 Atatürk'ün Kurmay Başkanı İzzettin (Çalışlar) Bey'le beraber 27.ve 57. Alay cephelerini gezmesi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;30 Temmuz 1915 3.Kolordu Komutanı Esat (Bülkat) Paşa'nın, Kurmay Başkanı Fahrettin (Altay) Bey'le beraber 19.Tümen Karargahı'na gelerek Atatürk'ü ziyareti.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-7176766133445443806?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/7176766133445443806/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=7176766133445443806' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/7176766133445443806'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/7176766133445443806'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/temmuz-1915.html' title='Temmuz 1915'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-4577924283553138430</id><published>2007-03-17T18:27:00.001+02:00</published><updated>2007-03-17T18:27:53.731+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kronoloji'/><title type='text'>Haziran 1915</title><content type='html'>1 Haziran 1915 Mustafa Kemal’in Albaylığa yükseltilmesi. &lt;br /&gt;4-6 Haziran 1915 Üçüncü Kirte muhaberesi. &lt;br /&gt;21 Haziran 1915 Kerevizdere muharebesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-4577924283553138430?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/4577924283553138430/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=4577924283553138430' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/4577924283553138430'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/4577924283553138430'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/haziran-1915.html' title='Haziran 1915'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-7172988698917352000</id><published>2007-03-17T18:26:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T18:27:23.415+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kronoloji'/><title type='text'>Mayıs 1915</title><content type='html'>6-8 Mayıs 1915 İkinci Kirte muharebesi &lt;br /&gt;12 Mayıs 1915 Muavenet-i Milliye torpidobotunun İngiliz Goliath zırhlısını torpilleyerek batırması. &lt;br /&gt;14 Mayıs 1915 Churchill ve Amiral Fisher istifa ettiler. &lt;br /&gt;19 Mayıs 1915 Liman Von Sanders’in 42 bin kişilik bir kuvvetle Arıburnu çıkarma noktasındaki Anzaklar’a yönelik başarısız saldırısı. Türkler 10 bin kayıp vererek geri çekildi. &lt;br /&gt;25 Mayıs 1915 Alman U-21 denizaltı gemisinin İngiliz Trumph zırhlısını batırışı. Aynı denizaltı gemisinin önünde Majestic İngiliz zırhlısını batırışı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-7172988698917352000?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/7172988698917352000/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=7172988698917352000' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/7172988698917352000'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/7172988698917352000'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/mays-1915.html' title='Mayıs 1915'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-3420775843981755145</id><published>2007-03-17T18:24:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T18:25:29.972+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kronoloji'/><title type='text'>Nisan 1915</title><content type='html'>1 Nisan 1915 General Weber'in Kalvert Çiftliği'nde Mürettep Kolordu Komutanlığı Görevine Başlaması. &lt;br /&gt;10 Nisan 1915 - General Hamilton'un Mondros'a Gelmesi.&lt;br /&gt;- Avustralya Tümeni'nin Büyük Kısmının, Mondros'a Gelmesi. &lt;br /&gt;16 Nisan 1915 Demirhisar torpidobotunun kendini karaya oturtup batması. &lt;br /&gt;17 Nisan 1915 E-15 İngiliz Denizaltı Gemisinin, Boğaz'da Hasara Uğratılıp Karaya Oturtulması. &lt;br /&gt;18-19&lt;br /&gt;Nisan 1915 İngilizlerin, Torpido Atarak E-15 Denizaltı Gemisini Batırmaları. &lt;br /&gt;25 Nisan 1915 İtilaf güçlerinin en geniş kapsamlı ilk çıkarması. &lt;br /&gt;27 Nisan 1915 İngiliz denizaltı gemilerinin Marmara’da denizaltı savaşına başlamaları ve Barbaros zırhlısının bir denizaltı tarafından batırılması. &lt;br /&gt;28 Nisan 1915 Birinci Kirte muharebesi. &lt;br /&gt;30 Nisan 1915 Sultanhisar torpidobotunun E-2 İngiliz denizaltı gemisini batırması. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-3420775843981755145?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/3420775843981755145/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=3420775843981755145' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/3420775843981755145'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/3420775843981755145'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/nisan-1915.html' title='Nisan 1915'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-6550340148024270216</id><published>2007-03-17T18:23:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T18:26:02.106+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kronoloji'/><title type='text'>Mart 1915</title><content type='html'>1 Mart 1915 Venizelos'un, Gelibolu Yarımadası'nda 3 Tümen Çıkarılmasını Önermesi. &lt;br /&gt;2 Mart 1915 General Liman Von Sanders'in Çanakkale'deki Osmanlı Kara Kuvvetleri Başkomutanlığına atanması. &lt;br /&gt;4 Mart 1915 İngiltere, Fransa ve Rusya arasında Boğazlar'ın taksimini öngören 'İstanbul Antlaşması' nın imzalanması. 3. Avustralya Tugayı'nın, Mondros Limanı'na Gelmesi . &lt;br /&gt;5 - 6 Mart 1915 Çamkoyu Batısından Queen Elizabeth Muharebe Gemisinin Merkez Tahkimatını Aşırma Biçiminde Bombardımanı. &lt;br /&gt;7 - 8 Mart 1915 - Nusret Mayın Gemisi'nin, elde kalan son 26 mayınla Boğaz girişindeki Karanlık Koy'a mayın döşemesi. &lt;br /&gt;11 Mart 1915 Sir Ian Hamilton'un, Akdeniz Bağlaşık Kuvveti Komutanlığı'na Atanması. &lt;br /&gt;12 Mart 1915 - 11. Tümen'in Ezine, Bayramiç Bölgesine Gelmesi.&lt;br /&gt;- İngiliz Deniz Piyade Tümeni'nin Artanının Limni Adasına Gelmesi. &lt;br /&gt;13 Mart 1915 Kitchener'in, Hamilton'a Kara Kuvvetlerinin Kullanılması Konusunda Yönerge Vermesi. &lt;br /&gt;15 Mart 1915 General d'Amade Emrindeki Fransız Doğu Sefer Kuvveti'nin Mondros Limanı'na Gelmesi. &lt;br /&gt;16 Mart 1915 - Amerika Büyük Elçisi, Adliye Nazırı, Avusturya Askeri Ateşesi'nin Çanakkale'ye Gelmesi.&lt;br /&gt;- Amiral Carden'in Sağlık Nedeniyle Görevinden Ayrılması. &lt;br /&gt;17 Mart 1915 - Amiral de Robeck'in, Birleşik Filo Komutanlığı Görevine Başlaması.  &lt;br /&gt;18 Mart 1915 Çanakkale Boğazı Muharebesi, İtilaf devletleri donanması yaklaşık 30 savaş gemisiyle savaşın en geniş kapsamlı saldırısını başlattı. Altı büyük gemiden Bouvet, Irresistible ve Ocean zırhlıları batırıldı, üçü ise kullanılmaz duruma geldi. Çanakkale Boğazı’nı denizden geçme girişimi Türk deniz ve kara savunması karşısında başarısızlığa uğradı.  &lt;br /&gt;23 Mart 1915 Alman general Liman Vona Sanders 5. Ordu Komutanlığı'na getirildi. Bu ordunun ihtiyatını oluşturacak 19. Tümen’in komutanlığına ise Kurmay Yarbay Mustafa Kemal getirildi. &lt;br /&gt;24 Mart 1915 General Hamilton'un Birliklerini Düzenlemek Üzere Mısır'a Hareket Etmesi. &lt;br /&gt;25 Mart 1915 9. Tümen Komutanı'nın, Eceabat Bölgesi Komutanlığı'nı 19. Tümen Komutanı'ndan Devralması. &lt;br /&gt;26 Mart 1915 5. Ordu Komutanı'nın Gelibolu'ya Gelerek Göreve Başlaması. &lt;br /&gt;27 Mart 1915 Churchill'in, Birlikte Harekata Karar Verildiğini Amiral de Robeck'e Bildirmesi. &lt;br /&gt;28 Mart 1915 Tengerdere – Domuzdere Arasında Boğaz'ın Ortasına Doğru 19 Mayından Oluşan Son Mayın Hattının Kurulması. &lt;br /&gt;31 Mart 1915 - &lt;br /&gt;1 Nisan 1915 Bu Mayın Hattına Paralel Olarak, Boğaz Doğrultusunda 10 Mayının Uzatılması. &lt;br /&gt;31 Mart 1915 3. Tümen'in Muharip Birlikleriyle Erenköy'e Gelmesi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-6550340148024270216?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/6550340148024270216/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=6550340148024270216' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/6550340148024270216'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/6550340148024270216'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/mart-1915.html' title='Mart 1915'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-6048672112373525480</id><published>2007-03-17T18:20:00.001+02:00</published><updated>2007-03-17T18:20:54.130+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kronoloji'/><title type='text'>Şubat 1915</title><content type='html'>1 Şubat 1915 Mustafa Kemal'in Tekirdağ'da Göreve Başlaması &lt;br /&gt;17 Şubat 1915 Barbaros ve Turgut Reis Muharebe Gemilerinin, Savunmaya Katılmak Üzere Nara'ya Gelmesi &lt;br /&gt;18 Şubat 1915 Başkomutan Vekili'nin Denetleme İçin Çanakkale'ye Gelmesi &lt;br /&gt;19 Şubat 1915 - Birleşik Filo'nun Çanakkale Boğazı Giriş Tabyalarına Tarruz ve Muharebeleri.&lt;br /&gt;- İtilaf Devletleri donanmasının Çanakkale Boğazına ikinci büyük saldırısı. &lt;br /&gt;23 Şubat 1915 19. Tümen Kuruluşuna 6. Kolordu'dan Verilen 72. Piyade Alayı'nın Eceabat'a Gelmesi &lt;br /&gt;25 Şubat 1915 - 19. Tümen Komutanı, Karargahı, 57. Piyade Alayı, Dağ Bataryası, Sıhhiye Bölüğü, Seyyar Hastane Ekmekçi Müfrezesi'nin, Tekirdağ'dan Eceabat'a Gelmesi.&lt;br /&gt;- Çanakkale Müstahkem Mevkii Karargahı'nın Hacıpaşa Çiftliği'ne Yer Değiştirmesi.&lt;br /&gt;- Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı'nın, 19. Tümen Komutanı'nı Eceabat Bölgesi Komutanlığına Atanması.&lt;br /&gt;- Mustaf Kemal'in 19. Tümen Komutanlığı'na atanması.&lt;br /&gt;- Birleşik Filo'nun, Giriş Tabyalarındaki Topları Tahrip Etmesi ve Boğaz'a Girmeye Başlaması. &lt;br /&gt;26 Şubat 1915 - Değirmendurnu - Çanakkale Feneri Arasında 10. Mayın Hattı'nın Kurulması.&lt;br /&gt;- Seddülbahir ve Kumkale'ye Yapılan Çıkarma. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-6048672112373525480?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/6048672112373525480/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=6048672112373525480' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/6048672112373525480'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/6048672112373525480'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/ubat-1915.html' title='Şubat 1915'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-7798836666781624132</id><published>2007-03-17T18:19:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T18:20:20.780+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kronoloji'/><title type='text'>Ocak 1915</title><content type='html'>11 Ocak 1915 Amiral Carden'in, Bahriye Nezareti'ne Çanakkale Boğazı'na Taarruz İçin Hazırlattığı Planı Sunması &lt;br /&gt;15 Ocak 1915 - Saphir Adındaki Fransız Denizaltı Gemisinin Köseburnu Önünde Batırılması.&lt;br /&gt;- Çanakkale Boğazı'na Taarruz İçin Hazırlanmış Planın Uygun Olduğunun Amiral Carden'e Bildirilmesi  &lt;br /&gt;28 Ocak 1915 Savaş Komitesinin Bugünkü Toplantısında Çanakkale Boğazı'nın Yalnız Donanmayla Zorlanmasına Karar Verilmesi 19 Şubat 1915'in Taarruz Tarihi Olarak Saptanması &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-7798836666781624132?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/7798836666781624132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=7798836666781624132' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/7798836666781624132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/7798836666781624132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/ocak-1915.html' title='Ocak 1915'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-1698158077422439887</id><published>2007-03-17T18:17:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T18:19:11.813+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Menkibeler'/><title type='text'>Şehidin Son Mektunu</title><content type='html'>Valideciğim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi!&lt;br /&gt;Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. Tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmesi, bana, annemden gelen mektubu selamlıyor gibi geldi. Hepsi benden tarafa doğru eğilip kalkıyordu ve beni, annemden mektup geldi diyerek tebrik ediyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerimi biraz sağa çevirdim güzel bir yamacın eteklerindeki muhteşem çam ağaçları kendilerine mahsus bir seda ile beni tebşir ediyorlardı. Nazarlarımı sola çevirdim cığıl cığıl akan dere, bana validemden gelen mektuptan dolayı gülüyor, oynuyor, köpürüyordu... Başımı kaldırdım, gölgesinde istirahat ettiğim ağacın yapraklarına baktım. Hepsi benim sevincime iştirak ettiğini, yaptıkları rakslarla anlatmak istiyordu. Diğer bir dalına baktım, güzel bir bülbül, tatlı sedasile beni teşhir ediyor ve hissiyatıma iştirak ettiğini ince gagalarını açarak göstermek istiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu geçen dakikalar anında, hizmet eri:&lt;br /&gt;-Efendim, çayınız, buyurunuz, içiniz, dedi.&lt;br /&gt;-Pekala, dedim. Aldım baktım, sütlü çay...&lt;br /&gt;-Mustafa bu sütü nereden aldın? dedim.&lt;br /&gt;-Efendim, şu derenin kenarında yayıla yayıla giden sürü yok mu?&lt;br /&gt;-Evet, dedim. Evet ne kadar güzel.&lt;br /&gt;-İşte onun çobanından 10 paraya aldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valideciğim, on paraya yüz dirhem süt, hem de su katılmamış. Koyundan şimdi sağılmış, aldım ve içtim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bu sırada düşünüyorum. Ben validemin sayesinde onun gönderdiği para ile böyle süt içeyim de, annem içmesin, olur mu? Şevket neden içmiyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat yukarıdaki bülbül bağırıyordu: "Validen kaderine küssün, ne yapalım. O da erkek olsaydı, bu çiçeklerden koklayacak, bu sütten içecek, bu ekinlerin secdelerini görecek ve derenin aheste akışını tetkik edecek ve çıkardığı sesleri duyacak idi."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şevket merak etmesin, o görür, belki de daha güzellerini görür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat valideciğim, sen yine müteessir olma. Ben seni, evet seni mutlaka buralara getireceğim. Ve şu tabii manzarayı göstereceğim. Şevket, Hilmi de senin sayende görecektir.&lt;br /&gt;O güzel çayırın koyu yeşil bir tarafında, çamaşır yıkayan askerlerim saf saf dizilmişler. Gayet güzel sesli biri ezan okuyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Allah'ım, bu ovada onun sesi be kadar güzeldi. Bülbül bile sustu, ekinler bile hareketten kesildi, dere bile sesini çıkarmıyordu.&lt;br /&gt;Herkes, her şey, bütün mevcudat onu, o mukaddes sesi dinliyordu. Ezan bitti. O dereden ben de bir abdest aldım. Cemaat ile namazı kıldık. O güzel yeşil çayırların üzerine diz çöktüm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün dünyanın dağdağa ve debdebelerini unuttum.&lt;br /&gt;Ellerimi kaldırdım, gözlerimi yukarı diktim, ağzımı açtım ve dedim :&lt;br /&gt;-Ey Türklerin Ulu Tanrısı! Ey şu öten kuşun, şu gezen ve meleyen koyunun, şu secde eden yeşil ekin ve otların, şu heybetli dağların Halkı! Sen bütün bunları Türklere verdin. Yine Türklerde bırak. Çünkü böyle güzel yerler, seni takdis eden ve seni ulu tanıyan Türklere mahsustur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ey benim Yarabbim! Şu kahraman askerlerin bütün dilekleri; ism-i celalini İngilizlere ve Fransızlara tanıtmaktır. Sen bu şerefli dileği ihsan eyle, ve huzurunda titreyerek, böyle güzel ve sakin bir yerde sana dua eden biz askerlerin süngülerini keskin, düşmanlarını zaten kahrettin ya, bütün bütün mahveyle!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyerek bir dua ettim ve kalktım. Artık benim kadar mes'ut, benim kadar mesrur bir kimse tasavvur edilemezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın en güzel yerleri burası imiş. Yalnız bu memleketlerde düğün olmuyor. İnşallah düşman asker çıkarır da, bizi de götürürler, bir düğün yaparız, olmaz mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadir'e mektup yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valideciğim, evdeki senet vesaireyi kimselere kat'iyyen vermeyin ve sorarlarsa biz bilmiyoruz deyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çantayı al, sandığa koy. Ben sana vaktiyle anlatmış idim., bu dünya böyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat sen merak etme. O parayı vermese, adliyedeki adam vermezdi. Hani nasıl aldık. Yalnız zaman ister. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Valideciğim, çamaşır falan istemem, paralarım duruyor, Allah razı olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlun&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hasan Etem&lt;br /&gt;4 Nisan 1331&lt;br /&gt;(17 Nisan 1915)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-1698158077422439887?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/1698158077422439887/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=1698158077422439887' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1698158077422439887'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1698158077422439887'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/ehidin-son-mektunu.html' title='Şehidin Son Mektunu'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-1586757956719564247</id><published>2007-03-17T18:16:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T18:17:26.159+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Menkibeler'/><title type='text'>Sağ Kolumu Kaybettim Ama Sol Kolum Var!</title><content type='html'>Seddülbahir ve Conkbayır'ın büyük kahramanlarından biride Bombacı Mehmet Çavuş 'tu. Bu kahraman Anadolu çocuğu ,İngilizlerin siperlerimize fırlattığı el bombalarını korkusuzca hemen yakalar,karşı tarafa fırlatır ve zararını kendilerine dokundururdu. İngilizler bunu anlamış olacaklar ki bombaları bir kaç sayı saydıktan sonra fırlatarak Mehmet Çavuş 'un iadesini önlemeye çalışmışlardı. İşte böyle bir bomba Mehmet Çavuş 'un elinde patlayarak sağ elinin bileğinden kopmasına sebep olmuştu. Bu yiğit delikanlı vazife şuuruyla hastahaneden tabur kumandanına yazdığı mektupta şöyle diyordu:&lt;br /&gt;"Sağ kolumu kaybettim, zarar yok,sol kolum var. Onunla da pekala iş görebilirim. Beni müteessir eden ve yüne kıtama iltihak edip düşmanla çarpışmama mani olan şey yaramın henüz kapanmamış olmasıdır. &lt;br /&gt;    Hastahaneden kurtularak halen harbe iştirak edemediğim için beni mazur görünüz ,affedeniz muhterem kumandanım.." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-1586757956719564247?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/1586757956719564247/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=1586757956719564247' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1586757956719564247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1586757956719564247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/sa-kolumu-kaybettim-ama-sol-kolum-var.html' title='Sağ Kolumu Kaybettim Ama Sol Kolum Var!'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-1655030598475943458</id><published>2007-03-17T18:14:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T18:16:17.661+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Menkibeler'/><title type='text'>Benim Gözlerim Göreceğini Gördü</title><content type='html'>O gün Boğaz tabyaları arasında en çok iş gören ve en çok hasara uğrayan Rumeli Mecidiyesi Bataryası oldu. Sabahtan beri muharebenin en şiddetli anlarında dahi iki sahil arasında gidip gelmekten çekinmemiş olan Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa, tabyanın feci durumunu haber aldığı zaman yine motora atlayıp Çimenlik İskelesi’nden karşı sahile hareket etti. Cephaneliği berhava olan tabyanın durumu hazindi. İstihkam yıkıntıları arasında dolaşmakta olduğu sırada bir ağacın altına uzanmış olan bir askerin hali dikkatini çekti ve yanına gidip &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ Ne var evlat ?” diye sordu. &lt;br /&gt;Nefer hemen yerinden fırlayıp esas duruş vaziyeti aldı. Çünkü sesi tanımıştı. Ama gözleri başka tarafa bakıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ Gözlerine bir şey mi oldu oğlum?” &lt;br /&gt;O zaman nefer tok sesiyle “ Üzülmeyin efendim” diye cevap verdi. “ benim gözlerim göreceğini gördü” ( Evet düşman gemilerine tam isabet kaydedilmiş ve “Ocean” destroyeri hareket edemez hale getirilmişti.) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevat Paşa sessiz sessiz ağlıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-1655030598475943458?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/1655030598475943458/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=1655030598475943458' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1655030598475943458'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1655030598475943458'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/benim-gzlerim-greceini-grd.html' title='Benim Gözlerim Göreceğini Gördü'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-2734961745478154942</id><published>2007-03-17T18:03:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T18:14:13.474+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Menkibeler'/><title type='text'>Bedeli Çanakkale</title><content type='html'>Askerlik vazifesi yaparken vatan uğrunda şehadet mertebesine ermek veya gazi olmak her Türk için tabii bir şeydir. Ancak bu 45 şehit ve 150 gazinin durumu başkadır. Zira bunların istisnasız hepsi( 1909 ve 1914 Askeri Mükellefiyet Kanunu gereğince) askerlik vazifesinden ya muaf ya da maksureli( tecilli) tutulmuş gençlerdir. Bu iki kanun sultani mektepleri talebe ve mezunları askerlik vazifesinden “ maksureli” ettiği gibi , Balkan Harbi sırasında mer’i olan 1909 kanunu da üstelik bütün İstanbul halkını askerlik vazifesinden azade kılmaktadır. bu şehit ve gazilerin hepsi 17-22 yaşındayken ve bir kısmı henüz mektebin lise ve orta kısmında, bir kısmıysa mezun ve İstanbul Darülfünunu veya Avrupa üniversitelerinde tahsildeyken, birbirleriyle yarış edercesine askerlik şubelerine koşmuşlar ve gönüllü olarak askere yazılmışlardı. Hatta içlerinden Irak Cephesi’nde şehit düşen 646 Celal İbrahim seferberliğin ilanıyla beraber geceden gidip askerlik şubesinin kapısında sabahlamış ve “ 1 Numaralı Gönüllü” yazılmak şerefini elde emiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaraylıların bu şüheda menkıbeleri arasında dünyada eşi bulunamayan bir tanesini ( Mehmet Muzaffer’in Destanını ) Gazeteci Ziyad Ebuzziya şöyle dile getiriyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç aylık bir talimden sonra Mehmet Muzaffer “zabit namzedi” olarak Çanakkale’de idi. ( Mart 1916) müttefik İngiliz ve Fransız kuvvetleri, Çanakkale’ de uğradıkları mağlubiyetlerden ve verdikleri yüzellibin zayiattan sonra Boğaz ’ı aşamayacaklarını anlamışlar , 1915’in son haftasıyla 1916’nın ilk haftasında bütün hatları tahliye edip çıkıp gitmişlerdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galatasaray Lisesi öğrencisi iken gönüllü Çanakkale cephesine giden zabit (subay) adayı Mehmet Muzaffer Bey'in alayının otomobillerine lastik satın almak için bir gecede (1916 yılı baharı) yaptığı sahte 100 liranın ön yüzü. Paranın altında "bedeli Çanakkale'de altın olarak ödenecektir" yazılıdır. Teğmenliğe yükselen bu vatanseverimiz, 1917 yılında Gazze'de şehit düşmüştür.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwSMggNTkI/AAAAAAAAAvg/_aAYZ8r0_Pw/s1600-h/menk%C4%B1beler_sahte100.bmp"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwSMggNTkI/AAAAAAAAAvg/_aAYZ8r0_Pw/s400/menk%C4%B1beler_sahte100.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042925688840867394" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muzaffer Çanakkale’ye vardığında harp durmuştu. Zaman zaman İmroz ve Bozcaada’da üslenmiş düşman gemileri ve uçakları bombardımanda bulunuyorlarsa da 1915 Nisan ’ın da Aralık sonuna kadar sekiz ay süren kanlı boğuşmalarla kıyasla bu bombardımanlar “ hiç mesabesindeydi.” Çanakkale’de ki birliklerin büyük bir kısmı Kafkas, Irak, ve Filistin cephelerine sevk edeceklerdi. Hazırlanma ve noksanlarına ikmal emri aldılar. Muzaffer birliğinin alay karargahında görevliydi. Alay ’ın kamyon ve otomobil lastiği ile diğer bir takım malzemeye ihtiyacı vardı. Bunlar ise ancak İstanbul’dan sağlanabilirdi. O devirlerde bu gibi basit mübayalar için arttırma yapmak ilanlarda bulunmak ne adetti, ne de bunları kaybedilecek vakit vardı. Her şey “itimat” ile yürürdü. Muzaffer açıkgözlü ve becerikli İstanbul çocuğu olduğundan Karargah, gerekli malzemenin temin ve mübayaasına onu memur etti. İcabeden paranın kendisine itası içinde Erkan-ı Harbiye Riyaseti’ne hitaben yazılı bir tezkereyi eline verdiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yıllarda İstanbul’da otomobil ve kamyon nadir rastlanan vasıtalardı. Bunların lastikleri de yok denecek kadar azdı ve karaborsaydı. Muzaffer aradı,uğraştı,nihayet Karaköy’ de bir Yahudi de istediklerini buldu. Fiyatlar pek fahişti , ama yapacak başka bir şey yoktu. Anlaşmaya vardı. Lazım gelen parayı almak üzere Erkan-ı Harbiye’ye gitti. Elindeki tezkereyi tediye merciine havale ettiler. Muzaffer az sonra yaşlı b,r kaymakam Yarbay ’ın huzurundadır. Kaymakam uzatılan tezkereyi okudu. Karşısında hazırol da duran ihtiyat zabitine baktı. İsteyeceği paranın miktarını sormadan ,”Ne alınacak” dedi. “ Oto kamyon lastiği” cevabını verilince bir an durdu. Sonra Muzaffer’e dik dik baktı :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ bana bak oğlum! Ben askerin ayağına postal sırtına kaput alacak parayı bulamıyorum. Sen otomobil lastiğinden bahsediyorsun. Haydi yürü git ,insanı günaha sokma para mara yok!... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muzaffer selamı çaktı dışarı çıktı. Harbiye Nezareti’nin ( bugünkü hukuk fakültesi binası) bahçesinden dışarıya ağır ağır yürürken ne yapacağını düşünüyordu. Malzemelere Alay ’ın ihtiyacı vardı. Elindeki( Almanların verdiği) iki Mercedes-Benz kamyon ve iki binek arabası lastiksizdi. Diğer malzemelerde mutlaka lazımdı. Kendisi bulur alır diye görevlendirilmişti. Malzemeyi bulmuştu fakat para yoktu. Eli boş dönemezdi ,bir çaresini bulmak lazımdı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muzaffer bunları düşüne düşüne Beyazıt Meydanı’na vardı birden durdu. Kendi kendine gülmüştü aradığı çareyi bulmuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru tüccar Yahudi’ nin yanına gitti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ Paranın tediye muamelesi akşamüstü bitecek,ezandan sonra gelip malları alamam . gece kaldıracak yerim yok. Yarın öğleden evvel vapur Çanakkale’ye kalkıyor, yetiştirmem lazım. Onun için sabah ezanında geleceğim malları mutlaka hazır edin...” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüccar “peki” dedi. Muzaffer tam ayrılırken ilave etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Altın para vermiyorlar kağıt para verecekler”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yahudi yine “peki” dedi. Ertesi sabah Muzaffer Merkez Kumandanlığından sağladığı araba ve neferlerle ezan vakti Yahudi’nin kapısındaydı. Ortalık henüz ışıyordu. Tüccar malları hazırlamıştı. Hava gazı fenerinin yarım yamalık aydınlattığı loşlukta mallar arabaya yüklendi. Muzaffer bir yüzlük kaime ( yüz liralık kağıt para) verdi. Araba dörtnal Sirkeci ’ye yollandı. Malzeme şat’a oradan dubada bağlı gemiye aktarıldı. Az sonra da gemi Çanakkale yolunu tutmuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üç gün sonra Yahudi elindeki yüzlük kaimeyi bozdurmak üzere Osmanlı Bankası’na gitti. Bozmadılar zira elindeki para sahte idi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muzaffer, evrak-ı nakdiyelerin basımında kullanılan kağıtın aynını Karaköy kırtasiyecilerinden tedarik etmiş bütün gece oturmuş çini mürekkebi ve boya ile gerçeğinden bir bakışta ayırt edilemeyecek nefasette taklit bir para yapmıştı. Tüccara verdiği ve yutturduğu para buydu. O devrin hakiki paralarının üzerindeki yazılar arsında bir de şu ibare bulunuyordu: “ Bedeli Dersaadet’te altın olarak tesviye olunacaktır.”Muzaffer yaptığı taklit paradaki bu ibareyi değiştirerek şöyle yazmıştı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ Bedeli Çanakkale ‘de altın olarak tesviye olunacaktır.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun burada altın dediği Çanakkale’de Mehmetçiğin akıttığı, altından daha kıymetli kanı idi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahte paraya gelince...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahudi tüccar bunu mesele yapmadı. Yapmak mı istemedi, yapmaktan mı çekindi bilinemez. Ancak olay bütün İstanbul’da yayıldı. Dünyada emsali olmayan ve olmayacak olan bu hadise Şehzade Halim Efendi ’nin kulağına kadar gitti. Şehzade hemen lalasını göndererek Yahudi tüccarı buldurdu. Yüzlük taklit evrak-ı nakdiyeyi bedelini altın olarak ödeyip aldı. Çok zarif sedef kakmalı, içi kadifeli bir mücevher çekmecesine yerleştirip, İstanbul polis okulundaki emniyet müzesine hediye etti. Bu emsalsiz parça müzede şeref mevkiinde muhafaza olundu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-2734961745478154942?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/2734961745478154942/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=2734961745478154942' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/2734961745478154942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/2734961745478154942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/bedeli-anakkale.html' title='Bedeli Çanakkale'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwSMggNTkI/AAAAAAAAAvg/_aAYZ8r0_Pw/s72-c/menk%C4%B1beler_sahte100.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-1933047315177050609</id><published>2007-03-17T17:58:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T18:03:48.812+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Menkibeler'/><title type='text'>Anzaklı Ömer'in Hikayesi</title><content type='html'>1957 yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD'ye giden doktor Ömer Musluoğlu görev yaptığı hastahanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatıyor:&lt;br /&gt;    "Amerika 'ya gittiğim ilk yıllar ( 1957) lisanım pek o kadar iyi değil.newyork'da Medical Center Hospital adlı bir hastahanede görev almıştım. Fakat vazifem kan almak,kan vermek,serum takmak,elektrokardiyoğrafi çekmek gibi işler.. Hastaya o kadar önem veriyorlar ki yeni doktorlar hemen direk olarak hasta muayenesine ,tedavisine verilmiyıor. Diğer zamanlarda da laboratuarda çalışıyorum. &lt;br /&gt;    Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam. Tahminen yetmiş beş yaşlarında tabii kendisi ile ingilizce konuşuyorum. &lt;br /&gt;- Kan vereceğim kolunuzu açar mısınız? &lt;br /&gt;Çünkü adamcağız kanser hastası olduğu halde üstelik kansızdı. Elimde kan torbası da var tabii ki.. pazusunu açtım. Baktım pazusunda dövme şeklinde bir Türk bayrağı var. Çok ilgimi çekti benim. Kendisine sormadan edemedim.&lt;br /&gt;- Siz Türk müsünüz?&lt;br /&gt;Kaşlarını yukarıya kaldırarak " Hayır "manasına işaret yaptı. Ama ben hala merak ediyorum:&lt;br /&gt;- Peki bu kolunuzdaki Türk bayrağı nedir?&lt;br /&gt;"Aldırma işte öylesine bir şey dedi. Ben yine ısrarla dedim ki:&lt;br /&gt;- Fakat benim için bu bayrak çok önemli. Dikkatimi çekti. Çünkü bu benim milletimin bayrağı,benim bayrağım...&lt;br /&gt;Bu söz üzerine gözlerini açtı. Derin derin yüzüme baktı ve mırıltı halinde sordu:&lt;br /&gt;- Siz Türk müsünüz?&lt;br /&gt;- Evet Türk'üm....&lt;br /&gt;İhtiyar gözlerime bakarak tanıdık bir göz arıyor gibiydi. Anlatmaya başladı:&lt;br /&gt;- Yıl 1915. Sen hatırlamasın o yılları. Çanakkale diye bir yer var Türkiye'de .orada savaşmak üzere bütün Hıristiyan devletlerden asker topluyorlardı. Ben Anzak'tım Avustralya Anzaklarından ...&lt;br /&gt;İngilizler bizi toplayıp dediler ki: "Barbar Türkler Hıristiyan dünyasını yakıp yıkacaklar. Bütün dünya o barbarlara karşı cephe açmış durumda . birlik olup üzerine gideceğiz. Bu savaş çok önemlidir." Biz de inandık sözlerine vaadetlerine... Savaşmak isteyenler arasına katıldık. &lt;br /&gt;    Avustralyalı Anzak ihtiyar anlatmaya devam ediyordu:&lt;br /&gt;- Bizim yıkayan İngilizler,Türklere karşı topladığı askerlerin tamamını Çanakkale'ye sevkediyorlarmış. Bizi gemilere doldurup Mısır'a getirdiler o zaman . Mısır'da şöyle böyle birkaç ay talim gördük. Atış talimi . ondan sonra da bizi alıp Çanakkale'ye getirdiler. &lt;br /&gt;Savaşın şiddetini ben ilk orada gördüm. Öyle ki denize düşen gülleler suları metrelerce yukarı fışkırtıyor,gökyüzünde havai fişekler ,geceyi gündüze çeviriyordu zaman zaman...&lt;br /&gt;Her taaruzunda bizden de Türklerden de yüzlerce insan hayatının baharında can veriyordu. Fakat biz hepimiz Türklerdeki gayret ve cesareti uzaktan gördükçe şaşırıyorduk. Teknolojik yönden çok çok üstün olduğumuz gibi sayı bakımından da fazlaydık. Peki onlara bu cesaret ve kuvveti veren şey neydi? İlk başlarda zannediyordum ki İngilizlerin bize anlattığı gibi Türkler barbarlıktan böyle saldırıyorlar. Meğer barbarlıktan değil,kalplerinde ki vatan sevgisinden kaynaklanıyormuş . bunu nereden anladığımı söyleyeyim. &lt;br /&gt;Biz karaya çıktık. Taarruz edemiyoruz. Bizi püskürtüyorlar. Tekrar taaruz ediyoruz. Bizi tekrar püskürtüyorlar. Tekrar taaruz ediyoruz. Derken böyle bir taarruzda başımdan yediğim bir dipçik darbesiyle kendimden geçmişim. &lt;br /&gt;Meraktan ağzım açık yaşlı Avustralyalıyı dinliyorum. Savaşın dehşetli anılarını anlatırken hastalığına rağmen tir tir titremeye başlamıştı. Devam etti:&lt;br /&gt;-Gözlerimi açtığımda kendimin yabancı insanların arasında gördüm. Nasıl korktuğumu anlatamam. Çünkü İngilizler bize Türkleri barbar,vahşi kimseler olarak tanıttı ya...&lt;br /&gt;Ama dikkat ettim. Yaralarımı sarmışlar. Bana hiç de öfkeli bakmıyorlar. Kendime geldim iyice bu defa çantalarında bulunan yiyeceklerden ikram ettiler bana. İyi biliyorum ki onların yiyecekleri çok çok azdı. Bu haldeyken bile kendileri yemeyip bana ikram ediyorlardı. Şoke oldum doğrusu. Dedim ki; kendi kendime:&lt;br /&gt;- Bu adamlar isteseler şu anda beni öldürdüler. Ama öldürmüyorlar... Veyahut isteseler önceden öldürebilirlerdi. Halbuki beni cephenin gerisine götürdüler. Biz esirlere misafir gibi davranıyorlardı. &lt;br /&gt;Bu duygularla "Yazıklar olsun bana" dedim. "Böyle asil insanlarla niye ben savaşıyorum ben . Niye savaşmaya gelmişim. Bu İngiliz milleti ne yalancıymış ne kadar Türk düşmanıymış"diyerek pişman oldum. Ama bu pişmanlığım fayda etmiyor ki... Bu iyiliğe karşı ne yapsam düşündüm durdum günlerce..... &lt;br /&gt;    Nihayet bize serbest bıraktılar. Memleketime döndüm. İşte memlekette Türk milletini ömür boyu unutmamak için koluma bu dövme Türk bayrağını yaptırdım. Bu bayrağın esrarı bu işte.&lt;br /&gt;    Benim gözlerim dolu dolu ihtiyara bakarken o devam etti:&lt;br /&gt;- Talihin cilvesine bakın ki o zaman ölmek üzere iken yaralarıma iyileştirerek ,sıhhate kavuşmama çaba sarfeden Türkler idi. Şimdi de Amerika gibi bir yerde yıllar sonra yine iyileştirmeye çaba sarfeden bir Türk...&lt;br /&gt;    Ne garip değil mi? Avustralya 'dan Amerika'ya gelirken bir Türkle karşılaşacağımı hiç tahmin etmezdim. Size minnettarım. Siz Türkler gerçekten çok merhametli insanlarsınız. Bizi hep kandırmışlar... Buna bütün kalbimle inanıyorum.&lt;br /&gt;    Peşinden nemli gözlerle "Bana adınızı söyler misiniz? Dedi. "Ömer" cevabını verdim. Gayet merakla tekrar sordu:&lt;br /&gt;- Peki niçin Ömer ismin, vermişler sana ?&lt;br /&gt;- Babam müslümanların ikinci halifesi isminden ilham alarak bana Ömer adını vermiş. &lt;br /&gt;- Yahu senin adın müslüman adı mı ?&lt;br /&gt;Ben "Evet, Müslüman adı" deyince yüzüme baktı baktı,birden doğrulmak istedi. Ban mani olmak istedim. Israr etti.&lt;br /&gt;    Ama niye ısrar ediyordu?&lt;br /&gt;İhtiyarın ısrarına dayanamayıp yatakta oturmasına yardım ettim. Gözleri dolu soluydu. Yüzüme bakarak dedi ki:&lt;br /&gt;- Senin adın güzelmiş. Benim adım şimdiye kadar Mr. Josef Miller idi. Şimdiden sonra "Anzaklı Ömer" olsun.&lt;br /&gt;- Olsun &lt;br /&gt;Peki doktor beni müslüman eder misin?Müslüman olmak zor mu ?&lt;br /&gt;    Şaşırdım. Nasıl da birdenbire Müslüman olmaya karar gelmişti. Meğer o yaşa gelinceye kadar içten içe hep düşünüyormuş da kimseyle konuşamadığı için ,soramadığı için konuşamıyormuş..&lt;br /&gt;- Tabii dedim müslüman olmak çok kolay.&lt;br /&gt;Sonra kendisine imanın ve İslamın şartlarını anlatırım. Kabul etti. Hem kelime-i şahadet getiriliyor, hem de çocuklar gibi ağlıyordu. &lt;br /&gt;    Yaşlılık bir yandan,hastalık bir yandan b,ir de yıllardan beri içinde kavuşmak isteyip de bilemediği için kavuşamadığı İslamiyet'e olan hasretin sona ermesi bir yandan bu yaşlı gönlü duygulanmıştı. ...Mırıldandı:&lt;br /&gt;- Siz müslümanlar tesbih çekersiniz bana da bir tesbih bulsan da ben de yattığım yerden tesbih çekerek Allah'ımı ansam olur mu? &lt;br /&gt;Bu sözden de anladım ki dedelerimiz savaş esnasında Hakkı'ı zikretmeyi ihmal etmiyormuş. Neyse uzatmayayım hemen bir tesbih bulup kendisine getirdim.&lt;br /&gt;    Hasta yatağında tesbih çekiyor,biz de gerektiğinde tedavisiyle ilgileniyorduk. Fakat benim için o daha bir başkalamıştı. Müslüman olmuştu. &lt;br /&gt;Bir gün yanına gittiğimde samimi bir şekilde rica ettim.&lt;br /&gt;- Beni yalnız bırakma olur mu?&lt;br /&gt;- Ne gibi Ömer amca ?&lt;br /&gt;- Ara sıra gel de bana İslamiyeti anlat!sen çok güzel şeylerden bahsediyorsun. O sözleri duydukça kalbim ferahlıyor. &lt;br /&gt;O günden sonra her gün yanına gittim. Bildiğim kadarıyla dinimizi anlattım. Fakat günden güne eriyip tükeniyordu. &lt;br /&gt;    Kaç gün geçti tam hatırlamıyorum . hastanenin genel hoparlöründen bir anons duydum. "Doktor Ömer! Lütfen 217 numaralı odaya gelin!"&lt;br /&gt;    Dedim ki içinden "Bizim Ömer amca galiba yolcu?"hemen yukarı çıktım. Odasına vardığımda gördüğüm manzara aynen şöyleydi:&lt;br /&gt;Sağ elinde tesbih açık duran sol kolunun pazusunda dövme Türk bayrağı,göğsünde imanı ile ,koskoca Anzaklı Ömer son anlarını yaşıyordu. &lt;br /&gt;    Hemen başucuna oturdum. Kendisine kelime-i şehadet söylettirdim. O şekilde kucağımda teslim-i ruh etti....&lt;br /&gt;    Bir Çanakkale gazisi görmüştüm. Yıllar sonra da olsa Müslüman Türk milletine olan sevgisi sayesinde kendisine iman nasip olmuştu. &lt;br /&gt;    "Ne yalan söyleyeyim,ağladım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-1933047315177050609?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/1933047315177050609/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=1933047315177050609' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1933047315177050609'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1933047315177050609'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/anzakl-merin-hikayesi.html' title='Anzaklı Ömer&apos;in Hikayesi'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-7264796542290730296</id><published>2007-03-17T17:55:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T17:57:59.428+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Menkibeler'/><title type='text'>Ali Cenap Türkler</title><content type='html'>Ruşen Eşref ( Ünaydın), Karagah-ı Umumi Muhafız Piyade Bölüğü Kumandanı Mülazım-ı Evvel Ruhi ile gerçekleştirdiği mülakatında Mehmetçiğin ağzından şu hatırayı kaydeder: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Bizim mıntıka kumandanı Süvari Kaymakamı Mahmut Bey tayyarelere pek kızar efendim. Daima ateş ettirir onlara ; katiyyen üzerimize sokmaz onun zaten tabiatı böyledir. Bir tayyare geldi miydi,haydi ütün bataryaya ateş ettirir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    Evet efendim; tayyare düştü. Hava hafif sisli olduğu için tabii gemiler bu sükutu( düşüşü) görmüyorlardı. Tayyareciler kendilerini denize attılar. Kendi gemilerini istikametine yüzmeye başladı. Bunu gören bataryamız düşmanın kendi gemilerine iltihak etmemesi için efendim ,ateş etti ki tayyareciler geriye dönsünler. O vakit gemilerde tayyarenin burada düştüğünü anladılar. Onlar da ateş açtılar. Tayyare tahrip edildi. O vakit de bizim hiç olmazsa bir esire fevkalade ihtiyacımız vardı. Çünkü düşmanın o dakikadaki vaziyetini anlamak istiyorduk. Zira düşman Anafartalar'dan çektiği askeri Seddülbahir'e ihraç yapmak istiyor gibi göstertiyordu. Yani açıkçası bunu blöf olarak yapıyordu. Ve gemiler de ( eliyle işaret ederek) bakın işte böyle daima Seddülbahir etrafında bir kavis şeklinde duruyordu. &lt;br /&gt;    Mıntıka kumandamız Kaymakam Mahmut Bey bu tayyarecinin neye mal olursa olsun mutlaka kurtarılmasını istiyordu. Tayyareciler en nihayet bir buçuk kilometre kadar sahile yakın geldiler. Tabii sahil mayın döşeli olduğundan kimse giremiyordu. &lt;br /&gt;Düşmanın vaziyetini öğrenmeye şiddetle ihtiyaç vardı. Bu sırada bir düşman tayyaresi düşürülmüş ancak bizimkiler başka taraftan o tarafa hala ateş etmekte idiler. Düşman tayyarecileri hem mayınlı hem de ateş altında ölüm kalım mücadelesi vermekte idiler. &lt;br /&gt;Bu noktada teessüratımı söylüyorum: o iki adam bağırıyordu. Yani ölüyorlardı artık. Ve sahilden hala imdat umuyorlardı. Tabii bir kumandan emir verdiği vakit süngü üzerine top üzerine gidip ölmek vazifemizdir. İşte o vakit mıntıka kumandanı Kaymakam Mahmut Bey " Kim girer?" diye bir sual sordu. Bu İngilizlere sırf acıdığım için düşman olsalar da onları kurtarmak bana bir vazife-i vicdaniye oldu. Yüzmek de bilirim.&lt;br /&gt;- Nerelisiniz efendim?&lt;br /&gt;- Çanakkale'liyim. Bir an evvel girmek için telaşımdan fanilayı da çıkarmamışım. bir fanila bir iç donu kalmıştı. Daldım. O zaman arkadaşım Mülazım Kaşif'de : "Ben de girerim " diye bendenize refakat etti. O çocuk aynı zamanda sınıf arkadaşımdır. Şimdi Rusya'da esir zavallı. Beraber girdik. Muttasıl düşman topları ateş ediyor. Monitörler,karşımızdan eksilmiyor. Tayyareler tepemizde dönüyordu.&lt;br /&gt;Fakat biz tabii pek alçağa düşüyorduk. Sular da biraz dalgalıydı. Ne bizimkilerin nede onların makas atışları bizi kıstıramıyordu. Gülleler hep ötemize berimize düşüyordu. Bize hiç ziyan vermiyordu. &lt;br /&gt;Maateessüf o tayyarecilerden birisi boğuldu. Çünkü bizde takat kalmamıştı. Ötekini kurtardık beyim. Mıntıka kumandanı Mahmut Bey kendisini aldı. Mıntıkasına götürdü. Orada İngilizce mesaj yapıldı. Güzel baktılar sonra Beşinci Orduya teslim edildi. &lt;br /&gt;Giderken İngiliz mıntıka kumandanı Mahmut Bey 'e demiş ki: &lt;br /&gt;"Türkleri şöyle cesurdurlar, böyle alicenaptırlar diye kitaplarda okurdum. Bu defada cephede gördüm. Fakat böyle şiddetli bir ateşe karşı bu derece fedakarlıklarını bilemezdim. Bu derecesini bir İngiliz bile yapamaz." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-7264796542290730296?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/7264796542290730296/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=7264796542290730296' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/7264796542290730296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/7264796542290730296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/ali-cenap-trkler.html' title='Ali Cenap Türkler'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-4205781065077958350</id><published>2007-03-17T17:54:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T17:55:17.520+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiirler'/><title type='text'>Çanakkale</title><content type='html'>“Söyle arkadaşım “dedi Anadolulu Mehmet&lt;br /&gt;Yanıbaşında ki Anzak erine&lt;br /&gt;“Nerelerden kopup gelmişin&lt;br /&gt;Neden çökmüş bu mahsunluk üzerine”&lt;br /&gt;“DÜNYANIN ÖBÜR UCUNDAN” dedi gencecik Anzak&lt;br /&gt;“Öyle yazmışlar mezar taşıma &lt;br /&gt;Doğduğum yerler öylesine uzak &lt;br /&gt;Örtündüğüm topraksa gurbet bana”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Dert edinme arkadaşım” dedi Mehmet&lt;br /&gt;“Değil mi ki yurdumuzun koynundasın ilelebet &lt;br /&gt;Sende artık bizdensin &lt;br /&gt;Sende bencileyin bir Mehmet”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale toprağının &lt;br /&gt;Üstü cennet altı mezar&lt;br /&gt;Kavga bitmiş mezarlarda &lt;br /&gt;Kaynaş olmuş yiten canlar&lt;br /&gt;“Ya sen” dedi Mehmet&lt;br /&gt;Oyun çağındaki İngiliz erine&lt;br /&gt;“Yaşın ne senin kardeş &lt;br /&gt;böylesine erken buralarda işin ne”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yaşım sonsuza dek on beş”&lt;br /&gt;dedi ufak tefek İngiliz eri&lt;br /&gt;“Köyümde askercilik oynar &lt;br /&gt;coştururdum trompetle bizimkileri &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken kendimi cephede buldum&lt;br /&gt;Oyun muydu gerçek miydi anlamadan &lt;br /&gt;Bir sahici kurşunla vuruldum&lt;br /&gt;Sustu boynumdaki trompet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son verildi böylece oyundan bozma işime &lt;br /&gt;Gelibolu’da bana bir yer kazıldı&lt;br /&gt;Mezar taşıma ON BEŞİNDE TRAMPETÇİ yazıldı&lt;br /&gt;Öyküm de künyem de bundan ibaret&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmur yağıyordu usul usul toprağa &lt;br /&gt;Gözyaşları düşerek üstüne sanki&lt;br /&gt;Damla damla ağlıyordu uzaktan uzağa&lt;br /&gt;Sahibini yitiren bir trompet&lt;br /&gt;“Ya sizler” dedi Mehmet&lt;br /&gt;Dünyanın dört kıtasından &lt;br /&gt;Mezar dolusu erlere&lt;br /&gt;“Hangi rüzgar savurdu sizleri &lt;br /&gt;bu bilmediğiz yerlere”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi İngiliz’di kimi İskoç&lt;br /&gt;Kimi Fransız dı kimi Senegalli&lt;br /&gt;Kimi Hintli kimi Nepall&lt;br /&gt;Kimi Avustralya’ dan Yeni Zellanda ’dan Anzak&lt;br /&gt;Gemiler dolusu asker&lt;br /&gt;Her biri niye geldiğinden habersiz &lt;br /&gt;Gelibolu’nun oya gibi koylarından sızarak&lt;br /&gt;Tırmanmışlardı dağa bayıra&lt;br /&gt;Siper siper yara gibi yarılan toprak &lt;br /&gt;Mezar olmuştu savaş ardından onlara &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kiminin BURADA YATTIĞI SANILIR &lt;br /&gt;Kiminin ADI BİLİNSE DE MEZARI BİLİNMEZ&lt;br /&gt;Kiminin de mezar taşında&lt;br /&gt;On altı,on yedi on sekiz yaşında&lt;br /&gt;EBEDİ İSTİRAHATE ÇEKİLDİĞİ yazılı&lt;br /&gt;Çanakkale topraklarında &lt;br /&gt;Her birinin erken biten yaşam öyküsü&lt;br /&gt;Eski yazıtlar gibi taşlara böyle taşlara böyle kazılı&lt;br /&gt;“anlamaz mıyım”dedi “halinizden kardeşler”&lt;br /&gt;adına yazılı taşı bile olmayan asker&lt;br /&gt;Anadolulu Mehmet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bende yüzyıllarca yaban ellerde &lt;br /&gt;Neyin uğruna bilmeden can vermişim&lt;br /&gt;Kendi yurdum uğruna can vermenin tadına &lt;br /&gt;İlk kez Çanakkale’ de ermişim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uğrunda can verdikçe vatanlaştı ancak&lt;br /&gt;Ekip biçtiğim padişah mülkü toprak&lt;br /&gt;Değil mi ki sizler alamazsanız bile&lt;br /&gt;Bu topraklar almış sizleri basmış bağrına&lt;br /&gt;Sizlere de vatan sayılır artık Çanakkale “&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale toprağının &lt;br /&gt;Üstü cennet altı mezar&lt;br /&gt;Kavga bitmiş mezarlarda &lt;br /&gt;Kaynaş olmuş yiten canlar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir garip savaştı Çanakkale Savaşı &lt;br /&gt;Kızıştıkça kızgınlığı dindiren&lt;br /&gt;Ara verdikçe ateşe düşmanı kardeşe &lt;br /&gt;Döndüren bir savaş&lt;br /&gt;Kıyasıya bir savaştı&lt;br /&gt;Ama saygı üreten bir savaş&lt;br /&gt;Yaklaştıkça birbirine &lt;br /&gt;Karşılıklı siperler &lt;br /&gt;Gönüllerde yakınlaştı&lt;br /&gt;Düştükçe vuruşanlar toprağa&lt;br /&gt;Dostlar gibi kaynaştı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Savaş bitti&lt;br /&gt;Ölenler kaldı sağlar gitti&lt;br /&gt;Köylü köyüne döndü evli evine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kır çiçekleri geldiler akın akın&lt;br /&gt;Çekilen askerlerin yerine&lt;br /&gt;Yaban gülleri dağ laleleri papatyalar &lt;br /&gt;Kilim kilim yayıldılar toprağa&lt;br /&gt;Siper siper&lt;br /&gt;Toprağın savaş yaralarını örttüler &lt;br /&gt;Koyunlar koruganları yuva yaptı kendine &lt;br /&gt;Kuşlar döndü gökyüzüne kurşunların yerine &lt;br /&gt;Çiçeğiyle yemişiyle yeşiliyle&lt;br /&gt;Silah yerine sapan tutan elleriyle &lt;br /&gt;Geri aldı savaş alanlarını doğa &lt;br /&gt;Can geldi toprağa silindikçe kan izleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzünde cennet oldu öylece&lt;br /&gt;O cehennem savaş yeri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Çanakkale Gelibolu &lt;br /&gt;Bahçe bahçe &lt;br /&gt;Ülke ülke &lt;br /&gt;Mezar dolu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstü cennet altı mezar&lt;br /&gt;Çanakkale toprağının&lt;br /&gt;Kavga bitirmiş mezarlarda &lt;br /&gt;Kaynaş olmuş yiten canlar&lt;br /&gt;“Huzur içinde uyusun” &lt;br /&gt;Vuruştukları topraklarda &lt;br /&gt;Kavgadan kinden uzakta &lt;br /&gt;Yanyana dostça yatanlar &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                            &lt;strong&gt;    BÜLENT ECEVİT &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-4205781065077958350?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/4205781065077958350/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=4205781065077958350' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/4205781065077958350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/4205781065077958350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/anakkale.html' title='Çanakkale'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-2058331399723468319</id><published>2007-03-17T17:53:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T17:54:30.108+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiirler'/><title type='text'>Çanakkale Şehitlerine</title><content type='html'>Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani tauna da zuldür bu rezil istila...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öteden saikalar parçalıyor afakı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir göğüslerse Huda’nın edebi serhaddi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“O benim sun’-i bediim, onu çiğnetme” dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni ancak ebediyetler eder istiab.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                       &lt;strong&gt;MEHMET AKİF ERSOY&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-2058331399723468319?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/2058331399723468319/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=2058331399723468319' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/2058331399723468319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/2058331399723468319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/anakkale-ehitlerine.html' title='Çanakkale Şehitlerine'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-4737690751602626755</id><published>2007-03-17T17:50:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T17:53:04.563+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiirler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir Yolcuya'/><title type='text'>Bir Yolcuya</title><content type='html'>Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,&lt;br /&gt;Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.&lt;br /&gt;Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,&lt;br /&gt;Bir vatan kalbinin attığı yerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,&lt;br /&gt;Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda,&lt;br /&gt;İstiklal uğrunda, namus yolunda,&lt;br /&gt;Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tümsek, koparken büyük zelzele,&lt;br /&gt;Son vatan parçası geçerken ele,&lt;br /&gt;Mehmed’in düşmanı boğuldu sele, &lt;br /&gt;Mübarek kanını kattığı yerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin&lt;br /&gt;Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,&lt;br /&gt;Bir harbin sonunda, bütün milletin,&lt;br /&gt;Hürriyet zevkini tattığı yerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;(Bu şiir Gelibolu yamaçlarında yazıldı.)   &lt;br /&gt;           NECMETTİN HALİL ONAN &lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-4737690751602626755?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/4737690751602626755/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=4737690751602626755' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/4737690751602626755'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/4737690751602626755'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/bir-yolcuya.html' title='Bir Yolcuya'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-255757023038339062</id><published>2007-03-17T17:45:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T17:50:29.726+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkler Neden Gaz Kullanmadı?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinmeyenler'/><title type='text'>Türkler Neden Gaz Kullanmadı?</title><content type='html'>Çanakkale Savaşları yüzyılın son centilmen savaşları olarak değerlendirilir. Bu değerlendirme savaş ahlâkı ve kuralları açısından bakıldığında sonuna kadar doğrudur. Birinci Dünya Savaşı'nın diğer cephelerine ve bundan sonra günümüze kadar yapılan savaşlara bakıldığında neden bu savaşların "centilmence" yapıldığı anlaşılabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Cephesi'ne çıkarma yapan müttefik askerleri karşılarında yamyam ve barbar Türkleri bekliyorlardı. 25 Nisan gününden başlayarak kanlı savaşların yaşandığı bu cephede kısa sürede başarı sağlanamayınca Müttefik Kuvvetleri sekiz buçukay sürecek maceralarına başlamışlardı. Her geçen gün Türklerle Müttefik askerleri arasındaki ilişkiler artıyor, birbirlerini tanımaya başlıyorlardı. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwODAgNTjI/AAAAAAAAAvY/2B5NoEuSYiI/s1600-h/mask_ing.bmp"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwODAgNTjI/AAAAAAAAAvY/2B5NoEuSYiI/s400/mask_ing.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042921127585599026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki taraf askerleri de zafer için bulundukları bu topraklarda, karşılarındaki askerlerin de kendileri gibi insan olduğunu, öldüklerini, ölürken acı çektiklerini, kan döktüklerini ve kısacası farksız olduklarını anlıyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlangıçta Müttefik askerleri için, Türklere esir düşmek korkulu rüya idi. Esir düşerlerse Türklerin onlara neler yapabileceklerini hayal bile edemiyorlardı. Zaman geçtikçe yaşanan olaylar bu düşünceleri siliyordu. Yaralı müttefik askerlerine Türklerin gösterdiği ilgi, esirlere yapılan iyi muamele ve Türklerin dürüst savaşçılar olması müttefik askerlerinin bu düşüncelerini tamamen değiştirmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazeteci C.E.W.Bean, 10 Kasım 1915'te defterine "Türkler: Yaşamın Güzel Yanları" başlığıyla, siperlerdeki bu ilginç durumu şöyle anlatıyor. :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Son zamanlarda Türklerle iyi iletişim kuruyorduk. Siperlerine, Mısır'daki Türk savaş esirlerinden gelen ve çok iyi bakıldıklarını anlatan mektuplarıyla, sağlıklı ve mutlu olduklarını gösteren fotoğraflarını atmıştık. (Gerçi bizim askerler bunu yapmamızı pek istemiyor ama...) Her neyse, karşıdan şu yanıtı aldık: "Sadaka ile yaşayan bir adam, domuzun, lanetin tekidir. Karnımız tok olduğu gibi yedek yiyeceğimiz de bol. Ellerimizde tüfeklerle hazırız. İngilizlerin çok silah ve cephanesi olabilir. Ancak, bizim de süngülerimiz ve inancımız var. Eğer iddia ettiğiniz gibi büyük bir millet iseniz, neden üstün ilkeler doğrultusunda hareket etmiyorsunuz da, başkalarının aklını çelerek sadakatlerini bozmaya çalışıp alçalıyorsunuz?...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok asilce bir cevap! Bu tür çabaları yoğunlaştırıp, Türklerin teslim olmalarını sağlayabiliriz sanıyordum. Kaldı ki onlar da -ya da Almanlar-, benzer yöntemleri bizim üzerimizde denemişlerdi."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Üç hafta kadar önce, Türklerin üç günlük bir bayramı vardı. Bizim siperlere, üzerine silinmez kalemle ve aceleyle şunlar yazılı iki paket sigara attılar: Prenez, fumez avec plaisir notre heureux énnemis. (Alın, afiyetle için mutlu düşmanlarımız)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşılığında biz de onlara, konserve sığır eti yolladık. Paketi, üzerinde "Bully beef non" (sığır bifteği istemeyiz) mesajı yazılı olarak geri yolladılar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avustralyalı bir albay ise, Ekim ayı sonunda ülkesine yolladığı mektupta, "Siperlerdeki Yaşam ve Türkler" başlığı altında durumu şöyle dile getiriyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Türkler çok dürüst savaşçılar. Kahramanlık ve cesaretleri tartışılmaz. İşkence, zulüm ve dumdum kurşunu konusundaki tüm iddialar yalandır. Geçen gün, yanlışlıkla atılan bir şarapnel ile Kızılhaç katırlarından birisini öldürdüler. Anında özür dilediler. Daha önce de yaralılarımızla ilgilendiler. Onları, kıyıya bırakıp bize haber verdiler. Burada hiçbirimizin, Türklere karşı büyük bir düşmanlık beslediğini sanmıyorum..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan, Çanakkale Cephesinde Müttefiklerin en çekindiği şeylerden bir, Türklerin zehirli gaz kullanma olasılığıydı. Genel olarak yüksek noktaları tuttukları için ve rüzgar da uygun estiği zaman, zehirli gaz kullanılması çok büyük can kaybına yol açabilirdi. Almanların elinde bu gazdan bulunduğu biliniyordu. Batı Cephesi'nde, Fransa'da kullanmışlardı da...Özellikle İngilizlerin, zehirli gaz kullanımından endişe ettiği ve askerlere gaz maskesi dağıtıp, olası bir tehlikede neler yapılması gerektiği konusunda özel eğitim verdiklerini öğreniyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Türk subay ve komutanları, Almanların isteğine ve önerisine karşılık bu yöntemi, "mertçe ve adil" bulmayıp, savaş kurallarına da aykırı olacağı gerekçesiyle onaylamamış ve zehirli gazı, savaşın son gününe kadar kullanmamışlardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Cephesi'nde zehirli gaz kullanıldığına ilişkin haberlerin asılsız olduğu ve endişeye gerek bulunmadığı, Avustralya ve Yeni Zelanda basınında sık sık dile getirilmiştir. Örneğin, Wellington'da çıkan "Otago Times" Gazetesi, 1 kasım 1915 günü, "Savaşçı olarak Türk" başlıklı bir yazı yayınlamıştır. Yazıda aynen şunlar yer almaktadır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"...Hastaneye ateş edilmiyor, zehirli gaz kullanılmıyor. Triumph (savaş gemisi) isabet alıp batmaya başlayınca, tekrar ateş edilmiyor. Türk, ikili oynamıyor. Bunun aksini iddia edenler Gelibolu'ya değil, en çok Mısır'a kadar gelenlerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Age adlı Avustralya gazetesi, 11 Aralık 1915'te, gene Türklerin zehirli gaz kullanması sorununu ele almış ve "gaz bombası saldırısından korkulmuyor" başlığı altında yayınlanan yorum yazısında, cepheden gelen raporlara dayanarak konuyu şöyle değerlendirmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"...Şu ana kadar bu cephede Türklerin savaş yöntemlerinin hakça olduğunu kabul etmek dürüstlük gereğidir. Türklerle Avustralyalılar arasındaki savaş mertçeydi ve sonuna kadar öyle olacağını umuyoruz. Bu savaştan önce Türk'ü hor görüyorduk. Artık öyle bir şey söz konusu değil. O'nu yendiğimizde -ki o gün uzak değildir- hepimiz onları Almanların etkisine girmekle birlikte, ahlâksızca savaş yöntemleri kullanacak kadar tötonikleşmemiş (Almanlaşmamış) olarak hatırlamak istiyoruz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türklerin zehirli gaz kullanmama nedenlerinden biri de yüksek noktaları tutuyor olmalarıydı. Özellikle Arıburnu'nda yukarıdan aşağı doğru atılacak gaz bombası denizden esen rüzgarla yukarılara çıkabilir ve Türk askerlerini de etkileyebilirdi. Hatta Çanakkale'nin meşhur rüzgarı, zehirli gazı yarımadanın hesaplanamayan bölgelerine sürükleyebilirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca Türklerin elinde gaz maskesi de bulunmuyordu. Herhangi bir gaz kullanımında gaz maskeleri olmadan dayanmak olanaksızdı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada Türklerin elinde zehirli gaz bulunup bulunmadığı da araştırma konusudur. Gerçi olsaydı da bu gazın sonuç itibariyle kullanılmayacağı açıktır. Böylelikle Müttefik askerlerinin Türklere olan güvenleri boşa çıkmamış, "Türkler zehirli gaz kullanmaz, onlar dürüst savaşçıdırlar" diyerek gaz maskesi takmayarak bu güveni sürdürmüşlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi savaşın her türlü çirkinliğine rağmen, savaşın içinde bile böylesi bir imaj yaratmak, Çanakkale Savaşları'nı yüzyılın, hatta yarınların son centilmen savaşı haline getirmiştir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-255757023038339062?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/255757023038339062/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=255757023038339062' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/255757023038339062'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/255757023038339062'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/trkler-neden-gaz-kullanmad.html' title='Türkler Neden Gaz Kullanmadı?'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwODAgNTjI/AAAAAAAAAvY/2B5NoEuSYiI/s72-c/mask_ing.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-3939491871047554717</id><published>2007-03-17T17:42:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T17:45:06.399+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türk Kadınları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinmeyenler'/><title type='text'>Türk Kadınları</title><content type='html'>Çanakkale Savaşları’nın henüz araştırılmayı bekleyen bir çok siyasal, sosyal ve askeri yönünün daha olduğu bir gerçek. Örneğin; bu savaşların bizde belki de hiç bilinmeyen bir diğer yönü, Çanakkale’de bazı kadın Türk kadın savaşçılarının da, Mehmetçik ile birlikte çarpıştıklarıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili ilk belgesel bilgilere Avustralya ve Yeni Zelanda arşivlerinde, Anzac askerlerinin Çanakkale’de siperlerde yazdıkları günlük ve mektuplarda rastlanmaktadır. Örneğin, The Age adlı Avusturalya gazetesinde, 8 Eylül 1915 tarihinde şu başlıkta bir haber yer almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kadın bir keskin nişancı: ilk günkü çarpışmada vuruldu: J. C. Davies adlı bir asker annesine yazdığı mektupta şöyle demektedir: “... Vurulduğum 18 Mayıs günü, keskin nişancı bir Türk kızı vardı. Güzel, iri yapılı ve 19-21 yaşları arasında görünüyordu. Günün uzunca bir bölümünde sürekli olarak ateş etti. Gerçi bir çok adamımızı vurdu ama gün bitiminden önce Avusturalyalı bir asker tarafından vurulunca, gene de üzüldüm. Ölüsünü ele geçirdiğimizde yanında bir Türk erkeğinin cesedini de bulduk. Kadının vücudunda tam 52 kurşun vardı... Bu savaş korkunç”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arşivlerde aynı konuyu dile getiren birkaç mektup ya da günlük daha bulunmaktadır. Gerçi bu tür haberlerin Anzak askerlerinin, zor siper koşullarında, aylarca süren çarpışmaların yıpratıcı etkisinde geliştirdikleri hayal ürünü şeyler olduğu da düşünülebilir. Ancak, “Keskin nişancı Türk kadınları” ve “Türk kadın savaşçılarını” anlatan diğer asker mektupları da incelenip, birbirleriyle karşılaştırıldığında, anlatılanların doğru olma olasılığının çok yüksek olduğu söylenebilir. Kısacası, Çanakkale Savaşları’nın daha birçok yönü, genç araştırmacılarımızın çalışmalarını ve aydınlatılmayı beklemektedir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-3939491871047554717?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/3939491871047554717/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=3939491871047554717' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/3939491871047554717'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/3939491871047554717'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/trk-kadnlar.html' title='Türk Kadınları'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-6936009365804238439</id><published>2007-03-17T17:41:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T17:42:35.129+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sözler'/><title type='text'>Sözler</title><content type='html'>“Çanakkale Zaferi, Türk askerinin ruh kudretini gösteren şayanı hayret ve tebrik bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.”&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;M. Kemal ATATÜRK&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Harpte iki meş’um (uğursuz) şey vardır. Bunlardan biri taş duvara körükörüne yüklenmek, diğeri kuvvetleri birtakım ayrı ve bağlantısız harekata dağıtıp körletmektir. Biz bu iki ahmaklığı yapmanın tehlikesiyle karşı karşıyayız.” &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İngiliz Başbakanı Asquith&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Ordunun yardımı olmaksızın Filo’nun başarı sağlayabileceği ümidine kapılmıştım; fakat şimdi bu işte müşterek bir harekatın zorunlu olduğunu anlıyorum.” &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Churchill&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;"Türkler, Çanakkale’yi zorlayan çağının en ileri tekniğine sahip güçler karşısına adeta bir kale gibi dikilmişlerdir.” &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Churchill&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“... Bu Türk kıtaatının cesaret, metanet ve se’bat cihetiyle takdir ve senaya liyakatı, her şüphenin fevkinde bulunmuştur. Donanmasının ateşiyle de, en müessir surette muavenet gören pek cesur bir düşmamn taarruzlarına karşı sayısız muharebelerde bu kıtaat mevkilerini muhafaza etmişlerdir.” [439]&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Alman Generali Liman von Sanders&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Avrupa’da hizbir asker yoktur ki, bu ifadenin altını çiziyorum, Türklierle mukayese edilebilsin. Almanların müdafaada gayet iyi oldukları kabul olunabilir. Fakat siperlerde onlar dahi Türklerle kıyas edilemez. Misal olarak Gelibolu’yu zikretmek isterim. Orada bizim gemi ateşlerimizle büyük zayiata uğrayan kıtalar, Türk olmasalardı. Yerlerinde kalamaz ve derhal değiştirilirlerdi. Halbuki, Türkler, bütün muharebe müddetince yerlerinde kaldılar.” &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;General Tawshend&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Çanakkale Seferi, Türk milletinin eski kudret ve kuvvetini muhafaza ettiğini, can çekişen bir imparatorluk içinde kahraman bir milletin varlığını meydana koydu.” &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;General Fahri BELEN&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Müttefiklerin gayreti kalmamıştır. Türkiye insan menbalarını (kaynaklarını) sarf ederek bitab (bitkin) kalmış, müttefikler, hissolunur derecede zayıflamamışlardır. Fakat Çanakkale Muharebesi’nin Rusya’nın akibeti ve Balkanlar’daki tesiriyle Türkler müteselli olabilirler.” &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Larşer&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“... Türk askerinin savaş ve dövüş hususunda haiz bulunduğu evsafın bidayette layikiyle takdir edilmemiş olması, Ingilizler için felaket olmuştur.... Türk askerinin ne yaman muharip olduğunu, Ingilizler kendileriyle dövüştükten sonra bittecrübe anlamışlardır.” &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Ingiliz Generali Oglander&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Yenilmez Ingiliz donanmasının uğradığı akibetten komutanlar değil, strateji kurallarını ihmal eden devlet adamları sorumludur. Boğazlar ve Trakya bölgesinde altı Türk kolordusu varken, donanmayı tahkim edilmiş bir Boğaz’dan geçirmek ve Boğaz kıyıları işgal edilmeden beş tümenlik bir kuvvei seferiyeyi Istanbul’a getirmek planının şansı çok azdı.” &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;General Fahri BELEN&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Çanakkale Savaşları, Avusturalya ordusunun gelişimine birçok etkide bulunmuştur. İlk olarak Avusturalya ordusu kuvvetlerinin bir yabancı tarafından değil, bir Avusturalyalı subay tarafından idare edilmesini temin edecek bir uygulamaya başlanmıştır. Ve Çanakkale olayları, bu uygulamayı başlattı.”&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Avustralyalı Yarbay D. M. HORNER&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Çanakkale Savaşları, savaşa İngiliz bayrağı altında katılan Yeni Zelanda’nın uluslaşma sürecine çok önemli katkılarda bulunmuştur. 1915’te Yeni Zelandalılar, kimliklerini İngiliz İmparatorluğu içerisinde tanımlamaktaydılar ve bağımsızlık kazanmak gibi istekleri yoktu.” &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yeni Zelandalı Prof. Dr. J. PHİLLIPS&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Çanakkale Savaşları, modern savaş tarihinde birleşik kara ve deniz savaşlarımn başlangıcı ve ilk örneğidir.”&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Japon Prof. Dr. Em. Krg. Hideo MIKI&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Avrupa diplomasisinin çıkmazlarında ihtiyatla yolunu arayan ve Avrupa devletleri’nin birbirine düşmüş meclislerinde kendi lehinde fırsatlar kollamaya çalışan ürkek ve tereddütler içindeki Osmanlı, artık yerini, dimdik adeta mağrur ve kendine güvenen, kendi hayatını yaşamaya azmetmiş, Hristiyan düşmanlarına tam bir istihfafla bakan şahsiyete bırakmıştı.” &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Alan Moorhead&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Çanakkale Boğazı’ndaki Türkler ve Almanlar da 18 Martı aralıksız takip eden sessiz günler, şaşkınlık ve sonra da, büyük bir sevinç uyandırdı. Moral, son derece yüksekti. Kaleler ve tabyalardaki hasar da kolaylıkla giderilmiş olmakla beraber, ağır bataryaların cephane durumu ciddiyetini koruyordu.” &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Robert Rhodes James&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Çanakkale Müharebelerinde Türk ordusunun başında daha başlangıçtan itibaren orayı, üç kez ve yalnız kendi inisiyatifiyle kurtarmış olan Türk Başbuğu (Atatürk) bulunmuş olsaydı, bu gün tarih, bir Çanakkale Savaşı yerine, karaya ayak basmasıyla beraber, akim kalan bir Çanakkale teşebbüsünden bahsederdi.” &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;M. Şevki YAZMAN&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Çanakkale fecayi’ine (çok acıklı olaylarına) ait mesuliyetin, her iki taraftan hangisine ait ve raci olduğu keyfiyeti henüz tahakkuk edemediyse de, bahri hücumun (deniz hücumu) altında mündemiç (saklı) olan hakayik (gerçekler), o kadar basittir ki, bu hususta en müptedi (ilkel) olanlar bile bunu anlarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz en müşkülü’l-icra (yapılması zor) harekete tasaddi ettik (başladık) ve esas noktalara dair maluunatı sahiha (gerçek bilgiler) elde etmeden evvel mutadımız (adetimiz) olduğu üzere, düşmanı hakir (küçük) görerek, böyle bir külfetli işe sarıldık. Neticedeyse, herkesin kabul ve itiraf edeceği bir hezimete, mağlubiyete uğradık ki, bunun izin, hiçte şikayete hakkımız yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Martta mağlup olduk. Bu bapta tevile felana (başka anlam vermeye falan) hacet yoktur.” &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İngiliz Yazar Ellis Ashmit BARTLETT&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;“Çanakkale müdafaası, üç mucizeler muharebesidir Hali kurtardı; maziye hamaset ve azametini iade etti; vatanımızı bir vatanı ebedi yaptı.” &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sami Paşazade Sezai&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-6936009365804238439?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/6936009365804238439/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=6936009365804238439' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/6936009365804238439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/6936009365804238439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/szler.html' title='Sözler'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-615627195576282946</id><published>2007-03-17T17:38:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T17:41:20.581+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nusret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzeler'/><title type='text'>Nusret Mayın Gemisi</title><content type='html'>Çanakkale savaşları deyince akla ilk gelen ve bu savaşların simgesi olan kahraman Nusret Mayın gemisidir. 18 Mart Deniz Savaşı'nda Müttefik Donanmasını dağıtan, Müttefik Komutanlarını şaşkınlığa uğratan, Türk askerine moral, Türk Milleti'ne sevinç kaynağı olan 26 mayınla bir yazgının değişmesine sebep olan bir kahramanlık hikayesidir Nusret Mayın Gemisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nusret Mayın Gemisi'nin başarısı o kadar büyümüştür ki destansı özellikler katılarak menkıbe kitaplarında baş köşeyi almıştır. Çoğu kaynakta "17 Mart'ı, 18 Mart'a bağlayan gece" diye başlar Nusret'in serüveni. Bu verilen tarih doğru olmamakla birlikte, olayın dramatik yanını artırması açısından kullanılmıştır. Nusret'in kahramanlık hikayesi çok önceden başlar; Nusret Mayın Gemisi Boğaz sularına 3 Eylül 1914'te geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Almanya'da özel olarak inşa edilmiş bu tekne, dar alanlarda kolayca manevra yapabiliyor ve az su çektiğinden mayın alanları üzerinde güvenle dolaşabiliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nusret Mayın Gemisi'nin künye bilgileri şöyledir :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tipi Mayın Gemisi &lt;br /&gt;İnşa Yeri Almanya &lt;br /&gt;Tonajı   360T &lt;br /&gt;Hizmete Girişi 1912 &lt;br /&gt;Boyu 40 m &lt;br /&gt;Eni 7,4 m &lt;br /&gt;Çektiği su 2 m &lt;br /&gt;Silahları 1 adet 7,5/40 Top, 2 Adet 4,7 Top, 2 mk. 5b. &lt;br /&gt;Sürat 15 mil &lt;br /&gt;Hizmet Dışı 16.06.1957 &lt;br /&gt;Akıbeti  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müttefik donanmasının boğazlardaki tabyaları bombalamaya başlamaları (Şubat 1915) ile birlikte Mart ayına kadar geçen süre içinde, dünyanın en büyük donanması boğaz önünde toplanıyor, keşif uçuşlarıyla mayın alanları belirleniyor, mayın araştırma ve keşif gemileri boğazın içlerine kadar girip mayınları temizliyorlardı. Nusret'in mayınlarını döktüğü Karanlık Liman önündeki mayın hatları ise tamamen temizlenmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süreli bu temizlik çalışmalarının ardından Müttefik donanmasının boğazı geçme girişiminde bulunacağı kesinde. Bunun üzerine Müstahkem Mevkii komutanlığı daha önceden düşündüğü gibi, bir Alman subayının da teklifiyle elde kalan son 26 Mayını Karanlık Liman'a dökme kararı aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olayın içinde yaşayan Müstahkem Mevkii Kurmay Başkanı Selahattin Adil anılarında şöyle yazmaktadır :&lt;br /&gt;"Düşman kesin saldırısının birkaç gün içinde yapılacağı belli oluyordu. Deniz işlerine bakan ve izleyen tecrübeli, sevimli, uysal bir ihtiyar olan Alman Amirali Menter Paşa'nın teklifine uyularak, geride kalan yedek mayınların atılmasına karar verilmiş ve 30 kadar mayın Nusret gemisinde hazırlanmıştı."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece Müstahkem Mevkii Komutanı Cevat Paşa'nın da görevlendirilmesiyle, Yüzbaşı Tophaneli Hakkı Bey komutasındaki Nusret Mayın gemisi 7/8 Mart gece yarısından az sonra göreve çıkıyordu. Müstahkem Mevkii Mayın Grup Komutanı Yüzbaşı Hafız Nazmi (Akpınar) Bey'de Nusret Mayın Gemisi'ndeydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7/8 Mart gece yarısından az sonra sisli bir havada Çanakkale'den ayrılan Nusret Mayın Gemisi bütün ışıklarını söndürmüş, kıvılcım atmasın diye ocaklarını bastırmışlardır. Daha önceden dökülmüş olan mayınların arasından, Nazmi Bey'in kılavuzluğunda geçerek karanlık Liman'a doğru ilerlemeyi sürdürürler. Kıyıya paralel olarak 100'er metre aralıklarla ve suyun 4,5 metre altında 26 mayın da sessizlik içinde dökülür. Görev tamamlandığında yine aynı sessizlik ve dikkatle geriye dönen Nusret Mayın Gemisi, bir savaşın kaderini değiştirecek 26 Mayınlık imzasını bırakmıştır geride.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi günlerde, Müttefikler tarafından yeni keşif uçuşları ve mayın taramaları yapılmıştır. Her nasılsa bu 26 sürpriz mayın kendilerini saklamayı başarmıştır. Hatta Karanlık Koy'da mayın bulunmadığına dair rapor veren İngiliz Pilot, bu sürpriz mayınların başarısından bir gün sonra kurşuna dizilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Mart günü yaşananlar Türk tarihinde gerçek bir zaferdir. Bu zaferde Nusret Mayın Gemisi'nin başarısı tartışılmazdır. Winston Churchill 1930'da ""Revue de Paris" dergisinde bu olayı şöyle yorumluyordu.&lt;br /&gt;"Birinci Dünya Harbi'nde bu kadar insanın ölmesine harbin ağır masraflara mal olmasına, denizlerde 5,000 tane ticaret ve savaş gemisinin batmasına başlıca neden, Türkler tarafından bir gece önce atılan ve incecik bir çelik halat ucunda sallanan 26 adet mayındır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi Nusret Mayın Gemisi ve 18 Mart Zaferi bütünleşmiş ve bu zaferle birlikte anılan bir destana dönüşmüştür.&lt;br /&gt;Nusret Mayın Gemisi 2000 yılı itibariyle hala Mersin'de bulunmakta, batmaması için vakıflar ve gönüllüler yardımı ile içindeki su boşaltılmaktadır. Belki Yavuz ve Midilli gibi jilet olmayacaktır, ama bu kaderi paylaşmamak için yardıma ihtiyacı vardır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-615627195576282946?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/615627195576282946/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=615627195576282946' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/615627195576282946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/615627195576282946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/nusret-mayn-gemisi_17.html' title='Nusret Mayın Gemisi'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-8168104526579238419</id><published>2007-03-17T17:33:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T17:37:08.818+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinmeyenler'/><title type='text'>Norfolk Alayı</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwKzwgNThI/AAAAAAAAAvI/lUr9try_81g/s1600-h/norfolk_103.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwKzwgNThI/AAAAAAAAAvI/lUr9try_81g/s400/norfolk_103.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042917567057710610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwKnAgNTfI/AAAAAAAAAu4/cA3H4W-Y5tA/s1600-h/norfolk_101.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwKnAgNTfI/AAAAAAAAAu4/cA3H4W-Y5tA/s400/norfolk_101.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042917348014378482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;ALL THE KING'S MEN (KRALIN ADAMLARI) ve 1/5 NORFOLK ALAYI&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1999 yılında İngiltere'de bir film yapıldı. Filmin adı "All the King's Men" . &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin öyküsü, Çanakkale Savaşları sırasında 12 Ağustos 1915'de Gelibolu Yarımadası'nda Küçük Anafartalar Bölgesi'nde Türklere karşı taarruza geçen, ancak başarısızlığa uğrayıp Türkler tarafından esir edilen ve de başlarından kurşunlanıp öldürülen bununla birlikte, yaralı olarak ele geçirilmiş oldukları halde "fazla acı çekmesin diye !" Türkler tarafından bir çiftlik evinde yakılan İngiliz askerleri üzerine kurgulanmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de bilinmeyen ama, İngiltere'de son birkaç yıldır üzerinde durulan bu olay, İngiliz kuvvetlerinden 54.Tümen, 163.Tugay ve1/5 Norfolk Alayı'na mensup Sandringham Bölüğü'nden askerlerin yaşamış olduğu iddia edilen doğruluğu kesinlikle kanıtlanamamış bir olay. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwKqggNTgI/AAAAAAAAAvA/KtoCW221M8c/s1600-h/norfolk_102.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwKqggNTgI/AAAAAAAAAvA/KtoCW221M8c/s400/norfolk_102.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042917408143920642" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiliz yetkililere göre, I.Dünya Savaşı bitiminde özellikle 1/5 Norfolk Alayı'nın askerlerinin kayıp olduğunu ve Türklerden bu askerlerin akibeti konusunda bilgi verilmesini istemişler. Ancak, Türk yetkililer bu konuda bilgi verememişler. Nedeni ise, askerlerin yukarıda bahsedilen şekilde öldürülmüş olmalarıymış. Oysa, olayın seyri daha farklıdır. 12 Ağustos'ta Gelibolu Yarımadası'nda Küçük Anafartalar Ovası'nda Türkler ve İtilaf kuvvetleri arasında gelişen muharebede, İngilizlerin 163. Tugay'ı birlikleriyle, Türklere karşı tarruza girişmişler ancak, Türklerin kuvvetli top atışları ve keskin nişancılar (snayper) karşısında İngilizler büyük ölçüde zayiat vermişlerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwKiQgNTeI/AAAAAAAAAuw/xYiyykxxBmo/s1600-h/norfolk_100.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwKiQgNTeI/AAAAAAAAAuw/xYiyykxxBmo/s400/norfolk_100.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042917266409999842" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;54.Tümen komutanı General Inglefield, 1/5 Norfolk Alayı'nın komutanı Yarbay Sir Horace Beauchamp, Sandringham Bölüğü'nün komutanı ise Yüzbaşı Beck'dir. İngiliz kuvvetlerine orada müdahele eden, Türk kuvvetlerinden 36. Alay'dır. Alay Komutanı Binbaşı Münib Bey'dir. Askeri kaynaklarda Binbaşı Münib Bey, o günkü muharebeyi anlattığı Harp Ceridesi'nde İngiliz taarruzunun başarısızlığa uğratıldığı ve 35 esir aldıklarını ifade ediyor. Bu esirlerden bazılarının ifadeleri de mevcuttur. Bunlardan biri olan 3357 Sicil numaralı Er A.G.Brown (1/5 Norfolk Regt. 54 Div. 163 Brigade (East Anglian Division) yakalandıktan sonra Türk komutanlara verdiği ifadesi şöyledir;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"10 Ağustos 1915'de Tuzla Göl civarında karaya çıktım. İsmini bilemediğim bir tepeye hücumda tepenin ancak eteğinde mecruh düşerek 12'de esir oldum. Kumandanın ismi Engelfild ( Inglefield ) idi, fakat fırkanınkini veyahud livanın kim olduğunu bilemiyorum. Ben ancak iki gün Anafarta'da bulundu?um için hiçbir şeyden haberim yoktur." Bu ifade, esir olan askerlerden birine ait. Bunun gibi birkaç tane daha ifade var. Oysa, İngilizlerin iddiası bütün hepsinin esir edildikten sonra kafalarından kurşunlanarak öldürüldüğüdür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olayın doğruluğu henüz kantılanamamış olsa da şunu vurgulamak gerekir ki, 12 Ağustos'daki saldırıda Türkler, başarılı bir şekilde İtilaf saldırısını durdurmuşlardır. İngiliz kuvvetlerine Türk sniperlerin müdahale etmiş olması ve savaş alanında ölenlerin kafalarından yada başka biryerlerinden yara alıp ölmeleri kaçınılmaz görünüyor ki bazı İngiliz ordu mensupları da yakın bir çatışmada bunun normal olduğunu söyleyebiliyorlar. Bununla birlikte, savaş Atatürk'ün dediği gibi "gerekli olmadıkça bir cinayettir" ancak, İngilizlerin Gelibolu Yarımadası'na yaptıkları saldırılara, Türklerin vatanlarını savunmak için müdahale etmeleri de kaçınılmazdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolayısıyla, insanlar bu yarımada üzerinde ayakta kalabilmek için canhıraş bir mücadele vermişlerdir ve ortaya bir insanlık dramı çıkmıştır. Norfolk Alayı'nın yaşadığı iddia edilen bu olayın belki de bu kadar üzerinde durulması, bu alaya dahil olan Sandringham Bölüğü'nün Kral V.George'un hizmetkarlarından oluşmuş olması ve bunların Oglander'in kitabında anlattığı gibi Inglefield'in hazır olmayan birlikleri, dikkatsizce gündüz ve Türklerin çok iyi savunduğu bir bölgeyi almakla görevlendirmesi ve toplara ve keskin nişancılara karşı ölümüne göndermesi ve belki de bu hatayı örtbas etmek için de Türklerin, İngiliz askerlerini yakalayıp öldürdüklerini iddia etmiş olmasıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türklerin yakaladıkları esirlere kötü davrandığı ve öldürdüğü yolundaki hikayeler sürekli anlatılmıştır. İtilaf kuvvetlerindeki askerlere komutanları belki de iyi savaşmalarını sağlamak için olsa gerek "aman dikkat edin Türkler sizi yakalarsa öldürür veya yer" gibi akıl vermişlerdir. Oysa, bilinen bir gerçek var ki, Türkler esirlerine her zaman iyi davranmışlardır. Askerleri esir edip sonra da öldürmek ise genelde olmayan bir davranışdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle Çanakkale Muharebeleri'nde Türklerin tam bir centilmen gibi savaştığını, İtilaf kuvvet komutanları da dile getirmişlerdir. Türkler, hasta veya yaralı bütün esirlerle ilgilenmişlerdir. Örneğin arşiv kaynakları incelendiğinde diş problemi gibi basit bir problem yaşayan esirlerin sağlığı için emirle dişçi göndermek, Türk komutanlarının sıkça rastlanan centilmenliğinin bir göstergesidir. Acaba, İngiliz, Fransız ve Ruslar da yakaladıkları esirlere böyle mi davranmışlardır? Onlar tarafından yakalanan Türk esirler bunun tersini söylüyorlar. Yapılacak araştırmalar, belki çok daha fazla bilgi ve gelişmeyi ortaya koyacak ve Çanakkale Muharebeleri ve yaşananları bir kez daha gün ışığına çıkartacak ve suçlamalara iyi bir cevap olacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-8168104526579238419?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/8168104526579238419/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=8168104526579238419' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/8168104526579238419'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/8168104526579238419'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/norfolk-alay.html' title='Norfolk Alayı'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwKzwgNThI/AAAAAAAAAvI/lUr9try_81g/s72-c/norfolk_103.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-1486251549836295682</id><published>2007-03-17T17:31:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T17:32:20.251+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinmeyenler'/><title type='text'>Muavenet-i Milliye</title><content type='html'>Muavenet-i Milliye , Çanakkale'de yaşanan en önemli olaylardan birinin, Goliath'ın batırılışının kahramanıdır. Müttefik ordularının komutanı olan General Ian Hamilton'un "Düşman madalyayı hak etti!" diye günlüğüne not düşmesine neden olan Muavanet-i Milliye'nin başarısı, Müttefik donanmasının Mondros limanına çekilmesine neden, Türk askerleri için de moral olmuştur. &lt;br /&gt;Çanakkale Seferi süresince İngiliz donanmasının maruz kaldığı en büyük felaket Goliath'ın batışıdır. 13.150 tonluk ve yedi yüz elli mürettebatı olan bu muharebe gemisinden ancak yüz seksen kişi kurtulabilmiştir. Beş yüz yetmiş personeli, gemi ile beraber sulara gömülmüştü. &lt;br /&gt;    Bu geminin batışı ile verilen zayiat büyük olmuştu, ama asıl önemlisi bu felaketin doğurduğu olaylardı. Goliath'ın batırılışı üzerine İngilizler, Boğaz'ın zorla geçilmesi fikrinden tamamen vazgeçtiler. 18 Mart Harekatı'ndan sonra donanmayla Boğaz'ı bir kere daha zorlamayı planlıyorlardı. Çünkü kara harekatı da istenilen sonucu vermemişti ve kısa sürede de vereceği tahmin edilmiyordu. Bu geminin batırılışı, bu plandan vazgeçilmesine sebep oldu. Ayrıca geminin batırılışından iki gün sonra 15 Mayıs 1915'te, İngiliz Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Fisher, ardından da 17 Mayıs'ta, Çanakkale Seferi'nin fikir babası Churchill'in isifasına vesile oldu. &lt;br /&gt;    Küçük bir Türk muhribi olan Muvanet-i Milliye Muhribi'nin başarısı, görüldüğü gibi, İngiltere kabinesinde kriz yaratacak şekilde etkili olmuştu. &lt;br /&gt;    Olayın amacı, İngiliz gemisinin batırlışı ve gemi komutanının kim olduğu Türk kaynaklarında şöyle yer almaktadır:&lt;br /&gt;    "13 Mayıs 1915 tarihi, Muavenet muhribinin Morta koyunda demirli Goliath İngiliz muharebe gemisini batırması, Çanakkale Muharebeleri tarihinde önemli bir yer tutar. &lt;br /&gt;    Fransızların Kerevizdere'de ele geçirmiş oldukları mevzileri geri almak için yapılan devamlı taarruzlara karşı, Fransızların harp gemilerinin yardımını istemeleri üzerine, her akşam iki muharebe gemisi Morto Koyu açığına gönderilmekteydi. Bu gemilerin ateşinden hayli zarar görülmesi üzerine, 5 nci Ordu Komutanlığı Boğazlar Genel Müfettişliği'ne başvurarak bu kötü durumun giderilmesini istedi. Bu amaçla, Muavenet Muhribi'nin görevlendirilmesine karar verildi.&lt;br /&gt;    Marmara'da denizaltı karakol görevi yapan Muavenet, Kıdemli Yüzbaşı Ahmet Saffet komutasında olarak 10 Mayıs saat 1330'da Çanakkale'ye geldi. &lt;br /&gt;12 Mayıs'ta sona eren hazırlıklar arasında, kıyı boyunca seyir sırasında geminin dibe değmemesi için kömür ve yağın yarısı gemiden çıkarıldı. Doksan kilo şarjlı üç Şuvartskopf torpidosu kovanlara sürüldü; bir tanesi de yedek olarak güverteye alındı. Torpidolar, 1.200 metre mesafe, 34 mil sürat ve iki metre derinliğe ayarlandı. Düşmanın torpido ağı kullanmadığı saptanmış olduğundan, torpidolara ağ makası takılması ihtiyaç görülmedi. Bu sırada Morto koyunda Goliath ve Kornvolis muharebe gemileri demirli bulunmakta , iki İngiliz muhribi Rumeli, diğer ikisi Anadolu Kıyısında ve biri de boğaz ağzının ortasında karakol yapmSakta idi. &lt;br /&gt;Müstahkem mevkideki bataryalar ile ışıldaklar ve diğer bütün ilgili birlikler, yapılacak taarruzdan haberdar edilmiş, Anadolu ışıldaklarının Muavanet'in seyir hattının aydınlatmamaları, Muavenet'i izlemeleri olasılığı olan düşman muhriplerini karşılamak üzere, bataryaların hazır bulunmaları, Muavenet'in dönüşte seyir fenerlerini yakacağı ve eğer izleniyorsa, baş tarafından beyaz işaret fişekleri atacağı bildirilmişti. Havuzlar mevkiinde demirli olan bir filika da kırmızı bir fener gösterecekti. &lt;br /&gt;12 Mayıs saat 18.40'da harekete geçen Muavenet, saat 19.00-19.30 arasında mayın hatlarını geçtikten sonra , 19.40'ta Soğanlıdere önlerindeki mayın hatlarının hemen dışında demirleyerek, taarruz saati olan gece yarısını beklemeye başladı. &lt;br /&gt;Morto'daki (Morto-Soğanlıdere=7 mil) gemilerin ateşi ve ışıldaklarla yaptıkları aydınlatma, saat 23.30'a kadar sürdü. &lt;br /&gt;13 Mayıs saat 00.30'da demir alan Muavenet, sekiz mil hızla Rumeli kıyısına sürünürcesine seyre başladı. Onbeş dakika sonra, iskele tarafından 600-800 metre mesafede rastlanan ve ağır yolla karşı rotada seyreden bir düşman muhrip takımı, Muavanet'i görmedi. Saat 01.00'da tam pruvada, Eskihisarlık burnuna bordalarını vermiş yatan iki muharebe gemisi fark edildi. Torpido kovanları sancağa çevrilmiş durumda ağır yolla seyre devam olunurken, öndeki geminin (Goliath'ın) pırıldakla (O) işareti verdiği görüldü; görülmüş olan Muavanet'ten parola sorulmaktaydı. Bu işarette aynen karşılık veren Muavenet, vakit kaybetmeyerek hemen hücuma kalktı ve saat tam 01.15'te birbiri ardından üç torpidosunu işaretledi. Bu anda mesafe 300 metre kadardı. Torpidolardan biri Goliath'ın komuta köprüsü, ikincisi baş baca altına ve üçüncüsü de kıç tarafına vurdu. Kısa zamanda batan Goliath, yedi yüz elli kişilik mürettabatından, gemi komutanı dahil, beş yüz yetmişini de birlikte götürdü. &lt;br /&gt;Muavenet, saat 05.00'te Çanakkale önüne demirlediği vakit, büyük sevinç gösterileriyle karşılandı. Aynı gün İstanbul'a hareket eden muhrip, ertesi günü istinye üssüne döndü ve merasimle karşılandı. 16 Mayıs'ta gemi mürettabatı, Başkomutan Vekili ve Bahriye Nazır Vekili Enver Paşa tarafından bir takdirname ile kutlandı. Bunu, nişan ve madalyalarla taltifleri ve gemi komutanının binbaşılığa yükseltilmesi izledi. Muavenet'in, bu başarısı, Çanakkale'yi savunanların morali üzerinde önemli etki yaptı. İngiliz harp tarihinin, (atak ve ustalıklı bir hareket) olarak kaydettiği bu olay, 14 Mayıs'ta toplanmış olan İngiliz Harp Meclisi'nde tam bir bomba etkisi yaptı. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-1486251549836295682?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/1486251549836295682/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=1486251549836295682' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1486251549836295682'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1486251549836295682'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/muavenet-i-milliye.html' title='Muavenet-i Milliye'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-2638834489959396912</id><published>2007-03-17T17:30:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T17:31:09.898+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinmeyenler'/><title type='text'>İzmir Basınında Çanakkale</title><content type='html'>Çanakkale Muharebeleri,Birinci Dünya Savaşı içinde gerek İtilaf Devletleri, gerekse de İttifak Devletleri açısından önemli bir yere sahiptir. Birinci Dünya Savaşı'nın uzamasına yol açan ve Türk ordusunun başarısıyla sonuçlanan bu muharebeler, Türk halkı için bir moral kaynağı olmuştur. Bu kaynağı işleyen ve halka yayılmasını sağlayan basındır .Bu işlevlerini göz önüne alarak bir şehir basınının, özellikle İzmir basınının seçilmesindeki amaç, İzmir'in Çanakkale muharebeleri ile olan bağlantısıdır. İzmir İtilaf Devletleri donanmasınca Çanakkale ve İstanbul boğazlarını ele geçirmek için önemli bir koz ve baskı aracı görülerek bombalanmış, hatta dönemin İzmir Valisi Rahmi Bey' e İzmir'i teslim etmesi halinde prenslik bile önerilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir basını, Birinci Dünya Savaşı'nda Çanakkale Muharebeleri'nin başladığı dönemde Ahenk, Anadolu, Köylü ve Duygu adlı gazeteler ile Muallim adlı bir dergiden oluşuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir gazetelerinin haber kaynağı, Karargah-ı Umumi' den yayınlanan resmi tebliğler, yabancı gazetelerden ve haber ajanslarından ve İzmir dışındaki diğer şehirlerin basınından yapılan alıntılardır. Yabancı basın ve haber ajansları, Türkiye'deki gelişmeleri Türk basınından daha da iyi takip edebiliyor ve İzmir gazeteleri neredeyse haberlerinin çoğunluğu yabancı basından alıntılarla veriyordu. Ancak, bu İzmir basının pasif kaldığı anlamına gelmemekteydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nitekim, boğazdaki gelişmeler oldukça iyi değerlendirmelerle yansıtılıyordu.&lt;br /&gt;Bilindiği gibi, Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı içinde tek kazandığı cephe olan Çanakkale Cephesi ve buradaki muharebeler savaşın uzamasına yol açmıştır. Osmanlı Devleti, bu cepheye özel bir önem vermiştir. Bu önem, cephedeki kötü gelişmelerin,devletin uyguladığı sansürle gizli tutulmasını, başarıların ise bütün yurtta coşkuyla kutlanmasını sağlamıştır. Bu coşku her yerde olduğu gibi, İzmir gazetelerinden de halka aktarılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cephedeki başarıyı aktaran yazılar,halkın savaşı sahiplenmesini arttırıp, bu haklı davanın kazanılması için yardımların yapılmasını teşvik etmiştir. Osmanlı Devleti'nin diğer cephelerindeki gelişmeler resmi tebliğler ve makalelerle bir iki paragrafla geçiştirilirken, Çanakkale'ye sütunlar ayrılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir gazeteleri boğazlardaki gelişmeleri yakından takip ediyordu. Bazen önemli haberleri yakalıyor bazen de isabetli tahminlerde bulunuyordu. Örneğin, Anadolu Gazetesi'nin ilk gerginlik döneminde yakaladığı önemli haberlerden biri, İtilaf Devletleri'nin kendi aralarında yaptıkları boğazlarla ilgili gizli bir askeri anlaşma idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya ve İngiltere'nin yaptıkları bu anlaşmaya göre, harp çıkarsa Rusya, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarına karşı askeri harekata girişecekti. Yapılan önem tahminlerden biri de boğaza yönelik zorlamanın artacağı idi . Ahenk' in 16 Ekim tarihli sayısında yer alan bu tahmin doğru çıkmış ve İtilaf Donanması 1 Kasım 1914'te İzmir Limanı'nı, ardından 3 Kasım 1914'te de boğazları top ateşine tutmuştu. Artık hızlı bir şekilde Çanakkale Muharebeleri'ne doğru gidiliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtilaf Devletleri boğazı geçme konusunda planlar yapmaya başladılar. Bu doğrultuda , boğazdaki ve Ege Denizi'ndeki faaliyetlerini yoğunlaştırdılar. Çanakkale boğazını almaya kararlıydılar. Oysa İzmir gazeteleri daha önceki tahminlerinin ve haberlerinin aksine, İtilaf Donanması'nın fazla dayanamadan çekip gideceğini yazmıştı. Örneğin Ahenk, "İngiliz ve Fransızlar Çanakkale Boğazı'nı zorlamak için dört beş gemiden fazla feda edemezler. Bununla beraber iş bu fedakarlıkta beyhude olur. Çünkü Çanakkale gayr-i kabil teshirdir" diyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir basını saldırıya ihmal vermezken, 23 Kasım 1914 'te Fransız ve İngiliz donanmaların Çanakkale'ye saldırmıştı. Ancak ,hükümet sansürle bu ve bundan sonra olabilecek saldırıları yok göstermeye başladı. Örneğin ,23 Kasım 1914'te yapılan saldırı,Karargah-ı Umumi tarafından yok gösterildi. Sonradan Birinci Ordu Komutanı olacak olan Von Der Goltz Paşa da bu saldırıların olmadığına dair beyanat vermişti. Bu da Ahenk'te, "Von Der Goltz Paşa'nın Beyanatı"başlıklı yazıyla açıklanıyor ve Paşanın bu tür söylentilerden çabuk etkileneceği , dolayısıyla bunun önlenilmesini istediği bildiriliyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtilaf Devletleri Çanakkale'ye düzenlenecek saldırının hazırlığını yaptıktan sonra, planları doğrultusunda 19 Şubat 1915'te Gelibolu Yarımadası'nda Seddülbahir ve Ertuğrul, Anadolu tarafında da Kumkale ve Orhaniye giriş tabyalarını imha etmek için saldırıda bulundular. Bu saldırıda Türk ordusundan 4 kişi şehit olurken, 11 kişide yaralandı. Oysa, yayınlanan resmi tebligatta, sadece bir Türk askerinin bacağından yaralandığı;İtilaf Donanması'ndan "Amiral gemisi ağır surette olmak üzere üç zırhlı..."nın da hasara uğradığı bildirilmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sansür dolayısıyla gerçek sayılar saklanmıştı. Köylü saldırıyla ilgili haberinde, Türklerden sadece "bir nefer şehit ve bir neferin"de yaralı olduğunu bildirirken Ahenk'te, İngiltere'nin bu saldırıya Fransa'nın dört zırhlısına karşın sadece iki zırhlısıyla katılmasının "İngiliz kurnazlık ve korkaklığının yeni bir misali" olduğunu ve "İngilizlerin ciddi tehlike gördükleri yere sefain-i harbiyeleri yanaştırmaktan tehaşi eyledikleri (sakındıkları) bununla da sübut bulmaktadır (ortaya çıkmaktadır). Çanakkale gibi müstahkem bir mevkii bombardıman için Fransız zırhlılarını öne sürmüşler ve kendileri Fransızların altı zırhlısına bedel yalnız iki gemi göndermişlerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek oluyor ki İngilizler Fransızları hala aldatmakta devam ediyorlar" şeklinde yorumluyordu. İzmir basınının, haberler konusunda bazen çelişkiye düştüğü de oluyordu. Örneğin Ahenk Gazetesi, İngiltere'nin iki zırhlı gönderdiğini yazarken Köylü Gazetesi de saldırıya dört İngiliz zırhlısının katıldığını belirmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir gazeteleri boğazların durumunu ve geleceğini tartışa dursun, İtilaf Devletleri Şubat ayındaki başarısız girişimlerinin ardından, 18 Mart 1915'te kalabalık bir donanmayla boğazı geçmeye çalıştılar ama başaramadılar. Bu saldırıda gerek İtilaf Devletleri gerekse de Türk kuvvetleri çok kayıp verdi. İzmir gazeteleri 18 Mart saldırısını önce Karargah-i Umumi'nin yayınladığı resmi tebliğlerle duyurdu. Tebliğlerde İtilaf kaybına yer verilirken Türk kaybına değinilmiyordu. Tebliğleri yorumlar izlemeye başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorumlarda, 18 Mart'taki girişim, İtilafların Balkan devletlerini siyasi maksatla korkutup kendi yanlarına çekmek, Mısır ve Sudan'da uğradıkları hasarı telafi etmek için yapılmış boş bir çaba olarak değerlendirilmiş ve İtilafların bir kez daha başarısız olarak "Osmanlı ordusuna çatmanın kaça mal olduğunu Çanakkale hezimetinde" anladıkları ve bunu da itiraf ettiklerine değinmiştir. Öte yandan, itilafların bu harekatta da başarısız olmalarının Rus kamuoyunda İngiltere'ye karşı düşmanlığın oluşmasına yol açtığı yazılıyordu. Ruslar, başarısızlığın ve bütün kötü gelişmelerin sorumlusu olarak İngilizleri görüyorlardı. Rusların savaş sonuna kadar devam ettirecekleri bu tutumu, Ahenk Gazetesinin Rusların Türklerin "hasta adam" olmadığını görmekten duydukları telaş olarak değerlendirmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Mart'ın ardından, İzmir basınında bir kara harekatının olacağına dair haberler gündeme gelmeye başladı. Buna ilişkin yorumlarda, genellikle kara desteği olmaksızın denizden yapılan saldırıların etkili olmayacağı, ancak buna da İtilafların cesaret edemeyeceği vurgulanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kara harekatının imkansızlıkları ve zorluklarıyla ilgili tartışmalar sürerken, İtilaf Devletleri 25 Nisan 1915'de Gelibolu Yarımadası'na çıkarma yaptılar. Kara çıkarmasında her iki tarafta çok kayıp verdi. Bu cepheye çok önem verildiği için morali yüksek tutmak amacıyla, önceden yapıldığı gibi Türk kayıpları bildirilmedi. Buna karşılık, İtilaf saldırıları ve verdikleri kayıplar, onları moral açısından çöküntüye uğratmak amacıyla sık sık haberlerde veriliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahenk'in, Daily Telegraph'dan alıntı yaptığı, River Clyde Gemisi'nden çıkartılan 300 kişinin tümünün öldürüldüğünü bildiren haber buna bir örnektir........Bu haberle birlikte bazı haberler de, Türklerin lehine propaganda aracı olarak veriliyordu. Bu haberlerden biri, İtilaf kuvvetlerinde yer alan Müslüman askerlerin Türk ordusuna katılmaları diğeri ise, esir edilen İtilaf askerlerinin Türkleri öven beyanatları idi. Örneğin, bir Fransız onbaşı beyanatında, Türkleri kırmızı fesli, şalvarlı uzun mavi püsküllü olarak bildiğini ama farklı olduklarını top ateşlerine iyi karşılık verip düşman ateşinden iyi korunduklarını, Türkler süngü hücumunda başarılı oldukları için de, Fransız ordu komutanlarının Türkleri iyi avlamak için yanlarına sokuluncaya kadar ateş ettirmeyip yakından hepsini tümden temizlemeyi amaçladıklarını buna rağmen Türklerin iyi savaştıklarını belirtip yakalandığına çok üzüldüğünü ama "Türkler gibi kahraman askerlere yakalandığı için bu üzüntüsünün geçtiğini" söylüyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kara muharebelerinin şiddetlendiği Mayıs ayından itibaren tarafsız devletlerin alacakları tavır da, İzmir basınının gündemini belirleyen konulardan idi. Gazeteler sık sık onların tavrı tartışan yayınlar yapıyorlardı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Muharebeleri'nin devam ettiği ve Türklerin başarılı oldukları haberlerinin yoğunlaştığı günlerde, her yerde olduğu gibi İzmir basınında da, sık sık İtilaf ve tarafsız devletlerin gazetelerinin ve devlet adamlarının Çanakkale'deki Türk başarısını öven beyanat ve yorumlarına yer veriliyordu. Bu övgüler, Osmanlı devlet adamlarının beyanatları ile de destekleniyordu... İttihat Terakki yönetimi ve özellikle Enver Paşa Çanakkale'ye özel bir önem vermekteydiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tespit edebildiğimiz kadarıyla bu özel önem üç farklı gelişme yaratmıştır. Birincisi, bu önem, cephedekilere moral veriyordu. İzmir gazetelerinde sık sık okuduğumuza göre, Enver Paşa zaman zaman hem Çanakkale Cephesi'ni, hem de orada yaralanan askerleri tedavi gördükleri yerlerde ziyaret ediyordu. Örneğin, Ahenk'te yer alan bir haberde Enver Paşa'nın Gelibolu'da yaralanıp, İstanbul'da Gümüşsuyu ve Gülhane'de tedavi altında olan askerleri ziyaret ettiği ve bunlara madalya verdiği bildiriliyordu. İkincisi, Enver Paşa'nın pek sempati beslemediği Mustafa Kemal Paşa ile ilgili idi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu cephede başarının kazanılmasında, önce 19 ncu Tümen Komutanı ve sonra da Anafartalar Grup Komutanı olarak büyük rolü olan Mustafa Kemal Paşa'yla ilgili haberlere özel bir sansür konulmaktaydı. Bu Enver Paşa'nın Mustafa Kemal'e duyduğu kişisel hırstan kaynaklanıyordu. Örneğin, İtilaf Kuvvetlerinin şanslarını bir kez daha zorlamak amacıyla 6-7 Ağustos 1915'de yaptıkları çıkarmanın ardından gelişen Anafartalar ve Conkbayırı savaşlarındaki Türk başarısında, Mustafa Kemal Paşa'nın büyük rolü vardı. Ama, gazetelerde Anafartalar'daki gelişmeler genel bir yorumla verilmiş ve Mustafa Kemal'den hiç bahsedilmemişti. Üçüncüsü de, bu önem dolayısıyla ülke basınında İzmir örneğinde olduğu gibi yapılan yayınlarla, Türk halkı sahip olduğu her şeyiyle bu cephede savaşanlar için yardıma çağırılmıştı. Bu çağrı etkili olmuştu ve İzmir gazeteleri hemen hemen her gün bu yardım haberleri ile doluydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kara muharebelerinin etkisini yitirdiği ve Çanakkale'den gelen çarpışma haberlerinin de azaldığı günlerdeyse, İzmir basınında, çarpışmanın başladığı Nisan ayından beri gündemini yitirmeyen barış olacağı söylentileri ile İtilafların Gelibolu'dan çekileceklerine ilişkin haberler daha sık yer almaya başladı. İngilizler, Çanakkale'de elde ettikleri başarı her neyse, bunu kendilerine mal etmek ve özverilerini kanıtlamak için verdikleri kayıplarını abartırken, sömürgelerinin ve Fransızların kayıplarını az göstermişlerdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahenk Gazetesi bu iddiayı desteklemek için, Avustralya ve Yeni Zelandalı esirlerden aktardığı haberinde, Anzakların, verdikleri kayıpların doğru rakamlarla açıklanmamasının, memleketlerinde tartışmaya yol açtığını ve ebeveynlerinin gönderdikleri mektuplardan birinde yazıldığı gibi "Çanakkale'ye gönderdiğimiz Avustralya ve Yeni Zelanda askerleri demir zırh içinde midirler? Şimdiye kadar zayiat listelerinde bir şey görmedik" tarzında hayretlerini dile getirdiklerini biliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtilaf kuvvetlerinin Gelibolu'dan çekilecekleri haberine, Osmanlı devlet adamları da yayınladıkları beyanatları ile katılıyorlardı. Enver Paşa bir yorumunda, "kemal-i emniyetle vaadedebilirim ki sulh görmezden evvel düşman ayaklarını oradan keseceklerdir. Ve geldikleri yere süreceğiz. Ve belki de daha ilerilere kadar süreceğiz" iddiasında bulunuyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtilaf kuvvetlerinin Arıburnu ve Anafartalar'dan çekilmeleri tüm yurt basını tarafından olduğu gibi, İzmir basını tarafından da büyük sevinçle aktarılmıştı. "Bu, Osmanlılık, Türklük namına ne büyük iftihara değer muvaffakiyetlerdir" sözcüğü bu yazılan ana temasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtilaf basınıysa, Çanakkale seferini bir hata olarak kabul ediyordu. Örneğin, Daily Mail "Feci Bir Hayvanlığın Tarihçesi" başlıklı bir yazısından yapılan alıntıda Çanakkale Muharebeleri'ni" birçok cesur adamın kanı pahasına oynanan kumar oyunu ve efkar-ı umumiyenin iğfal edilişi" olarak değerlendiriyordu. Olayın İslam dünyasına etkili olacağı hatta, Hint, Afgan ve Iraklıları İngilizler aleyhinde ayaklandıracağı ve İngiltere'nin buraları bırakmak zorunda kalacağı yorumları yapılıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-2638834489959396912?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/2638834489959396912/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=2638834489959396912' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/2638834489959396912'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/2638834489959396912'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/izmir-basnnda-anakkale.html' title='İzmir Basınında Çanakkale'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-1535279540679380370</id><published>2007-03-17T17:25:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T17:30:21.386+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinmeyenler'/><title type='text'>Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal İçin Yazılan İlk Şiir</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwJPQgNTdI/AAAAAAAAAuo/bErRDaK_lVE/s1600-h/anafar_486.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwJPQgNTdI/AAAAAAAAAuo/bErRDaK_lVE/s400/anafar_486.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042915840480857554" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Anafartalar Zaferi'nden sonra, Mustafa Kemal ismi herkes için kahraman anlamı taşıyordu. Çanakkale'de görev yapan Türk askeri için onun adı moral kaynağı ve cesaret demekti, Müttefik askerleri bile kim olduğunu bilmedikleri bu komutana övgüler diziyorlardı. Ian Hamilton bile günlüğüne, Türk askerinin çok iyi komuta edildiğini yazıyordu. &lt;br /&gt;Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal ilk kez burada gösterdiği kahramanlıkla bir şiirde yerini alıyordu. Mehmet Emin Yurdakul Eylül 1915'de; yani muharebeler henüz bitmemiş iken; "Tan Sesleri" isimli ir şiir kitabı yayınlar. Bu kitapta "Ordunun Destanı" adlı ve 15 Eylül 1915 tarihini taşıyan uzun manzumede, ilk dörtlük:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;"Ey bugüne şahit olan Sarphisarlar&lt;br /&gt;Ey kahraman Mehmet Çavuş Siperleri&lt;br /&gt;Ey Mustafa Kemal'lerin aziz yeri&lt;br /&gt;Ey toprağı kanlı dağlar, yanık yerler" &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece Mustafa Kemal adı şiirle halka mal edilmektedir. Farklılığı vurgulanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muharebeler sırasında yerli ve yabancı basının M. Kemal'e ilgisi yoğundur. 2'nci Anafartalar Zaferi'nden sonra çok artar ve devletin planlı heyetlerinin dışında M. Kemal ile doğrudan görüşebilmek için; 21 Ağustos'ta Polonyalı bir bayan gazeteci gelir ve 2 nci Anafartalar Zaferinin coşkusunu M. Kemal'le birlikte yaşar. 2 Eylül'de bir Alman gazeteci gelir. 8 Eylül'de Türkiye'nin ilk filmcisi Necati bey gelir ve 3 gün çekimler yapar. 10 Eylül'de Tanin yazarı Ekrem Bey, 21 Ekim'de Suriye yazar ve şairler heyeti gelir. Özetle şöyle diyebiliriz. Muharebeler sırasında o dönemin yazarları, çizerleri, ressam ve şairlerinin büyük bölümü; başarılarından dolayı M. Kemal ile tanışmak için cepheye gelmişler ve intibalarını halka aktarmışlardır. İşte bu aktarmaların sonunda M. Kemal, halkın ağzında efsanevi kahraman olur. Yakup Kadri, o günlerde duyduklarını "Atatürk" isimli eserinde şöyle anlatır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bu genç kumandan, yanında bir avuç süngülü askerle, yerden, gökten, denizden gelen sürekli bir gülle, kurşun ve şarapnel sağanağının ortasında durmadan ileriye doğru atılıyor kollarıyla, kızgın boyunlarından yakalayıp denize yuvarlayacakmış gibi sıra sıra topları üstüne saldırıyor. Bu insan, ateşte yanmıyordu. Vücuduna kurşun işlemiyordu ve zırhlıların (savaş gemilerinin) attığı gülleler başının üstünden munisleşmiş, yırtıcı kuşlar gibi geçip gidiyordu"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu anlatım, Atatürk'ün tam bir masal kahramanı gibi algılandığını gösteriyor ki, o neslin de bir beklenti içinde olduğunu yine Yakup Kadri kitabının başlangıcında şöyle ifade eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bizim ilk gençlik yıllarımız bir milli kahramana hasretle geçti" der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk'ün kazandığı bu haklı ün, Başkomutanlık'ta da etkisini gösterir. Muharebelerin ilk ayı sonunda başarılarından dolayı rütbesi albaylığa yükseltilir ve toplam 3 madalya ve 2 nişan verilir. Ayrıca kendisine iki önemli görev için tayin teklifi yapılır. İlki, Temmuz 1915 ortasında, Trablusgarb'e ordu komutanı yetkisiyle ve Tuğgeneral (Mirliva) rütbesi ile gitmek arzusunda olup olmadığı sorulur. İkincisi ise Anafartalar grup komutanı iken 1915 Ekim ayı başında, Irak Ordusu Komutanlığına tayin teklifidir. Bu görev çok daha büyük ve önemlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olaylar devleti yönetenlerin Atatürk'e bakış açısını sergilemektedir. Yani daha muharebeler sırasında, henüz zafere erişilmeden Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal tanınmış ve hakkı teslim edilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaferden sonra ise Mustafa Kemal ismi, efsanevi bir kimlik kazanır, artık İstanbul'u Kurtaran Kahraman ünvanı ile anılır. Gazeteciler, yazarlar kendisiyle mülakat yaparlar. Halkın en büyük arzusu ise kendisini görmektir. 1916'nın ocak ayında 16'ncı kolordu komutanı olarak Edirne'ye girişinde halk sokaklara dökülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk'ün Çanakkale'de ve sonrasında Kurmay Başkanlığı'nı yapmış olan Orgeneral İzzettin Çalışlar, günlüğünde bu karşılanışı şöyle anlatır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"28 Ocak 1916&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...Yollar hıncahınç ahaliyle dolmuş, bütün mektepler karşılama için yerlerini almıştı. Şehir saray gibi donanmış, peş peşe zafer takları yapılmıştı. "Yaşasın Arıburnu ve Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal Bey" yazılı levhalar asılmıştı...Edirne eşrafı, vilayet erkanı,konsoloslar hep oradaydılar...Bütün şehir, heyecan ve coşkulu sevinçle karşıladı. Çiçekler, buketler takdim ettiler. Alkışlar, her türlü nümayişler, tezahürat, her türlü tasavvurun üstündeydi..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüldüğü gibi Atatürk'ün şöhreti, halkın kendisine layık gördüğü unvanlar, kendisine duyulan hayranlık o günlerde ortaya çıkmıştır. Sonradan yakıştırma değildir. Tarihte herhalde bir şehir halkı, hiçbir albayı bu şekilde karşılamamıştır. Albay Mustafa Kemal ne Edirne'nin fatihidir, ne de Edirne'yi düşmandan kurtarmıştır. Bunlara rağmen karşılanışın bir fatih'e yaraşır biçimde olduğunu anlıyoruz. Sebep, Çanakkale'de yaptıklarıdır. Yaptıkları ile kazanılan zaferdir. Türk milletine, iki yüz yıldır hasret kaldığı zafer coşkusunu tekrar tattırmasıdır. Bir büyük zafer armağan etmesidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-1535279540679380370?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/1535279540679380370/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=1535279540679380370' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1535279540679380370'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1535279540679380370'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/anafartalar-kahraman-mustafa-kemal-iin.html' title='Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal İçin Yazılan İlk Şiir'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwJPQgNTdI/AAAAAAAAAuo/bErRDaK_lVE/s72-c/anafar_486.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-6885449344647810357</id><published>2007-03-17T17:04:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T17:25:30.790+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinmeyenler'/><title type='text'>Alınamayan Gemiler: Sultan Osman I ve Reşadiye</title><content type='html'>Osmanlı Donanmayı Hümayunu, II: Abdülhamit’in kararıyla, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan beri çürümeye terkedilmiş bir durumdaydı. Bunda, Sultan Abdülaziz’in çok önem vererek kurduğu donanmanın tehdidiyle tahttan indirilmesi ve Abdülhamit’in ‘benim de başıma gelirse’ düşüncesi büyük etken olmuştur. 1903 yılında İngiltere’ye bu konuda bilgi veren Kraliyet Armadası Birinci Lordu Earl Selbourne, Türk donanması için “Mevcut bile değil.” demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı Devleti’nin donanma açısından güçlenmesi gerekiyordu. Yunanistan da donanmasını güçlendirmeye çalışan bir başka devletti. 1900’lerin başında denizlerde üstün olmak her şeyden önemliydi. Çünkü kara yolları henüz o kadar gelişmiş değildi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwEnAgNTaI/AAAAAAAAAuQ/24yotOLYTKM/s1600-h/gemiler_20.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwEnAgNTaI/AAAAAAAAAuQ/24yotOLYTKM/s400/gemiler_20.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042910750944611746" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine aynı dönemde İngilizler tarafından “drednot” tipi gemiler geliştirilmişti. Bu tip gemiler daha hızlı hareket edebiliyorlardı, yüzen bir filo gibiydiler, fakat yeni deneniyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1911 yılı baharında, Arjantin ile yaşanan amansız deniz çekişmesi yaşanırken, Brezilyalılar dünyanın en büyük savaş gemisine sahip olmak istiyorlardı. Bu amaçla Brezilya; İngiltere, Newcastle’daki Armstrong şirketine bir drednot siparişinde bulundu ve adını Rio de Jenerio koydu. 1913’e gelindiğinde Brezilya ile Arjantin arasındaki sorunlar giderilmiş, 1913 Temmuzuna kadar Brezilya’nın yaptığı düzenli ödemeler bu tarihten sonra kesilmiştir. Brezilya gemiyi almaktan vazgeçmişti. Armstrong Şirketi çok fazla telaşlanmamıştı çünkü gemiyi alacak biri mutlaka bulunacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı Devlet’i İngiltere’ye kırka yakın irili ufaklı gemi siparişinde bulunmuştu. Başlangıç için o günün parasal karşılığı dört milyon Sterlin’e iki drednot ısmarlanmıştı. Biri Reşadiye olacak drednotlardan diğeri ise Sultan Osman I adıyla alınacaktı. Sultan Osman gemisi, Yunanlıların da katıldığı ihalede Osmanlı Devleti tarafından alınan Rio adlı gemiydi. Süvarisinin kimliği bile saptanmıştı: Hamidiye’nin efsanevi kahramanı Rauf Bey.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwFJggNTbI/AAAAAAAAAuY/f1eHYXn1Sac/s1600-h/gemiler_21.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwFJggNTbI/AAAAAAAAAuY/f1eHYXn1Sac/s400/gemiler_21.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042911343650098610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gemilerin alınabilmesi için yeterli bütçe olmadığından geniş çapta bir bağış kampanyası düzenlenmiş, o zamanın olanaklarıyla kahvelerde, halkın toplu olarak bulunduğu yerlerde, müsamere ve eğlencelerde sürekli olarak para toplanıyordu. Bayram gibi vesilelerle öğrencilerin ellerine kumbaralar veriliyor ve bu kumbaralarla para topluyorlardı. Önemli para yardımlarında bulunanlara “Donanma İane Madalyası” adı altında bir de madalya veriliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat işler umulduğu gibi gitmiyordu. Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na Almanya ile sürüklendiği bu günlerde İngiltere gemileri verip vermemekte tereddüt ediyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27 Temmuz 1914’te Reşit Paşa vapuru ile Sultan Osman’ı teslim almak üzere, Bahriye Nazırlığı’nı ve Osmanlı Devleti’ni temsilen Rauf Bey Newcastle’ a varmıştır. Churchill Sultan Osman’a el koymanın çok büyük bir diplomatik karmaşaya neden olacağını bilmektedir ama İngiliz Armadasının önüne çıkabilecek böylesi bir gemiyi teslim etmek de istememektedir. Ve 3 Ağustos 1914’te Churchill’in açıklaması ile Sultan Osman ve Reşadiye’ye el konduğu resmi olarak açıklanmıştı. Rauf Bey anılarında şöyle diyordu:&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwIIggNTcI/AAAAAAAAAug/kBN0DxHatiw/s1600-h/gemiler_22.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwIIggNTcI/AAAAAAAAAug/kBN0DxHatiw/s400/gemiler_22.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042914625005112770" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“....Geminin son taksiti olan yedi yüz bin Lira da ödenmişti. İşleri bir an önce bitirmek için denemelerin bir kısmından vazgeçerek fabrika ile 2 Ağustos 1914 günü geminin, bize teslimi konusunda anlaşmıştık. Fakat parayı verişimizin ertesi günü için kararlaştırılan sancağımızı çekme töreni zamanından yarım saat önce İngilizler Sultan Osman’a el koydular.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“....Gerektiği şekilde şiddetle protesto edildiyse de kimse oralı olmadı....”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gemiler paraları ödendiği halde teslim edilmemiş, paraları ise iade edilmemiştir. Sultan Osman gemisi derhal İngilizleştirildi ve ismi “Agincourt” olarak değiştirildi. Reşadiye ise Erin ismini aldı. Fakat kaderi oldukça hazin oldu. 22 Ağustos’ta seyre hazır olan geminin denenmesinde görülür ki silahları iyi çalışmamaktadır. 26 Ağustos 1914’te onarım için çekilir. Başarısız bir gemi olarak bir daha kimseye satılamaz ve 1922 yılında gemi sökücüler tarafından parçalanmaktan kendisini kurtaramaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-6885449344647810357?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/6885449344647810357/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=6885449344647810357' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/6885449344647810357'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/6885449344647810357'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/alnamayan-gemiler-sultan-osman-i-ve.html' title='Alınamayan Gemiler: Sultan Osman I ve Reşadiye'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfwEnAgNTaI/AAAAAAAAAuQ/24yotOLYTKM/s72-c/gemiler_20.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-948979511994824757</id><published>2007-03-17T15:12:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T15:13:29.608+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zığındere'/><title type='text'>Sargı Yeri Faciası Şiir</title><content type='html'>Dinle, ne anlatıyor acaba şu kuş? &lt;br /&gt;Listeleri okur gibi bu okuyuş. &lt;br /&gt;Şunun okuduğu da kendi ağıtı, &lt;br /&gt;Kahpe bir gülle ta canevinden vurmuş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın, şehitlere ağlarmış bu böcek, &lt;br /&gt;Şehit hatırası şu kırmızı çiçek. &lt;br /&gt;Ziyaretçileri ne de kalabalık, &lt;br /&gt;Her şehit daha çok fatiha içecek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıymışlardı binlerce yaralı cana, &lt;br /&gt;Yazıklar olsun, bu canlara kıyana? &lt;br /&gt;İnsanlığa sığar mı, hastane vurmak? &lt;br /&gt;Kan ağlatır böyle facia, duyana. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastane yapılmıştı bu kuytu dere, &lt;br /&gt;Flamalar asılmıştı, her yüksek yere, &lt;br /&gt;Yaralılar, hastalar hep kurban gitti. &lt;br /&gt;Ey ziyaretçi, dua et şehitlere! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastane vurdu o günün İngiliz’i, &lt;br /&gt;Şehitler yanyana, kat kat, dizi dizi. &lt;br /&gt;Bu facia, insanlığın yüz karası, &lt;br /&gt;Ey batı, kaçırmayın gözlerinizi! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(İstanbul:21.08.2004) &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Ekrem Şama&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-948979511994824757?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/948979511994824757/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=948979511994824757' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/948979511994824757'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/948979511994824757'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/sarg-yeri-facias-iir.html' title='Sargı Yeri Faciası Şiir'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-8166588259721408971</id><published>2007-03-17T14:55:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T15:12:33.711+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kara Harekatı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zığındere'/><title type='text'>Zığındere Sargı Yeri Şehitliği</title><content type='html'>&lt;strong&gt;AZİZ ŞEHİDİM &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana sesleniyorum,ey şehit oğlu şehit!&lt;br /&gt;Ey göğsünde bin sancak açan yiğit,&lt;br /&gt;Aradım kabrini,yaşlı gözlerle her an,&lt;br /&gt;Seni gördüm,öyle büyüktün ki serapa vatan,&lt;br /&gt;Bu vatan minnettardır her zaman,&lt;br /&gt;Seni unutmayacağız,ey şanlı kahraman.&lt;br /&gt;Ruhun cennette yükseldikçe senin,&lt;br /&gt;Binlerce Fatiha,sana aziz şehidim.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvmAQgNTYI/AAAAAAAAAuA/jIeP2xT0aCY/s1600-h/z%C4%B1%C4%9F%C4%B1ndere_450.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvmAQgNTYI/AAAAAAAAAuA/jIeP2xT0aCY/s400/z%C4%B1%C4%9F%C4%B1ndere_450.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042877099875847554" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ZIĞINDERE (Sargı yeri) denen bu bölgede yaralı ve hastalar için &lt;br /&gt;çadırlar kurulmuş,burada Türk ve düşman kuvvetleri askerleri &lt;br /&gt;(yaklaşık 45 bin)Türk ve düşman doktorları tarafından tedavi &lt;br /&gt;ediliyordu.Bir dostluk köprüsü kurulmuştu.Dost düşman &lt;br /&gt;birbirlerine ilaç ve doktor yardımı yapmaktaydılar.Bütün bunlar &lt;br /&gt;sürüp giderken 28 haziran 1915 gecesinde düşman savaş &lt;br /&gt;gemileri tarafından buraya tonlarca bomba yağdırılıp bu &lt;br /&gt;savunmasız askerleri tarihe gömdü.Bu olayın duyulması tüm &lt;br /&gt;dünyada büyük yankılar uyandırıp nefretle karşılanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvmPwgNTZI/AAAAAAAAAuI/InPHSu6XfEI/s1600-h/z%C4%B1%C4%9F%C4%B1ndere_451.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvmPwgNTZI/AAAAAAAAAuI/InPHSu6XfEI/s400/z%C4%B1%C4%9F%C4%B1ndere_451.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042877366163819922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Alçıtepe Köyünün kuzey batısındadır.25. ve 26. Piyade &lt;br /&gt;Alayları'nda şehit düşen tüm personel ve 2. Tüm.Kur.Bşk.Yzb.&lt;br /&gt;Kemal bey ile Zıhındere'deki ilk yardım istasyonunda tedavi &lt;br /&gt;görmekte iken düşmanın açtığı ateş esnasında şehit olan &lt;br /&gt;askerlerimiz anısına,1995'te T.c Kültür Bakanlığı'nca inşa edilmiştir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-8166588259721408971?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/8166588259721408971/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=8166588259721408971' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/8166588259721408971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/8166588259721408971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/zndere-sar-yeri-ehitlii.html' title='Zığındere Sargı Yeri Şehitliği'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvmAQgNTYI/AAAAAAAAAuA/jIeP2xT0aCY/s72-c/z%C4%B1%C4%9F%C4%B1ndere_450.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-4681250123944091417</id><published>2007-03-17T14:13:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T14:55:16.394+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kara Harekatı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zığındere'/><title type='text'>Zığındere Savaşı 28-30 Haziran ve 5 Temmuz</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvkCggNTXI/AAAAAAAAAt4/VDASw0r1pjQ/s1600-h/z%C4%B1%C4%9F%C4%B1ndere_401.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvkCggNTXI/AAAAAAAAAt4/VDASw0r1pjQ/s400/z%C4%B1%C4%9F%C4%B1ndere_401.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042874939507297650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/Rfvj9AgNTWI/AAAAAAAAAtw/f1rZd33YblU/s1600-h/z%C4%B1%C4%9F%C4%B1ndere_400.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/Rfvj9AgNTWI/AAAAAAAAAtw/f1rZd33YblU/s400/z%C4%B1%C4%9F%C4%B1ndere_400.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042874845018017122" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu cephede 87. ve 88. İngiliz Tugayları,28-30 Haziran günleri arasında 11. ve 7. tümenlerimizle çok kanlı bir savaş yapmış ve İngilizler Zığındere ile deniz arasındaki bölgeyi ele geçirmişlerdi .Vadinin Doğuya bakan karşı yamaçlarına hucum eden Hint tugayı, güçlükle durdurulabildi. İngilizlerin deniz tarafındaki bu başarısı Güney grup komutanı Weber Paşayı ümitsizliğe sevketmiş geri çekilme emri dahi verdirmişti. Ancak Harekat Şube sorumlusu Yüzbaşı Nihat bey Veber Paşayı aksine ikna etti. 1. Tümen cepheye sürüldü ve İngiliz ilerlemesi durduruldu.Sadece 28 Haziran günü kayıp bilançosu iki taraftanda yaklaşık 2000 askerdi.29 Haziran'da savaşlar devam etti, aynı gece 6.tümen takviyesi ile yapılan gece taarruzundada İngilizleri geri püskürtmek mümkün olmadı ve ağır kayıplar verildi. 30 Haziran sabahı Güney grubu sağ kanat komutanlıına yeni atanan Balkan savaşlarının tecrübeli komutanı Faik Paşa komutasındai 11ci,6cı ve 1ci tümenlere ilave olarak 1 alay ile taarruz yenilendi, siperler birkaç defa el değiştirdi ve hiç bir sonuç alınamadı,ne yazıkki kayıplarımız korkunç oldu.Birliklerin eridiğini nihayet görebilen ordu komutanı Kuzey grubundan 5ci tümen ile Asya grubundan 3cü tümeni bu cepheye getirdi ve yapılacak taarruzda 1.Kolordu komutanı M.Ali Paşa 'yı görevlendirdi ayrıca sağ kanattaki 1ci 6cı ve 11ci tümenleri de aynı komuta altına aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;M.Ali Paşa nın 5 temmuz'da yapacağı karşı taarruz aşağıdaki tertipdeydi. 3cü tümen Zığındere ile deniz arasında bulunacak, 5ci tümen Zığındere Doğusundan 5 Temmuz 03.45 de baskın tarzında taarruz edecek, 1ci,6cı ve 11ci tümenler mevzilerinde kalacak 4cü tümen Sarafim çiftliğinde ihtiyatı oluşturacaktı. Türk taarruzu planlandığı gibi 5 Temmuz 03.45 de başladı, İngilizlerin bir hafta içinde kuvvetlendirdiği mevzilere saldırdılar ancak İngilizlerin yoğun baraj ateşi altında tamamen eridiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Zığındere savaşı Çanakkale savaşları içinde en kanlısıdır ve 16000 askerimizin kaybına sebep olmuştur.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-4681250123944091417?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/4681250123944091417/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=4681250123944091417' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/4681250123944091417'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/4681250123944091417'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/zndere-sava-28-30-haziran-ve-5-temmuz.html' title='Zığındere Savaşı 28-30 Haziran ve 5 Temmuz'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvkCggNTXI/AAAAAAAAAt4/VDASw0r1pjQ/s72-c/z%C4%B1%C4%9F%C4%B1ndere_401.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-1435665633996537645</id><published>2007-03-17T14:10:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T14:11:03.633+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zaferin Önemi ve Sonuçları'/><title type='text'>Sosyal ve Ekonomik Sonuçlar</title><content type='html'>Anlaşma Devletleri tarafından Boğazların açılarak Rusya’ya ulaşılması halinde Rusya, dış alım-satım olanağına kavuşacağından, ekonomik dengesini kurup sıkıntıdan kurtulacak, İngiltere-Fransa da Rusya ve Romanya’nın zengin buğday ürünlerinden yararlanıp, gerek silahlı kuvvetlerinin, gerekse halkının yiyecek gereksinimlerini sağlamış olacaklardı ki, bu gerçekleşememiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keza Boğazlar açılabilseydi, Tuna yolu da yeniden trafiğe açılıp Karadeniz’deki 120 parça ticaret gemisinden yararlanma olanağı elde edilecekti. Halbuki Çanakkale Zaferi, yalnız Rusya ile İngiltere, Fransa’nın değil, bunların aynı zamanda diğer Batılı devletlerle olan karşılıklı ticari ve ekonomik ilişkilerini de olumsuz yönde etkilemiş, ne İngiltere, Fransa müttefiki Rusya’ya ihtiyacı olan silah ve cephaneyi ulaştırabilmiş, ne de Rusya Batılıların ihtiyacı olan buğdayını Akdeniz’e aktarabilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci Dünya Savaşı başında Boğazların kapatılıp, bu savaş sonuna kadar açılamaması, kuşkusuz uluslararası ticari ilişkileri de olumsuz yönde etkilemişti. Nitekim, Karadeniz’de; İngiltere, Rusya, Fransa, Belçika ve İtalya’nın toplam 85; Yunanistan, Romanya, Danimarka, İsveç ve Hollanda’nın toplam 27; Almanya, Avusturya-Macaristan’ın toplam 17 olmak üzere, genel toplamı l29’u ve toplam tonajı 350.000’i bulan ticaret gemisi mahsur kalmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki açıklamaların ışığı altında kısaca denebilir ki, Çanakkale’de Türk Zaferi, iki yıl uzayan savaş boyunca Doğulu ve Batılı müttefik devletlerin (Rusya-İngiltere-Fransa) ekonomilerinde sıkıntılar yaratmıştır. Bu durum, özellikle Rusya’yı bunalıma sürüklemiş ve sonunda rejim değişikliğine (komünizme) kadar gidebilmiş ve böylece de Rusya’nın savaş dışı kalmasına yol açmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaferin, yukarıdaki ticari ve ekonomik etkinliklerinin yanında, Türk ulusu açısından sosyal alanda da etkileri görülmüştür. Çanakkale deniz ve kara muharebelerinde toplam 211.000 insan zayiatı veren Türk ulusu, bu arada binlerce okumuş ve aydınını da kaybetmişti. Kesin olmayan tahmini rakamlara göre, 100.000’den fazla öğretmen mülkiyeli, tıbbiyeli ve Türk ocaklarında yetişmiş okur-yazar yitirildiği sanılmaktadır. Böylece o günün koşullarında ülkenin beyin takımını oluşturan küçümsenemeyecek bir sayıya ulaşan bu kayıpların, olumsuz etkileri, savaş sırasında olduğu kadar, bu savaşı izleyen Türk İstiklal Savaşı’nda da fazlasıyla hissedilmiştir. Nitekim, 1923’te Cumhuriyetin ilanından sonra, Atatürk’ün başlattığı inkılaplar ve bunların paralelinde girişilen reformların kitlelere yaygınlaştırılıp mal edilmesinde, hayli sıkıntılar çekilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-1435665633996537645?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/1435665633996537645/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=1435665633996537645' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1435665633996537645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1435665633996537645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/sosyal-ve-ekonomik-sonular.html' title='Sosyal ve Ekonomik Sonuçlar'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-6659664612013138192</id><published>2007-03-17T14:09:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T14:10:25.311+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zaferin Önemi ve Sonuçları'/><title type='text'>Siyasi Sonuçlar</title><content type='html'>Çanakkale’de denizde ve karada kazanılmış olan her iki zafer, Osmanlı’nın Balkan felatiyle içte ve dışta sarsılmış bulunan devlet prestijini kurtarıp güçlendrmiş, hükümetin iktidarda kalış sürelerini uzatmıştı.Anlaşma Devletleri’nin savaşın başından beri bekledikleri hükümet krizi olmamış ve kabine değişikliğine de gidilmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk ulusunun tarihini süsleyen çok sayıdaki zaferlerine, Çanakkale’de, bütün dünyanın gözü önünde bir yenisini daha ekleyerek elde ettiği parlak zafer, onun eski güç ve dinamıiznıini koruduğunu, çöküntü dönemini yaşayan ve can çekişen bir imparatorluk içinde hala kahraman bir ulusun varlığını, yeniden ortaya koymuştur. Bir başka deyişle Çanakkale’de ölmesini bilenler, Türk milletinin tarihten silinmeden yaşayacağını kanıtlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Zaferi, Batılıların Doğulu müttefiki Rusya’ya ulaşmasına olanak tanımamış, mahsur kalan koskoca Çarlık Rusyası içerden çökerek, Bolşevikliğin pençesine düşmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale’de Türk savunması aşılabilse ve Boğaz açılabilmiş olsaydı, savaş kısa sürede biter, Rus ihtilali patlak vermez, verse bile, İngiltere ve Fransa’nın işe karışmasıyla bu ihtilal daha başlangıçta boğulabilirdi. Böylece müttefikleriyle birlikte zaferi paylaşmakta gecikmeyecek olan Ruslar, Çarlarının taksim planı gereği kendilerine daha işin başında söz verilen Boğazlar ve İstanbul’u işgal etmiş ve Deli Petro’dan beri izledikleri, “Açık denizlere ulaşma” politikalarını gerçekleştirmiş olurlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşma Devletleri’nin Çanakkale’deki başarısızlıkları henüz savaşa katılmamış olan Balkan Devletleri’nin tutumlarını da farklı yönlerde etkilemiştir.Bulgaristan, Merkez Devletl’eri’nin yanında yer alırken, Romanya, Yunanistan ve Italya’nın daha bir süre savaş dışında kalmalarını sağladığı gibi, Arap ayaklanmasını bir yıla yakın bir süre geciktirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Muharebeleri, Ingiltere’nin savaşın başından beri Japonya’dan yapmakta olduğu yardım talebini artırmasını istemesine rağmen, Japonya’nın bu istekleri çeşitli bahanelerle kabul etmemesine yol açmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birleşik Filo’nun ağır yenilgiye uğrayıp Boğaz’ı geçemeyişi, İngiltere ve Fransa’nın, siyasi ve askeri prestijini bir hayli sarsmış, özellikle Ingiltere’nin denizlerdeki tarıtışılmaz üsıtünlüğü imajını ortadan kaldırmıştı. Bu durum, adı geçen devletlerin sömürgelerinde bağımsızlık ve özgürlük akımlarının doğuşuna ve dolayısıyla dünya siyasi haritasını değiştiren bazı gelişmelere yol açmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keza Avusturalya ve Yeni Zelanda gibi Ingiliz dominyonu deniz aşırı ülke askerlerinin, sırf Ingiliz çıkarları uğruna Çanakkale’de Türklere karsı muharebeye zorlanıp, yabancı topraklarda hayatlarını yitirirken, kafalarında yer alan bir takım sorular (niçin ve kimin için döğüştükleri gibi), cepheden ailelerine gönderdikleri mektupların zamanla açıklanmasında anlaşılmaktaydı. Bu da, onlarda gitgide ulusal blincin kıvılcımlarını oluşturmakta gecikmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nitekim, 9 Eylül 1922’de Yunanlılar lzmir’de denize döküldükten sonra, muzaffer Türk ordularının Boğazlar bölgesine yönelip yaklaşmaları üzerine, Churchill’in dominyonlardan yeniden yardım istediği, Avusturalya başbakanının, “Tek bir askerin hayatına tehlikeye koymayacağını ve savaşa karar verilirse, dominyondan iş birliği istenmemesi gerektiğini” belirten anlamlı bir yanıtıyla karşılaşmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Muharebelerinin diğer ilginç bir yanı da, iki hasım ordunun döğüşken askerleri arasında yakınlaşmanın getirdiği dostluğun, zamanla artmış olmasıdır. Gerçekten Anzak asker ve komutanları, Çanakkale’de yiğitçe döğüşen Türklerin hem asker, hem de insancıl yönlerini yakından izleyerek, onların kendilerine tanıtıldığı gibi barbar bir ulusun çocukları olmadığını görüp anlamak fırsatını bulmuşlardı.İşte bu durum, ülkeler arasındaki siyasi ilişkileri de olumlu yönde etkilemiş ve savaş sonrasında, Asvusturalya ve Yeni Zelanda ile anlamlı dostlukların oluşmasının başlıca nedeni olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Muharebelerinin bir başka ilginç tarafı da Orta Doğu’da bu günkü İsrail Devleti’nin kurulmasında etken bir rol almış olduğudur. Nitekim, Siyonist liderlerinden Vladimir Eugeueniç, Gelibolu’daki “Gönüllü Yahudi Birliğinin Hikayesi” adlı eserinde, konuyu açıkça şöyle dile getirmektedir “Gelibolu’ya yolladığımz 600 kadar gönüllü Yahudi askerlerinin savaşlar sırasında gösterdiği üstün çaba ve başarı, davamızın dünyaya tanıtılması ve dikkate alınması bakımından çok yararlı olmuştur.” Gerçekben Birinci Dünya Savaşı henüz sona ermemişken, 2 Kasım 1917’de benimsenen “Balfour Bildirisi”, bu günkü İsrail’in kurulmsında etken olması açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Zaferi’nin daha ilginç ve anlamlı bir sonucu da, doğunun büyük bir imparatorluğunu oluşturan koskoca Çarlık Rusyası’nın yıkılmasıyla kalmamış, ülkesinde güneş batmayan Batılı büyük devlet olan Büyük Britanya Imparatorluğu’nda da ilk yarayı açmaya yetmiş olmasıydı. Böylece emperyalizm tam çökmüş olmasa bile, bir hayli sarsılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-6659664612013138192?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/6659664612013138192/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=6659664612013138192' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/6659664612013138192'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/6659664612013138192'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/siyasi-sonular.html' title='Siyasi Sonuçlar'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-3845015290994882567</id><published>2007-03-17T14:05:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T14:09:34.137+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zaferin Önemi ve Sonuçları'/><title type='text'>Askeri Sonuçlar</title><content type='html'>&lt;strong&gt; 1.&lt;/strong&gt;Genellikle 18 Mart 1915’te geçen Boğaz Muharebesi’nde kazanılan zaferle, Birleşik Filo (İngiliz-Fransız donanmaları) nun Marmara’ya girerek, İmparatorluğun başkenti İstanbul’u bir ay içinde ele geçirme planları suya düşürülmüş, böylece hükümet çevrelerinde beliren ve halka yansıyan İstanbul’u kaybetme korkusu ortadan kalkmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; 2.&lt;/strong&gt;Boğaz’da elde edilen bu ilk zafer, çok geçmeden Gelibolu Yarımadası’na yöneltilen çıkarmalarla başlatılarak, dünyanın en güçlü zırhlılarınca sürdürülen cehennemi bombardımanlar altında Türk askeri, yılmadan aylarca süren mevzi muharebelerinde yüksek bir moral ve doruğa ulaşan bir mücadele azmi örneği vermiş ve sonunda düşmanlarını yarımadayı terk etmek zorunda bırakmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; 3.&lt;/strong&gt;Böylece karada kazanılmış bulunan bu ikinci ve nihai zaferle de, Türk ordusunun Balkan Savaşı’nda zedelenen ve hatta yok olmaya yüz tutan prestiji kurtarılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; 4.&lt;/strong&gt;Deniz ve kara. harekatıyla bir bütün olarak gerçekleştirilip tüm anlamı ve çarpıcılığıyla Türk Harp Tarihi’nde yerini alan Çanakkale Muharebeleri, Mustafa Kemal (Atatürk) gibi bir dahiyi yaratmış, Birinci Dünya Harbi’nin bitiminden hemen sonra başlayacak Milli Mücadele’nin bu eşsiz liderini Türk ulusuna kazandırmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; 5.&lt;/strong&gt;Çanakkale Zaferi, Anlaşma Devletleri’nin Osmanlı Devleti’ni ilk ağızda savaş dışı bırakarak, Almanya’nın güneydoğudan kuşatılmasını amaçlayan stratejisini boşa çıkarmış, böylece savaşın en az iki yıl daha uzamasına neden olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; 6.&lt;/strong&gt;Çanakkale Boğazı’nın kapatılıp Rusya’ya geçit verilmemesi, onu müttefliklerinin silah ve malzeme yardımından yoksun etmekle kalmamış, yarım milyonu aşkın İngiliz ve Fransız askerini üzerine çekmekle bu kuvveti, Alman cephesinden uzak tutmuş ve Almanya’nın Doğu Cephesi’ndeki Harekatnı kolaylaştırmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; 7.&lt;/strong&gt;Çanakkale Muharebelerinin diğer bir anlam ve önemi de, çöküntü donemini yaşamakta olan İmparatorluğun, dünya kamu oyunda yarattığı kötü imajın sonucu olarak, Türkün iyice tükendiği sanılan gücünün henüz tükenmemiş, koşullar nedenli ağır olursa olsun iyi sevk ve idare edilirse, tüm zorlukları yenebilecek güç ve inanca sahip olduğunu bu muharebelerde kanıtlamış olmasıdır.Bir başka deyişle düşman devletler, her nedense Osmanlı Devleti’ nın çöküşü olayıyla, onun asıl unsurunu oluşturan Türk ulusunun ceddinden miras olan savaş azim ve ruhuyla ,inanç gücünün birbirinden farklı şeyler olduğunu, bu muharebelerde çok daha iyi anlayabilmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; 8.&lt;/strong&gt;Çanakkale Muharebeleri, Türk askerinin, dünyanın en güçlü zırhlıları ve en modern harp silah, araç gereç ve bol cephanesiyle donatılmış deniz ve kara ordularına karşı sergilediği başka ulusların askerleriyle kıyas götürmez direnç ,azim ve ruhu, Türk İstiklal Savaşımızın Kuvayı Milliye ruhuyla eş değer bir anlam taşıması açısından da ayrıca tarihsel bir değere sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; 9.&lt;/strong&gt;Gerçekten Boğaz Muharebesi’nde Birleşik Filo’nun kendisi için tehlikeler yaratan yalnız Dardanos Bataryası’nın yok edilmesi için kullandığı 400’ü aşan topçu mermisine karşın, sadece iki subayımızın şehit oluşu dışında, bataryaya ağır bir hasar verdirilememiştir. Halbuki Boğaz’daki obüs bataryalarımızın tek bir yaylım ateşi sırasında, Irresistable gemisinde 138 personelin yaşamını yitirdiği, İngiliz tebliğlerinde açıkça belirtilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; 10.&lt;/strong&gt;Çanakkale’de Türk askerleri, bol cephaneye dayanan, yoğun donanma ateşleri altında Türk’e özgü, sabır ve serin kanlılıkla görevinin başında kaya gibi dimdik ayakta kalmasını bilmiştir .Öte yandan bu dev armadalar, ateş etmesinden bile kuşkuya düşülen eski birtakım demode toplarla alay edercesine savaşıyor karadaki Türk topçusu, ona sadece 1900 mermi atabilirken, onlar tek bir bataryamıza (Dardanos”a) 4000 mermi kullanıyordu. Ne var ki, bu mermi yağmurundan karada hasar gören dört Türk topuna karşı, sadece batan düşman gemilerinin üstünde 44 topunun birden Boğaz sularına gömüldüğü görülüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; 11.&lt;/strong&gt;Aynı Birleşik Filo’n’un, 18 Mart Boğaz Muharebesi’nde, 18 savaş gemisinden 7’si savaş dışında kalırken, Çanakkale Müstahkem Mevkii, savaş gücünü olduğu gibi koruyabiliyordu. Keza Filonun mayın arama ve tarayıcıları, 11 mayın hattı üzerinde döşenmiş mayınlardan sadece üç adedini etkisiz hale getirebilmişti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; 12.&lt;/strong&gt;Türk tabyalarında hasar gören toplardan çoğu, onarılıp kısa sürede ateşe hazır duruma sokuluyor, 3. bölgedeki (Boğaz’ın Marmara ile birleştiği kesim) tabya da, sapasağlam duruyordu. İşte bu durum karşısında Boğaz’ı geçemeden geri çekilen Birleşik Filo, Çanakkale’nin aşılamayan çetin savunması karşısında pes edip, yalnız denizden yapılacak zorlamalarla başarıya ulaşılamayacağı gerçeğini kabul etmek zorunda kalmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;13.&lt;/strong&gt;Dünyanın en büyük deniz gücüne sahip İngiltere’nin görkemli filosunun, Boğaz Muharebesi’nde düştüğü aczi, yarınların Çanakkale savunucuları hiç bir zaman hatırından çıkarmamalıdır. Çünkü, bu ve buna benzer saldırılar, geçmişte olduğu gibi gelecekte de yinelenebilir.Ne varki 18 Martı unutarak böyle bir saldırıyı ileride de göze alabilecek düşmanlar, karşılarında dünyanın yeniliklerine gözlerini kapamış bir Osmanlı Devleti yerine, bu kez XX. yüzyılın en son bilim ve teknolojisine dayanan en modern silahlarla donatılmış bulunan Cumhuriyet Silahlı Kuvvetleri’ni bulacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;strong&gt;14.&lt;/strong&gt;Çanakkale Cephesi deniz ve kara harekatıyla birlikte mütalaa edildiğinde görülür ki, bu cephede geçen muharebeler, hasım kuvvet olarak katılmış olan Ingiltere ve Fransa’nm, bir yıl boyunca Gelibolu Yarımadası’nda yarım milyondan fazla büyük bir kuvveti tutmak zorunda kalmaları ve bunun % 50’sini kaybetmiş bulunmaları, haliyle diğer cephelere kuvvet ayırabilme açısından savaşın genel seyrini etkilemiştir.Keza Türklerin de bu cepheye ayırdığı 300.000’den fazla askerden verdiği zayiatın, 211.000’e ulaşmış olması diğer cephelerdekinden kıyaslanamayacak bir fazlalık göstermektedir.Bunun insan gücü açısından yarattığı boşluk, yalnız Birinci Dünya Harbi sırasında değil, onu izleyen Türk İstiklal Harbi boyunca da hissedilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-3845015290994882567?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/3845015290994882567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=3845015290994882567' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/3845015290994882567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/3845015290994882567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/askeri-sonular.html' title='Askeri Sonuçlar'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-2183283999446677557</id><published>2007-03-17T14:03:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T14:05:06.804+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Zaferin Önemi ve Sonuçları'/><title type='text'>Çanakkale Zaferin Önemi ve Sonuçları</title><content type='html'>Çanakkale Cephesi’nin deniz harekatı (Boğaz’ın zorlanması), kuşkusuz sıradan bir askeri harekat, ya da muharebe olayı değildir. Boğazlar, konumu ve tarihi önemi itibariyle, İstanbul Karadeniz kapısı, Çanakkale de Ege Denizi kapısı olarak, geçmişte taşıdıkları ve çağımızda taşımakta oldukları stratejik önem ve değer açısından daima birlikte mütalaa edilmiş ve edilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki boğaz, klasik ve dar çerçevede sadece Akdeniz’i Karadeniz’e, Avrupa’yı Asya’ya bağlayan su geçitleri ya da köprüler değil, Akdeniz’in öteki önemli su geçitlerinden Cebelitarık ve Süveyş kanalı ile de bütünleşerek, dünyanın büyük denizlerini (Atlas ve Hint okyanusu gibi) ve büyük kıta kara parçalarını birbirine bağlayan, daha geniş anlamdaki jeopolitik konumuyla, dünya siyaset ve iktisadiyatı üzerine olan etkilerini bu gün de korumaktadır. Bu nedenlerledir ki, Türk Boğazları, uluslararası ilişkilere yön vermede daima odak noktası olmuşlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten tarihin eski dönemlerinden beri ön planda, Avrupa ve Asya ülkeleri arasında başlamış olan ekonomik, ticari ve siyasi ilişkilerle, askeri hareketler, sürekli olarak Boğazlar bölgesinde cereyan etmiştir. Başka bir deyişle Boğazlar, dünyanın diğer parçalarında pek görülmemiş ardı arkası kesilmeyen mücadelelere sahne olmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boğazların tarihin akışı içindeki stratejik durumu ve jeopolitik konumuyla ilgili yukarıdaki kısa açıklamaların ışığı altında, Çanakkale Muharebelerinin sonuçları üzerindeki değerlendirmeler, kuşkusuz daha bir önem ve anlam taşıyacaktır. Böylesine bir değerlendirmenin daha gerçekçi ve sağlıklı olabilmesi ise, büyük devletlerin Türk Boğazları üzerindeki ulusal emellerine kısaca da olsa, bir göz atılmasını gerektirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci Dünya Harbi öncesinin başlıca büyük devletlerinden Almanya’nın, “Drang Nach Osten (doğuya doğru) politikası”, Rusya’nın ılık denizlere ulaşma emelleri; İngiltere’nin, “denizlere egemen olan dünyaya hakim olur” teorisine dayanarak, özellikle XIX. yüzyıldan bu yana güttüğü Rusya’nın Akdeniz’e çıkmasını engelleme siyaseti, hep Türk boğazlarında düğümlenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boğazların bu tartışma götürmez önemi konusunda Napolyon “İstanbul bir anahtardır. Istanbul’a egemen olan dünyaya hükmedecektir. Eğer Rusya, Çanakkale Boğazı’nı ele geçirecek olursa, Tulon, Napoli ve Korfu kapılarına dayanmış olacaktır” [431) demekle, Fransa’nın Boğazlar üzerindeki duyarlılığını açık seçik ortaya koymuş olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rusya’nın görüşüyse, Genelkurmay Başkanı Kropatki’nin bir raporunda; XX. yüzyılda Rusya’nın en önemli işinin, Istanbul Boğazı’nı ele geçirmek olduğuna işaretle, Osmanlı Devleti’ni, Boğazı Rusya’ya bırakmaya hazırlamalı ve Almanya ile anlaşma yapmalıdır” şeklinde ifadesini bulmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük devletlerin Boğazlar üzerindeki kısaca açıklanan bu emelleri, onları kendi aralarında da gizli birtakım mücadelelere yöneltmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nitekim, Rus Dışişleri Bakanı Sazanof, Çar tarafından da onaylanan bir raporunda; “Boğazların güçlü bir devletin eline geçmesi, tüm Güney Rusya’nın ekonomik hayatının, o devletin egemenliği altına girmesidir” demekte ve bu durumun önlenmesi için, Istanbul’un alınmasını önermektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan Kasım 1911’de Rusya’nın, Osmanlı Hükümeti’ne Boğazlar üzerindeki istekleriyle ilgili bir notasından haberdar edilen Ingiltere ve Fransa, Rus isteklerini reddetmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keza Rusya’nın bu ve buna benzer çeşitli tarihlerdeki yinelenen daha birçok istek ve baskılarının birbirini izlemesi, Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nda Merkez Devletleri safına kaymasında büyük bir etken olmuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işte Boğazlar üzerindeki bu gizli çıkar çatışmalarıdır ki, Ingiliz ve Fransızlar’ı Istanbul’u almaya ve Ruslar’dan önce Karadeniz Boğazı’na el atmaya yöneltmiş ve Çanakkale Cephesi’nin açılmasında başlıca etken olmuştur.Ruslara silah ve malzeme yardımı sorunuysa, savaşın sadece görünüşteki nedenini oluşturmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece büyük devletlerin Türk Boğazları üzerindeki tarihi emellerini ortaya koyarken, bu devletlerden Ingiltere’nin bu cephenin açılmasında birinci derecede aktif rol aldığını da belirtmek doğru olur.Nitekim Ingiliz Donanma Bakanı Churchill, cephenin açılmasında büyük çaba göstermiş ve etkili olmuştur.Gerçekten o, bu cephenin açılmasının baş mimari olmuş, Türklerin askeri gücünü ciddiye almamış, olayı basit ve sadece “sınırlı bir cezalandırma hareketi” olarak görmüştü. En güçlü ve modern silahlarla donatılmış zırhlılarının Boğaz’da görünüvermesiyle, Türklerin direnmekten vazgeçeceğini sanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşkusuz bu büyük bir yanılgıydı. Ingilizler, Çanakkale’deki Türk savunmasını ve askerini sadece matematiksel ölçülere vurup, onun yüksek manevi gücünü görmezlikten gelerek, büyük bir hesap hatasına düştüler ve sonunda, önce denizde, sonra da karada hiç de beklemedikleri amansız cevabı aldılar.Böylece onlar, zaferi Boğaz’da, Türk top ve mayınlarına, karada Türk süngüsüne bırakarak çekilip gittiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlaşma Devletleri’nin Çanakkale serüveni bu suretle noktalandıktan sonra, yukarıdaki açıklamaların ışığı altında, Türkiye ve uluslararası politika ve diplomasi tarihi açısından ortaya koyduğu önemli sonuçları da şöylece özetlemek mümkün olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-2183283999446677557?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/2183283999446677557/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=2183283999446677557' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/2183283999446677557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/2183283999446677557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/anakkale-zaferin-nemi-ve-sonular.html' title='Çanakkale Zaferin Önemi ve Sonuçları'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-7285817967916048343</id><published>2007-03-17T13:56:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T14:01:47.164+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hava Harekatı'/><title type='text'>Hava Harekatı</title><content type='html'>İlk motorlu uçağın uçuşundan yedi yıl gibi kısa bir süre geçtikten sonra, 1910 yılında uçaklardan askeri amaçlarla yararlanma düşüncesi ortaya çıkmış ve takip eden yıllarda uçak, yeryüzünde etkin bir taarruz silahı olarak kullanılmaya başlanmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyadaki bu gelişmeyi yakından izleyen ve önemini değerlendiren zamanın Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa’nın direktifiyle, 1911 yılında, Genelkurmay başkanlığı bünyesinde askeri havacılıkla ilgili bir şube oluşturulmuş ve Türk Askeri havacılığı’nın temeli olan teşkilat kurulmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yeni silahın edinilmesine büyük önem veren Mahmut Şevket Paşa maaşının bir kısmını bağışlayarak uçak alımı için kampanya başlatmış ve bu kampanyaya başta padişah Sultan Reşat olmak üzere Donanma Cemiyeti, subaylar ve bazı zenginler iştirak etmiştir. İki uçaklık para, kısa zamanda toplanmış ve Fransa’dan biri 25 Beygirlik, biri de 50 Beygirlik iki uçak satın almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müteakiben, Yeşilköy Safra düzlüğünde Kara tayyare Mektebi, Yeşilköy Feneri yakınlarında da deniz tayyare Mektebi kurulmuş ve havacı personel yetiştirilmek üzere ordu ve donanmadan istekli subaylar seçilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Muharebeleri başladığı zaman dünya ve Türk askeri havacılığı mütevazı ve geliştirilmeye muhtaç bir durumda idi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvYgggNTVI/AAAAAAAAAto/N2vtm1Kpn6o/s1600-h/hava_410.bmp"&gt;&lt;img style="cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvYgggNTVI/AAAAAAAAAto/N2vtm1Kpn6o/s400/hava_410.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042862260763839826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Muharebeleri havacılık yönünden, yeni silahın gerçek değerinin anlaşıldığı ve bugünkü modern hava kuvvetlerinin temelini atan kahramanları kavramaya çalışırken, icra edilen hava harekatının sadece o günkü müşterek harekata katkısı değil aynı zamanda bugünkü havacılığımıza olan katkısı da düşünülmekte ve hava kuvvetlerinin temelinin atılarak, hava stratejisi ve taktiklerinin oluşturulmaya başlandığı bir harekat noktası olarak değerlendirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havacılık açısından işte böyle bir ortam içinde, 2 Ağustos 1914 günü seferberlik ilan edilmiş ve buna paralel olarak Yeşilköy’de bulunan deniz uçaklarından 2’si İzmir, birisi de Çanakkale Müstahkem Mevzi Komutanlığı emrine verilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Ağustos 1914 tarihinde Çanakkale Nara Meydanı’na konuşlandırılan Nievport tipi deniz uçağı ile, Deniz Yzb. Savmi, Ütğm. Fazıl ve Ütğm. Cemal’in yaptığı keşif uçuşları sayesinde, bölgedeki İngiliz ve Fransız gemilerinin faaliyetleri izlenmeye başlanmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Mart 1915 tarihine kadar olan dönemde yapılan başarılı hava keşif görevleri hem düşmanın elindeki gemi tip ve miktarını tespit, hem de taarruz hazırlıklarını devamlı takip imkanı sağlamıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Mart 1915 günü, havacılarımız erken saatlerde yaptıkları keşif raporunu vermişlerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“ Bozcaada önünde, 40 düşman gemisi sayıldı. Bunlardan; 19’u ağır, 3’ü hafif olmak üzere 22’si kruvazör, diğerleri; şilep, destek gemisi ve uçak gemisidir. Sayıları tam olarak saptanamayan denizaltılar görülmüştür. 6 adet zırhlı İngiliz gemisi, muharebe düzeninde boğaza doğru ilerlemekte ve Fransız gemileri de demir almaktadır. ”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre sonra, boğaza giren ve kıyı bataryalarını şiddetle bombardıman eden düşman donanma topçusuna, Ark Royal uçak gemisinden havalanan İngiliz uçakları da ateş tanziminde geniş çapta yardım etmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Mart günü öğleden sonra, havacılarımıza; Limni Adası civarındaki düşman kuvvetlerinin durumunu keşfetmeleri emredilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir saat içinde görev bölgesine ulaşan pilotlar Mondros Koyu’nda 13 harp, 4 nakliye, 29 kömür gemisi olmak üzere toplam 46 geminin bulunduğunu, ayrıca Fransızların Gaulois gemisinin sahil topçumuzun ateşi ile Çanakkale ağzında yara aldığını rapor etmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Muharebeleri süresince, karşılıklı keşif harekatı devam ederken; Türk havacıları, o tarihler için başarılı sayılabilecek diğer hava görevlerini de icra etmişledir. Bu görevlerden biri 18 Nisan 1915’de yapılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün Çanakkale Boğazı bölgesinde gittikçe kuvvetlenen ve hava üstünlüğü kurmasından endişe edilen düşman hava gücünü tesirsiz hale getirmek maksadıyla, Bozcaada’da 18 düşman uçağının konuşlandığı meydana hava taarruzu planlamıştır. Ancak bu meydandaki uçaklar, keşif görevi için daha önceden kalktığından, havada karşılaşılmış, kısa bir hava muharebesinden sonra zayiatsız olarak meydana dönülmüştür. Bu görev amacına ulaşmadıysa da, asli taktik hava görevlerinden olan “mukabil hava harekatı” nın ilk ve tipik bir uygulaması olması açısından önem taşımaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk uçaklarının meydan taarruzu planlamasından esinlenen İngilizler aynı gün üçer uçaklık iki kol ile meydanımıza taarruz etmişler, ancak uçaklarımız daha önceden meydan içinde dağıtılarak gizlenmiş olduğundan, atılan bombalar hasar meydana getirememiştir. Bu da, ufki dağılma ve gizleme yapılarak, beka tedbirlerinin alınışına güzel bir örnek teşkil etmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14-19 Mayıs 1915 günleri, güney cephemizdeki karşı taarruzumuzu desteklemek amacıyla; düşman çıkarma gemileri ve ordugahı bombalanmış Mayıs ayı başından itibaren sabit balon ile boğaz gözetlemesi ve topçu atış tanzimi ve birliklerimizi taciz eden manika balon gemisine taarruzlar yapılmış, her hava hücumunda gemi, balonunu toplayıp yer değiştirmek zorunda bırakılmıştır. Böylece bugün “yakın hava desteği” olarak bilinen görev tipinin basit bir uygulaması yapılmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Haziran’da; Arıburnu bölgesindeki düşman karargahı üzerine propaganda amacıyla 300 adet ingilizce yazılı bildiri atılmıştır. Bu görev, hava gücünün psikolojik harpte kullanılmasına ilişkin güzel bir örnektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Kasım 1915’te ise, Üsteğmen Ali Rıza, Teğmen Orhan’la beraber, Çanakkale girişinde karaya oturmuş bulunan bir düşman kruvazörüne taarruz etmek için görevlendirilmiştir. Tam bu esnada bir düşman uçağının yaklaştığı görülmüş ve yapılan hava muharebesinde Üsteğmen Ali Rıza fransız uçağını makinalı tüfek ateşiyle düşürmeyi başararak Türk havacılık tarihine ilk düşman uçağını düşüren pilot olarak geçmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Muharebeleri’nde, kahraman kara ve deniz kuvvetlerimiz gibi havacılarımız da, üstün silah ve teknik olanaklara sahip düşmanları karşısında, kendilerine düşen görevleri cesaret ve üstün görev bilinici içinde başarıyla icra etmişler ve resmi İngiliz harp tarihi kitaplarında:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“Harikulade müdafaasında yılmadan mücadele eden ve sonunda başaran düşmanımıza hayran kaldık”&lt;/strong&gt; dedirtmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Muharebeleri’nin ileri görüşlü askeri önderleri yeni silahın gereksinimi olan strateji ve taktiklerin oluşturulmasına öncülük etmiştir. Bu kapsamda ulu önder Atatürk şöyle buyurmuştur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“ GÖKLERDE BİZİ BEKLEYEN YERİMİZİ ALMAK ZORUNDAYIZ. YOKSA O YERİ BAŞKALARI İSTİLA EDER VE İŞTE O ZAMAN BU ÜLKE VE MİLLET ELDEN GİDER. HALBUKİ BİZ TÜRKLER, BÜTÜN TARİHİMİZ BOYUNCA HÜRRİYET VE İSTİKLALE ÖRNEK OLMUŞ BİR MİLLETİZ. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TAYYARECİLER! ŞUNU UNUTMAYIN Kİ YARININ EN BÜYÜK TEHLİKELERİ SEMALARDAN GELECEKTİR. BU SEBEPLE SİZLER DAİMA HAZIR BULUNMAYA VE O ŞEKİLDE YETİŞMEYE GAYRET EDECEKSİNİZ.” &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-7285817967916048343?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/7285817967916048343/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=7285817967916048343' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/7285817967916048343'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/7285817967916048343'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/hava-harekat.html' title='Hava Harekatı'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvYgggNTVI/AAAAAAAAAto/N2vtm1Kpn6o/s72-c/hava_410.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-1691934006641600296</id><published>2007-03-17T13:45:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T13:56:50.534+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kara Harekatı'/><title type='text'>Düşmanın Çekilmesi</title><content type='html'>Anafartalar’da yaşanan zaferin ardından, Müttefik Kuvvetlerinin hem moralleri bozulmuş, hem de Çanakkale’nin geçilebileceği umutları yok olmaya başlamıştı. Ian Hamilton’un bütün ısrarlarına rağmen cepheye artık tek bir asker bile gönderilmediği gibi, Çanakkale’den iki tümen alınmış ve batı cephesine gönderilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası Ağustos’tan sonra çekilme planları yapılmaya başlanmıştı. Harbiye Nazırı Lord Kitchener, son defa bölgeyi ziyaret etmiş, artık Çanakkale bölgesindeki Türk savunmasını sökmenin ve buradan boğaz harekatını bir neticeye vardırmanın, hele hele İstanbul sevdasına kapılmanın imkanı kalmadığını anlayarak, Ocak 1916’da Çanakkale’deki kuvvetlerin, Selanik çıkarmasında kullanılmak üzere gönderilmesinin kararını komiteye sunmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müttefik askerleri 8 Aralık’tan 20 Aralık’a kadar Anafartalar ve Arıburnu bölgelerini, 28 Aralık’tan, 9 Ocak 1916’ya kadar da Seddülbahir bölgesini tahliye etiler.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvWQwgNTSI/AAAAAAAAAtQ/vFra-UAvm6Q/s1600-h/kara_820.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvWQwgNTSI/AAAAAAAAAtQ/vFra-UAvm6Q/s400/kara_820.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042859791157644578" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boşaltma işlemi gerçekten çok iyi planlanmıştı. Askerler her türlü tedbiri almış, geride ayarlı ve sonradan patlayacak olan tüfekler, takip edilmelerine karşı mayınlar bırakmışlar, sessizlik için ayaklarına çuvallar bağlamış ve hatta son güne kadar ileri mevzilerden çekilmeyerek, savaşmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türklerin bu çekilmeden haberi yok muydu? Bu soru Türk tarafı için en çok sorulan sorulardan biridir. Müttefik kuvvetlerinin çekilmedeki başarısı yadsınamaz; çekilme iyi planlanmış, hava koşulları beklendiği gibi gitmiştir. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvWjAgNTTI/AAAAAAAAAtY/5lOjI-PfFyc/s1600-h/kara_821.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvWjAgNTTI/AAAAAAAAAtY/5lOjI-PfFyc/s400/kara_821.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042860104690257202" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk kuvvetleri ise, Müttefik kuvvetlerine göre hep yüksek noktalarda mevzilenmişler ve bu nedenle de düşman askerlerine geçit vermemişlerdi. Türk resmi kaynaklarına göre Yarımada'nın Müttefik askerleri tarafından boşaltılmasından, Türk tarafının haberi kesinlikle olmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk askerleri çekilmeden haberdar olsalar dahi, büyük bir taarruza kalkışmamışlardır. Çekilen tarafa çok büyük zayiat verdirmek mümkünken, saldırmamayı tercih etmişlerdir. Çünkü artık feda edilecek tek bir Türk askeri bile yoktu. Dört bir yanda savaş içinde olan Osmanlı Devleti’nin eli silah tutan herkese ihtiyacı vardı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvWwQgNTUI/AAAAAAAAAtg/RxPncd2WF38/s1600-h/kara_822.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvWwQgNTUI/AAAAAAAAAtg/RxPncd2WF38/s400/kara_822.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042860332323523906" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak; 9 Ocak 1916’da Gelibolu Yarımadası’nda tek bir Müttefik askeri bile kalmamış, Çanakkale’nin geçilememesi ile Birinci Dünya Savaşı’nın çizgisi, savaşa katılan bir çok ülkenin de kaderi değişmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-1691934006641600296?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/1691934006641600296/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=1691934006641600296' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1691934006641600296'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1691934006641600296'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/dmann-ekilmesi.html' title='Düşmanın Çekilmesi'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvWQwgNTSI/AAAAAAAAAtQ/vFra-UAvm6Q/s72-c/kara_820.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-5970490517974124065</id><published>2007-03-17T13:38:00.002+02:00</published><updated>2007-03-17T13:44:45.290+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kara Harekatı'/><title type='text'>Anafartalar Zaferi</title><content type='html'>25 Ağustos 1915’ten Ağustos sonuna kadar, Müttefikler hem Seddülbahir hemde Arıburnu’nda başarılı olamayınca, Çanakkale Boğazı’nı, geriden sarkarak ele geçirmek amacıyla harekete geçerler. Bu arada General Hamilton, Türk Ordusu’nun gerilerine sarkmak ve çember içine alıp yok etmek için, Büyük ve Küçük Kemikli Burunları arasında yeralan Suvla sahillerine çıkıp, Anafartalar’da üçüncü bir cephe açmaya karar verir. Hedef, Conkbayırı ve Koçaçimentepe blokunu ele geçirerek buradan ilerleyip, çanakkale Boğazı’na inerek hakim olmaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu amaçla da, 9.İngiliz Kolordusu'nu ,6-7 Ağustos gecesi karanlıktan yararlanarak bölgeye çıkartır. Amaç, sabah gün ağarmadan von Sanders, Saros Grup Komutanına 7. ve 12. Tümenlerle süratle Anafartalar kesimine gitmesini ve karaya çıkan İngiliz birliklerine 8 Ağustos sabahı erkenden taarruz edilmesi emrini verir. Anafartalar Müfrezesi komutanı Yarbay Vilmer’e de, Saros’dan iki tümenin gelişine kadar, İngilizlerin ilerleyişine engel olunmasını emreder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liman von Sanders, bundan sonra, Kurmay Albay Mustafa Kemal’i, 8 Ağustos 1915 günü saat 21.45’de, Anafartalar Grup Komutanlığına atar. Anafartalar Grup Komutanı Kurbay Albay Mustafa Kemal, 9 Ağustos sabahı ,12. tümenle 9. İngiliz Kolordusuna. 7.Tümenle de Anzak Kolordusu ile işbirliği yapmasına engel olmak amacıyla, damakçılık Bayırı yönünde saldırıya geçer. Her iki tümenin saldırıları da başarılı olur. İngiliz Birlikleri, beklemedikleri bu karşı Türk taarruzu ile şaşkına dönmüş, ağır kayıplar verirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci Anafartalar Muharebeleri olarak adlandırılan bu harekat sonunda, durum değerlendirmesi yapan Mustafa Kemal şöyle demiştir: “...Gerçekte, düşmanın bir kolordusunu zayıf bir tümenimle Kireçtepe-Azmak arasında yenmiş, Tuzla Gölüne kadar takip ederek orada tesbit etmiştim.”&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvUVAgNTQI/AAAAAAAAAtA/bIJLLg79MdE/s1600-h/anafar_485.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvUVAgNTQI/AAAAAAAAAtA/bIJLLg79MdE/s400/anafar_485.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042857665148833026" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer taraftan yeni çıkan birliklerle güçlendirilen 9. İngiliz Kolordusu, Anafartalar yönünde iki kanat harekatı daha denediyse de başarılı olamamıştır. Ancak, Türkler açısından bu bölgede durum, savunulması güç bir konum olduğu için tehlikeli sayılırdı. Tehlikeli durumu düzeltmek için Liman von Sanders, Kuzey Grubundaki 8 Tümeni iki alayla takviye ederek , Anafartalar grup Komutanı Mustafa Kemal’in emrine verir. Tümen karargahına 9-10 Ağustos gecesi gelen Grup Komutanı Mustafa Kemal, takviyeli 8. Tümeni 10 Ağustos sabahı karanlıkta, sadece süngü kullanarak hücuma geçirir. İngilizlere çok ağır kayıplar verdirilerek harekat başarılı olur. Daha sonra, savunma yapılabilecek ek arazinin ele geçirilmesi üzerine, ulaşılan bu ileri çizgide de destek ve güçlendirmeler yapılarak savunmaya geçilir. Böylece, diğer bölgelerde olduğu gibi Anafartalar Bölgesinde de savaş, boşaltmaya kadar , siper ve mevzi savaşına dönüşmüş olur. Diğer bir deyişle, General Hamilton’un İkinci Planı da başarısız olmuş, hedefine ulaşmamıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Savaşları kara harekatıyla ilgili olarak belirtilmesi gereken önemli bir diğer nokta da şudur: tüm bu çarpışmalar ve karşılıklı saldırılar sırasında, Türkler mertçe, dürüstçe ve kahramanca çarpışmış, insancıl meziyetlerini ve güçlü kişiliklerini sergilemişlerdir. İster Seddülbahir’de, ister Suvla’da ya da, Anafartalar’da olsun durum aynıdır. rneğin Kızılhaç çadırları ve hastane gemileri, yaralı taşıyan botlar, ya da sedyeleri hedef alan atışlar yapılmamıştır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvUeAgNTRI/AAAAAAAAAtI/AQ6esEKrP9g/s1600-h/anafar_486.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvUeAgNTRI/AAAAAAAAAtI/AQ6esEKrP9g/s400/anafar_486.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042857819767655698" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tepeler Türklerin elinde olmasına ve olumlu doğa koşullarına karşın, düşmanın sürekli olarak çekindiği zehirli gaz kullanılmamış, su kaynakları zehirlenmemiş, bu yöntemler hiçbir zaman mert ve dürüstçe bir tutum sayılmamıştır. Savaş alanında ele geçen esirlere ve yaralı düşman askerlerine yapılan insancıl muameleler öyle görünüyor ki, Anzakları ilkin gerçekten şaşırtmıştır. Çünkü, daha önce kendilerine anlatılan , ya da Mısır’da karşılaşıp hakkında belirli ön yargılar ve imajlar geliştirdikleri Türk askeri Abdul, Gelibolu Yarımadası’nda çok farklı bir tutum sergilemektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-5970490517974124065?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/5970490517974124065/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=5970490517974124065' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/5970490517974124065'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/5970490517974124065'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/anafartalar-zaferi.html' title='Anafartalar Zaferi'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvUVAgNTQI/AAAAAAAAAtA/bIJLLg79MdE/s72-c/anafar_485.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-6437728654793439839</id><published>2007-03-17T13:38:00.001+02:00</published><updated>2007-03-17T13:38:40.845+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kara Harekatı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='25 Nisan 1915'/><title type='text'>Kumkale Muharebeleri</title><content type='html'>25 Nisan 1915 günü saat 04.30’da Fransız filosu Kumkale önlerinde savaş düzeni almıştı. Kumkale ve Kumkale-Orhaniye arasını hedef alan şiddetli donanma ateşinin ardından Fransız birlikleri karaya çıktılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kumkale’deki Türk takımı Fransız bombardımanlarına ve karaya çıkan iki Fransız bölüğüne karşı kahramanca dayandıysa da, sürekli takviye edilerek tabur seviyesine çıkan Fransızlar karşısında kaleyi bırakarak Kumkale köyüne çekilmek zorunda kaldı. Sadece yarım takımlık 6. Bölük’ün ihtiyatıyla takviye edilebilen takım, Kumkale sokaklarında Fransızlarla kısa süren sokak muharebelerine girdi. 6. Bölük komutanı, birliklerini Kumkale mezarlığına çekti. Takım komutanlarından birinin şehir düşmesine, diğerinin de yaralanmasına ve cephane sıkıntısına rağmen, bölük inatla savunmasını sürdürdü ve Fransız kuvvetlerinin kanadını Kumkale’de bastırıp, bütün cephesini hareketten alıkoydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk birlikleri Kumkale’yi geri almak için taarruza geçince Kumkale sokaklarında göğüs göğüse yakın muharebe başladı. Fransızlar da direnişlerini sertleştirmişlerdi. Türk hücumlarının en şiddetli bir anında Fransızlar beyaz bayrak çektiler. Üst rütbeli Fransız subayı da kendi rütbesine denk bir Türk subayına teslim olmak istedi, fakat dil farkı yüzünden anlaşılamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teslim alma olayı uzayınca Fransızlar tekrar toplanarak mevzilerine döndüler ve yer yer ateş muharebeleri başladı. Fransız filosu da kendi birlilerine zayiat verdirme pahasına, Fransız ve Türk birliklerinin birbirine girdiği Kumkale’ye şiddetli ateşlere başladı. Türk birlikleri Mezarlık-Kumkale-Orhaniye hattına çekilmek zorunda kaldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fransızlar da Kumkale’de kıyı başı tutmuşlar ama ilerleyememişlerdi. Gelibolu Yarımadası’na çıkarma yapan İngiliz kuvvetlerinin takviye edilmesi amacıyla, Seferi Kuvvetler Başkomutan’ı General Hamilton’un emriyle, Fransız kuvvetleri 26/27 Nisan 1915 gecesi başarılı bir çekilme harekatıyla geri alındılar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-6437728654793439839?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/6437728654793439839/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=6437728654793439839' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/6437728654793439839'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/6437728654793439839'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/kumkale-muharebeleri.html' title='Kumkale Muharebeleri'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-6272386536539813295</id><published>2007-03-17T13:32:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T13:38:03.762+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kara Harekatı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='25 Nisan 1915'/><title type='text'>Seddülbahir Muharebeleri</title><content type='html'>25 Nisan günü, Müttefik Kuvvetleri Donanmanın koruyucu bombardımanı altında, beş ayrı yerden Gelibolu Yarımadası’na çıkmaya başladılar. İngiliz ve Hint birliklerinin çıkarıldığı ilk hedef , güneyde Alçıtepe’yi ele geçirip Kilitbahir platosuna ilerlemek, oradaki merkez tabyalarını susturduktan sonra Boğaz’ın giriş bölgesini ele geçirmekti. Burada Müttefik donanmasına bağlı savaş gemilerinin yaptığı bombardımanın şiddetine bir örnek vermek gerekirse; sadece Ertuğrul Koyu sırtlarındaki 26. Alayın 10.Bölüğünün savunma mevzilerine 4650 mermi atılmıştı.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvSrQgNTOI/AAAAAAAAAsw/97Tnnwulz7I/s1600-h/sebd_40.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvSrQgNTOI/AAAAAAAAAsw/97Tnnwulz7I/s400/sebd_40.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042855848377666786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna rağmen Türk bataryaları ve kuvvetleri imha olunamadığından İngiliz Birlikleri ağır kayıplar vermekte ve bu durum, Müttefik kuvvetler arasında büyük bir şaşkınlık yaratmaktaydı. Bu günlerde, gerçek bir kahramanlık destanı yaratan Yahya Çavuş’un takımı, işte bu 10. Bölüğün takımıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temmuz 1915 sonuna kadar, çok kanlı geçen, göğüs göğüse süngü hücumları ve karşı hücumlarla süren Kirte-Kerevizdere- Zığındere Muharebeleri, özellikle Türk birliklerinin, Müttefik Donanması’nın ateşinden korunmak amacıyla, gece yaptıkları süngü hücumlar şeklinde olmuştur. Sekiz gün, geceli gündüzlü süngü hücumlarıyla geçen Zığındere muharebesi, iki taraf için de kayıpların en fazla olanı ve en kanlı geçenidir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvS_QgNTPI/AAAAAAAAAs4/mHHUaXHXgm8/s1600-h/sebd_41.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvS_QgNTPI/AAAAAAAAAs4/mHHUaXHXgm8/s400/sebd_41.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042856191975050482" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bölgedeki harekat ağustos ayıyla birlikte mevzi muharebesine dönüşür. Böylece işgal kuvvetleri, 3-4 kilometrelik bir arazide çakılıp kalmış, Alçıtepe ve Kirte ele geçirilememiş, durum boşaltmaya kadar değişmeden böylece devam etmiştir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-6272386536539813295?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/6272386536539813295/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=6272386536539813295' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/6272386536539813295'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/6272386536539813295'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/seddlbahir-muharebeleri.html' title='Seddülbahir Muharebeleri'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvSrQgNTOI/AAAAAAAAAsw/97Tnnwulz7I/s72-c/sebd_40.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-1632205103650668711</id><published>2007-03-17T13:28:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T13:32:33.295+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kara Harekatı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='25 Nisan 1915'/><title type='text'>Arıburnu Muharebesi</title><content type='html'>Daha önce yabancı kaynaklardan ve Anzakların anılarından yapılan aktarmalarla nasıl başlandığı ve ilk günleri açıklanan Arıburnu’ndaki Anzak Kolordusunun Nisan’da yaptığı çıkarmanın temel amacı önce, Kabatepe ile KüçükArıburnu arasındaki kumsallık bölgeye çıkmaktı. İlk aşamada Conkbayırı- Kocaçimentepe çizgisi denetim altına alınıp, oradan Maltepe bölgesi ele geçirilecek, böylece, Kuzeyde’ki Türk kuvvetlerinin Güneyde, Seddülbahir bölgesindeki Türk birliklerine yardımı engellenmiş olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Nisan sabahı savaş gemilerinin, Türk mevzilerini sürekli vuran koruyucu ateş altında, Anzak Kolordusu’nun 1. Tugayından 1500 kişilik ilk hücum dalgası, çıkarma botlarının bir şekilde kuzeye kayması sonucu, saat 05.00’te, Kabatepe bölgesi yerine Arıburnu kesimine çıkmak zorunda kalır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvROAgNTNI/AAAAAAAAAso/7BtEpZZ_8YI/s1600-h/anzak_koyu_140.bmp"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvROAgNTNI/AAAAAAAAAso/7BtEpZZ_8YI/s400/anzak_koyu_140.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042854246354865362" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada kıyı gözetlemesi yapan bir Türk takımının direnişine karşın, karaya çıkan Anzak birlikleri belirli bir noktaya kadar ilerler. Diğer taraftan, Bigalı’da bulunan ordu yedeği 19. Tümen, 24-25 Nisan gecesi Conkbayırı yönünde tatbikat yapmakta idi. Gün ağarırken, Arıburnu yönünden top seslerinin gelmesi üzerine, 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, bir çıkarma yapıldığını anlayıp durumu Ordu Komutanına bildirir, ancak bir yanıt alamaz. Durum çok kritiktir. Mustafa Kemal, kıyıda çok zayıf gözetleme ve koruma birlikleri olduğunu düşünerek ve geniş bir sahile yayılmış olan 27. Alayın da, ağır kayıplar verdiği haberini alınca, düşmanın Conkbayırı-Kocaçimentepe çizgisi ve uzantısını ele geçirmesi durumunda, onarılamayacak durumlarla karşılaşacağını kavrar. Ordudan emir gelmemiş olmasına karşın girişimi ele alıp tüm sorumluluğu yüklenerek, 57.Alayı bir batarya ile Kocaçimentepe yönünde harekete geçirir. Kendisi de durumu izlemek üzere Conkbayırı’na çıktığında,, Arıburnu kesiminden bazı askerlerin çekilmekte olduklarını ve düşman birliklerinin de bunları izlediklerini görür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O anı Mustafa Kemal, Ruşen Eşref Ünaydın ile yaptığı görüşme sırasında şöyle anlatmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;“...Bu esnada Conkbayırının güneyindeki 261 rakımlı tepeden sahilin gözetleme ve korunmasıyla görevli olarak orada bulunan bir müfreze askerin Conkbayırına doğru koşmakta, kaçmakta olduğunu gördüm... Bu askerlerin önüne kendim çıkarak:&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;-Niçin kaçıyorsunuz ? dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Efendim düşman dediler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Nerede?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İşte! diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Gerçekten de düşmanın bir avcı kuvveti 261 rakımlı tepeye yaklaşmış ve tam bir serbestlik içinde ileriye doğru yürüyordu. Şimdi vaziyeti düşünün. Ben kuvvetleri (geride) bırakmışım, askerler on dakika istirahat etsin diye...Düşman da bu tepeye gelmiş...Demek ki düşman bana benim askerlerimden daha yakın! Ve düşman benim yere gelse kuvvetlerim çok kötü bir duruma düşecekti. O zaman artık bilemiyorum, bilinçli bir düşünme ile midir, yoksa önsezi ile midir, bilmiyorum. Kaçan askerlere:&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;- Düşmandan kaçılmaz, dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Cephanemiz kalmadı, dediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Cephaneniz yoksa süngünüz var,dedim.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Ve bağırarak bunlara süngü taktırdım. Yere yatırdım. Aynı zamanda Conkbayırına doğru ilerlemekte olan piyade alayı ile dağ bataryasının yetişebilen askerlerinin ‘ marş marşla’ benim bulunduğum yere gelmeleri için, yanımdaki emir subayını geriye yolladım. Bu askerler süngü takıp yere yatınca, düşman askerleri de yere yattı. Kazandığımız an, bu andır...”&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten de, çekilen Türk askerleri mevzi alınca, karşı taraf ta mevzi alıp duraklar. Böylece, 57. Alay Öncü Bölüğü'nün Conkbayırı’na yerleşmesi için gereken süre kazanılmış olur. İşte bu an, Çanakkale Savaşları Kara Harekatı’nın kaderini belirleyen önemli anlardan birisidir. Böylesine önemli anda kilit rolü oynayan kişi ise, tartışmasız Mustafa Kemal’dir. Bu husus, Çanakkale Savaşları tarihiyle uğralan Türk ve yabancı bütün uzmanlar tarafından doğrulanıp vurgulanmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Daha sonra, Kolordu Komutanı Esat Paşa'nın izniyle, 27. Alay’dan geri kalan birlikleri de emrine alan Tümen Komutanı Mustafa Kemal, karşı saldırıya geçmek üzere 57.Alay'a şu emri verir :&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;“ Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, yerimize başka kuvvetler ve komutanlar kaim olabilir.”&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Nisan 1915 günü, vakit ikindiye yaklaşırken, ilk çıkarma kademesi olan tümenin sahile çıkışı da tamamlanmıştır. Ne var ki, 27. Alayın birlikleri ve 57. Alayın yaptığı karşı saldırı ile süngü hücumları sonucu Anzaklar çok sayıda kayıp vermiş ve sahile çekilmişler, kritik ve endişeli anlar yaşamaktadırlar. Gene de gün batarken, Anzak Kolordusu’nun sahile çıkan Tümeni, Arıburnu’nun sarp yamaç ve tepelerinde yerleşme olanağı bulur. Bu tarihten başlayarak harekat, 1915’in Ağustos ayına kadar dört ay boyunca, Conkbayırı- Kocaçimentepe-kabatepe bölgelerinde, tarafların karşılıklı saldırı ve özellikle gece yapılan süngü hücumlarıyla, yakın boğuşmalar şeklinde ve çok kanlı çarpışmalarla geçecektir. Bu çarpışmalar sırasında Türkler de, Anzaklar da ağır kayıplar vermişlerdir. Ağustos ile birlikte ise savaş şiddetli çarpışmalara dönüşür. Tıpkı Seddülbahir’de olduğu gibi, Anzak ordusu da taarruz hedeflerine varamamış, çıktıkları yerlerde 3-4 km.lik bir mesafe ilerleyip, boşaltmaya kadar da o noktada kalmışlardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-1632205103650668711?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/1632205103650668711/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=1632205103650668711' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1632205103650668711'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1632205103650668711'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/arburnu-muharebesi.html' title='Arıburnu Muharebesi'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvROAgNTNI/AAAAAAAAAso/7BtEpZZ_8YI/s72-c/anzak_koyu_140.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-6113313751563091505</id><published>2007-03-17T13:17:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T13:27:19.988+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kara Harekatı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='25 Nisan 1915'/><title type='text'>25 Nisan 1915</title><content type='html'>Müttefik Devletler Donanması’nın 18 Mart 1915’de Çanakkale Boğazı’na karşı giriştiği birleşik deniz harekatının başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra, General Hamilton Lord Kitchener’e, donanmanın desteğinde yapılacak ortak bir kara harekatı olmadan, güçlü Türk savunmasının kırılıp, Boğaz’ın donanmayla geçilmesinin olanaksız olduğunu bildirir. Gerçi Kitchener ve Özellikle Churchill, işin başından beri yalnız denizden zorlanarak ve donanmayla bu girişimin başarıyla yapılabileceğini savunuyorlardı. Ancak, 18 mart Deniz Harekatının olumsuz sonuçlarını değerlendirdikten sonra, Hamilton’un görüşlerini benimserler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvPgAgNTKI/AAAAAAAAAsQ/iM57AjF7xFo/s1600-h/kara_760.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvPgAgNTKI/AAAAAAAAAsQ/iM57AjF7xFo/s400/kara_760.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042852356569255074" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvPyQgNTLI/AAAAAAAAAsY/BcRa958NfbI/s1600-h/kara_761.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvPyQgNTLI/AAAAAAAAAsY/BcRa958NfbI/s400/kara_761.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042852670101867698" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;General Hamilton 25 Nisan 1915 günü, iki İngiliz ve bir Fransız tümeni ile, bir Hint tugayını Seddülbahir bölgesine, iki tümenden oluşan Anzak Kolordusu’nu da, ikinci derecede tuttuğu Karatepe bölgesine çıkarmayı planlamıştır. Bu planın nasıl uygulanacağı yukarıda özetlenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı tarihte, Gelibolu’daki Türk kuvvetleri ise, 3 üncü ve 16 ıncı Kolorduların yanısıra 6 tümen, süvari tugayı ve bağımsız taburlardan oluşuyordu. Daha sonra, savaşın gelişme süreci içinde yapılan gerekli kıta kaydırmalarıyla, toplam tümen sayısı 16 ya çıkartılacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvP-AgNTMI/AAAAAAAAAsg/X5Q_qUe53Mk/s1600-h/kara_762.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvP-AgNTMI/AAAAAAAAAsg/X5Q_qUe53Mk/s400/kara_762.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042852871965330626" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Nisan çıkarmasından yaklaşık bir ay önce, Gelibolu’da bulunan 5. Kolordu komutanlığına atanan Mareşal Liman von Sanders’in düşüncesine göre, müttefikler çıkarmayı Saros Körfezi’ne yapacaklardır. Bu nedenle de kendisi, birliklerin çoğunu Saros Körfezi ile Anafartalar bölgesinde; bir tümeni Seddülbahir bölgesinde ve iki tümenli 15nci Kolorduyu da, anadolu yakasında tutmayı uygun bulmuştur. Ayrıca savunma amacıyla kıyının belli noktalarında gözetleme ve koruma birlikleri bulundurulacak, asıl kuvvetler ise geride yedekte tutulacaktı. Aslında Liman von Sanders’in bu savunma planına Türk komutanlar karşıydılar. Onlara göre, düşman en zayıf ve kritik anları olan çıkarma sırasında kıyıda karşılanırsa, ilerlemesi önlenebilecekti. Mareşalin gelmesinden önce hazırlanan türk savunma tedbirleri de böyleydi. Ancak, uygulamaya konulan, ordu komutanı Liman von Sanders’in planıdır. Daha sonra çıkarma başlayınca, komutanların aldıkları ek önlem ve hazırlıklar sayesindedir ki , çıkarılan ilk düşman birlikleri kıyıda karşılanacak ve fazla ilerlemeye fırsat bulamadan, 3-4 kilometrelik bir ilerlemeden sonra savaş bitene kadar, bulundukları yerde çakılıp kalacaklardır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-6113313751563091505?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/6113313751563091505/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=6113313751563091505' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/6113313751563091505'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/6113313751563091505'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/25-nisan-1915.html' title='25 Nisan 1915'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfvPgAgNTKI/AAAAAAAAAsQ/iM57AjF7xFo/s72-c/kara_760.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-1198672894280852614</id><published>2007-03-17T10:59:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T12:06:36.162+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Savaş Öcesi'/><title type='text'>29 EKİM 1914 Osnanlı Donanmasının Sivastapol Baskını</title><content type='html'>Osmanlı donanması 27 Ekim 1914 günü keşif ve muhabere eğitimi yapmak üzere Amiral Souchon'un emrinde Karadenize çıktı. Bu donanma ,Osmanlı donanmasının harekatını izlemek üzere boğaz ağzında daimi şekilde bekletilmekte olan Rus ticaret gemileriyle karşılaştı. Bu suretle Osmanlı Donanmasının denize çıktığı Rus Donanma komutanlığına bildirilmiş oldu.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alman yazarları gemi komutanı danışmanlarını gemilerin Alman komutanları olarak göstermişlerdi. Gerçekte ise ,Yavuz ve Midilli gemileri komutanları dışında bulunan gemilerdeki Almanların vazifeleri gemi komutanlarına danışmanlık etmekten başka değildi.Savaş gemilerine hareketten önce, Karadenize çıktıktan sonra açılmak üzere Bahriye Nazırı Ahmet Cemal tarafından birer kapalı zarf verilmişti. Bu zarfın içindeki emirde şunlar yazılı bulunuyordu : &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Padişah Donanması birinci komutanlığına atanan Amiral Souchon cenapları tarafından, donanmanın denizde bulunduğu sırada, verilecek her emir harfi harfine yapılacak ve bu konuda kesinlikle tereddüt gös terilmiyecektir. Bu emirlerin her cins durum karşısında yapılmasını rica ederim".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amiral Souchon 27 Ekim 1914 günü donanmayı eğitim amaciyle Karadenize çıkardığını Bahriye Nezaretine bildirmişti. Lâkin eğitim yapacağı yerde donanmayı boğaz dolaylarındaki Sarıkaya mevkiine demirletecek ve saat 15.45 de komutan gemisinde bir gemi komutanları toplantısı yapacaktı. Bu toplantıda komutanlara aşağıdaki harekât emri dağıtılıyor ve harekatın nasıl yapılacağı anlatılıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Donanmadaki gemiler ve komutanları&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;Donanma Komutanı  Amiral Souchon  &lt;br /&gt;Kurmay Başkanı  Yarbay Enver (Sonra Albay Sıtkı)  &lt;br /&gt;Kurmay Başkanı  Binbaşı Wilhelm Busse  &lt;br /&gt;Donanma ikinci komutanı  Komodor Arif  &lt;br /&gt;Kurmay Başkanı  Binbaşı Von Armin  &lt;br /&gt;Yavuz muharebe kruvazörü komutanı  Albay Ackermann &lt;br /&gt;Midilli kruvazörü komutanı  Yarbay Kettner &lt;br /&gt;Turgutreis zırhlısı komutanı Binbaşı Ali Rıza &lt;br /&gt;Alman danışmanı  Önyzb. Rosentreter &lt;br /&gt;Barbaros zırhlı komutanı Binbaşı Muzaffer &lt;br /&gt;Alman danışmanı Binbaşı Von Armin &lt;br /&gt;Hamidiye kruvazörü komutanı Binbaşı Vasıf  &lt;br /&gt;Alman danışma Binbaşı Von Koouvitz  &lt;br /&gt;Berkisatvet torpido kruvazörü Binbaşı Reşit Hasab &lt;br /&gt;Alman danışmanı Yzb. Von Mellenthin  &lt;br /&gt;Peykişevket torpido kruvazörü komutanı Binbaşı İbrahim Cevat  &lt;br /&gt;Alman danışmanı Yzb. Bieler  &lt;br /&gt;Filotilla Komodoru   &lt;br /&gt;Alman danışmanı Binbaşı Madling &lt;br /&gt;Muavenetimillİye muhribi  Binbaşı Ahmet Saffet  &lt;br /&gt;Alman danışmanı  Önyzb. Firle  &lt;br /&gt;Gayretivataniye muhribi Önyzb. Cemil  &lt;br /&gt;Alman danışmanı Yok &lt;br /&gt;Taşoz muhribi komutanı  Yok Önyzb. Tevfik Halit &lt;br /&gt;Alman danışmanı Yzb. Cann &lt;br /&gt;Samsun muhribi komutanı  Yzb. Nezir Abdullah &lt;br /&gt;Alman danışmanı yok &lt;br /&gt;Nilüfer mayın dökücü  Yzb. Murat  &lt;br /&gt;Alman danışmanı Yzb. Murat  &lt;br /&gt;Samsun mayın dökücü yok &lt;br /&gt;Alman danışmanı Önyzb. Harmann. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Düşman hakkında bilgi :&lt;/strong&gt; Rus Karadeniz Donanmasının bir baskın yapmak niyetinde olduğu alınan çeşitli haberlerden anlaşılmıştır.Amaç : Rusya'ya karşı şiddetli bir hasmane hareket açılacaktır. Bu harekât sırasında birinci derecede Rus savaş kuvvetleri imha edilecektir. İkinci derecede, savaşın icrası için önemli olan, Rus beylik ve şirket mallan ile savaş amacı için kullanılacak gaz gemileri tahrip ya da zaptedilecek tir. Tarafsız gemiler istisna edilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Harekâtın yapılışı :&lt;/strong&gt; Taarruz hareketi baskınvari yapılacak ve mümkün olduğu kadar çeşitli limanlara aynı anda taarruz edilecektir. Sancak gemisi, mayıngemisi (Nilüfer) ve 2 torpidobot Sivastopal'a Midilli ile Berkikisatvet Keçiboğazı ve Novresiskiye, Hamidiye kruvazörü Kırım'ın Güney kıyılarına, 2 torpidobotla Samsun mayın dökücü gemisi Odessa ve Oçakof a; Peykişevket gemisi de Varna-Sivastopol kablosunu kesmeye gidecektir. Birinci Gün Taarruza ayrılan gemiler, kömürlerini tamamen doldurdukları halde boğazdan çıkacaklardır. Çıkışa birleşik eğitim neden gösterilecektir. İkinci Gün Seyir iktisadî süratle yapılacak; torpidobotlar mümkün olduğu halde yedeğe alınacaktır. Üçüncü Gün Emrolunan mevkilere sabahleyin ortalık ağarırken taarruz edilecektir. Taarruzdan sonra kruvazörler, kruvazör savaşı yapacaklardır. Torpidobotlarla mayın gemileri Ìstanbul'a döneceklerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/Rfuu8AgNS_I/AAAAAAAAAq4/W0TXkj1ITlU/s1600-h/goeben-and-breslau.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/Rfuu8AgNS_I/AAAAAAAAAq4/W0TXkj1ITlU/s400/goeben-and-breslau.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042816553721875442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul Boğazının Muhasarası. Turgutreis ve Barbaros zırhlıları ve Burakreis gambotu ve 2 torpidobot, mayın dökülmesine karşı İstanbul Boğazını muhafaza ve taarruzdan dönecek gemilerimizi karşılamak üzere İstanbul Boğazında kalacaklardır. Hafif düşman gemileri boğazdan uzak tutulacak, faik kuvvetler de oyalanmak suretiyle torpidobotların taarruzuna imkân hazırlanacaktır. Bu kuvvetler genel karargâhtaki Alman danışmanı emekli deniz Albayı Von Kühluvetter'in emrine göre hareket edeceklerdir. Telsiz Muhaberesi : Anadolu fenerinden 15 mil uzakta hiç bir gemi telsiz vermiyecektir. Ancak sancak gemisi tarafından çağrıldığı ya da düşman donanması emniyetle görüldüğü zaman rapor vermek üzere telsiz kullanılacaktır. Herhangi bir çağırmaya komutan gemisi cevap vermezse bu takdirde rapor birbiri peşine üç kez havaya verilecektir. Baskına takaddüm eden saatlerde Rusların Sivastopol'de 5 zırhlı, 2 kruvazör, 4 muhrip ve 15 kadar torpidobotları, Odessa'da 2 gambot ve 2 mayın gemileri vardı. Pirut adlı mayın gemisi yapmış olduğu görevden Sivastopo'la geri gelmekteydi. Batum, Poti, Sivastopol, Odessa, Nikolayef üsleri Önlerine mayın maniaları yapılmıştı. Bundan başka bir muhrip filotillası Sivastopol önünde karakol yapmak görevi almış olup görecekleri Türk gemilerine düşman muamelesi yapmak ve Pirut mayın gemisinin avdetini desteklemek üzere de emir almış bulunuyordu. En önemli olay Sivastopol'da oldu. Bombardıman sırasında şehirde önemli bîr hasar olmamıştı. Yavuzun, harekâttan bir gün önce, denizde görülmüş olması Rusları alarm etmiş ve mukabil harekete hazırlanmak konusunda onlara fırsat hazırlamıştı. Ancak bombardımandan sonra Yavuzla düşman filotillası ve Pirut mayın gemisi arasında cereyan eden muharebede mayın gemisi batmış ve filotilladan bir muhrip de yaralanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baskın Hareketini İzleyen Politik Olaylar. Osmanlı Devletinin geleceğini Almanya yanında savaşa girmekte gördükleri için Enver, Cemal ve Talât Paşalar baskın olayından pek memnun kalmışlardı. Talât Paşa, savaş sonunda yapılan olağanüstü parti kongresinde söylediklerine nazaran, hükümet üyeleri de bu hareketten memnun kalmışlardı. Hattâ parlamentolar bile savaşa girmek kararını büyük çoğunlukla verecekti. Lâkin Başbakan Sait Halim Paşa kesinlikle savaş aleyhinde bulunmuş ve donanmanın yaptığı baskın hareketine rağmen Osmanlı Devletini savaşa sokmamak için bütün çabasını kullanmıştı. Derhal iki harekette bulunacaktı : Petersburg'daki Osmanlı maslahatgüzarı Fahrettin Beye aşağıdaki talimatı yollamıştı : "Bir Rus Donanmasının düşmanca hareketine binaen iki memleket arasındaki dostça ilişkilerin bozulmuş olmasından ötürü duyduğum büyük üzüntüyü Rus Dışişleri Bakanına bildirmenizi rica ederim. Babıâlinin soruna gereği şekilde bir hal çaresi bulmaktan geri durmayacağı ye bu gibi hallerin tekrarına mani olacak özel tedbirler alacağını Rusya İmparatorluğu hükümetine bildiriniz. Donanmanın Karadenize çıkmasına müsaade etmemeye karar verdiğimizi, bilmukabele Rus Donanmasının da bizim kıyılarımızda dolaşmı yacağım umduğumuzu şimdiden bildirebiliriz. Her iki memleketin çıkarları namına Rus imparatorluğunun da soruna bizim gibi barış fikrinin eserlerini göstereceğinden ümidim kuvvetlidir." Sait Halim Paşa, bundan başka Istanbuldaki Çarlık Rusyası, ingiltere ve Fransa Büyükelçilerini toplayarak onlara bir cins tarziye verecek ve devletin savaşa girmek istemediğini söyliyecekti. Bunun üzerine üç Büyükelçi aralarında toplanmışlar ve fikir teatisi yapmışlardı. İngiltere Büyükelçisi baskın haberini memnunlukla karşılıyordu. Fransız Büyükelçisi ya Osmanlı Devletine savaş açmalı ya da Alman askerlerinin Osmanlı topraklarından çıkarılmasını istemelidir diyordu. Rus Büyükelçisi, esasen, Osmanlı Devletini ittifakına alması için kendi Dışişleri Bakanına çok İsrar etmişti. Durum karşısında bu kanısını değiştirmiyor; arkadaşlarına "Alman askerlerini yurdlarından çıkarmak Osmanlıların elinde değildir; fakat Osmanlı Başbakanı savaş açmak istemiyor" diyordu. Osmanlı Devletine savaş açmaya en istekli kişi Rus Dışişleri Bakanı Sazanofftu. Fransız ve İngiliz Büyükelçilerine, Osmanlı Başbakanının fikirlerini naklettikten sonra aşağıdaki sözleri söyledi ve Osmanlı maslahatgüzarına pasaportlarını verdi, İstanbul'daki Büyükelçiler de pasaportlarını aldılar. Böylece Osmanlı Devleti kendisini savaşın içinde buldu. Artık Hükümdar, Başkomutan vekili ve Bahriye Nazırlarına Silâhlı Kuvvetlere aşağıdaki emirleri yazmak düşmekte idi :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hükümdar iradesi&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orduma, Donanmama. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük devletler arasında savaş açılması üzerine, daima haksız saldırılara uğrayan, devlet ve memleketimizin hak ve varlığını fırsatçı düşmanlara karşı gereğinde savunabilmek üzere sizleri silâh altına çağırmış idim. Bu suretle silâhlı bir tarafsız devlet halinde yaşamakta iken Karadeniz Boğazına mayın dökmek üzere yola çıkan Rus donanması, talim ile meşgul olan donanmamızın bir kısmı üzerine ansızın ateş açtı. Uluslararası hukuk kurallarına aykırı olan bu haksız saldırının Rusya tarafından düzeltilmesi beklenirken gerek bu devlet, gerekse müttefikleri İngiltere ve Fransa Devletleri Büyükelçisini geri çağırmak suretiyle devletimizle olan siyasî ilişkilerini kestiler. Sonra da Rus askeri Doğu sınırımıza saldırdı. Fransız ve İngiliz donanmaları birleşik olarak Çanakkale B ğazına, İngiliz gemileri Akabe'ye top attılar. Böylece birbirlerini izleyen düşmanca hareketler üzerine, ötedenberi istemekte olduğumuz barış halini terkederek, Almanya ve Avusturya-Macaristan devletlerine müttefik olduk ve çıkarlarımızı onlarla birlikte korumaya zorunluk duyduk. Rusya Devleti, üç yüz yıldan beri devletimizi pek çok zararlara uğratmış, gelişmemizi sağlayacak hareketlerimizi savaş ve bin türlü hile ve desise ile her defasında mahvetmeye çalışmıştır. Rusya, İngiltere ve Fransa Devletleri zalim bir idare altında inlettikleri milyonlarca müslüman, kalben bağlı oldukları büyük Hilafetimize karşı, hiç bir vakit, fena fikir beslemekten geri kalmamışlardır. Bu sefer açtığımız büyük cihad ile bir taraftan Halifelik şanına, bir taraftan da saltanat hukukuna karşı yapılan saldırılara, Allahın izniyle, ebedî olarak son verdireceğiz. Allahın izni ve Peygamberin yardımı ile donanmamızın Karadenizde ve cesur askerlerimizin Çanakkale ve Akabe ile Kafkas sınırlarında düşmanlara vurdukları ilk darbeler hak yolundaki savaşımızın zaferle taçlanacağı hakkındaki kanılarımızı yenilemiştir. Bugün düşmanlarımızın memleket ve ordularının, müttefiklerimizin büyük darbeleri altında, ezilmekte bulunması bu kanılarımızı yenilemektedir. Kahraman askerlerim; din ve aziz vatanımımıza bağlı olarak düşmanlarımıza açtığımız bu savaşa karşı fedakârlıkta bulunmaktan bir an kendinizi ayırmayınız. Zira hem devletimizin hem de Cihada davet ettiğimiz üç yüz milyon Müslümann hayat ve bekası sizlerin zafer kazanmanıza bağlı bulunmaktadır. Mescitlerde, camilerde ve Kâbede toplanıp dualarını eksik etmeyen üç yüz milyon Müslümanın kalbi sizinle beraberdir. Asker evlâtlarım; bugün sizlere düşen görev şimdiye kadar dünyada hiç bir orduya nasip olmamıştır. Bu görevi yaparken bir zamanlar dünyayı titretmiş olan Osmanlı Ordusunun torunları olduğunuzu gösteriniz ki düşman bir daha mukaddes topraklarımıza ayak basmaya, Kabe gibi mukaddes din yerlerimize ayak basmaya cüret edemesin. Din, vatan ve askerlik namusunu silâhla korumayı, Padişahı için ölümü hiçe saymayı bir Osmanlı Ordu ve Donanması var olduğunu düşmanlara etkili bir şekil'de gösteriniz. Hak bizde, zulüm de düşmanlarda olduğu için Allah ve Peygamberin daima bize yardımcı olacağını aklınızdan çıkarmayınız. Bu savaştan geçmişin zararlarını telâfi etmiş şanlı ve kuvvetli bir devlet olarak çıkacağımıza eminim. Bugünkü savaşta birlikte hareket ettiğimiz dünyanın en cesur ve kuvvetli iki ordusuyle silâh arkadaşlığı ettiğinizi unutmayınız. Şehitlerimiz, eski şehitlere zafer müidesi götürsün. Sağ kalanlarınızın savaşı mübarek ve kılıcı da keskin olsun. 29 Ekim 1914 Mehmet Reşat. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Osmanlı Deniz Harp Tarihi kitabından OCR aracılığıyla alınmıştır. Eski Türkçe ve İmla hataları düzeltilmemiştir.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-1198672894280852614?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/1198672894280852614/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=1198672894280852614' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1198672894280852614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1198672894280852614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/29-ekim-1914-osnanl-donanmasnn.html' title='29 EKİM 1914 Osnanlı Donanmasının Sivastapol Baskını'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/Rfuu8AgNS_I/AAAAAAAAAq4/W0TXkj1ITlU/s72-c/goeben-and-breslau.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-3874531311361864752</id><published>2007-03-17T10:54:00.000+02:00</published><updated>2007-03-17T10:58:57.142+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Savaş Öcesi'/><title type='text'>Osmanlı'nın Durumu</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfutiwgNS-I/AAAAAAAAAqw/nTOtmFaZUJE/s1600-h/%C3%A7nk_4587.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfutiwgNS-I/AAAAAAAAAqw/nTOtmFaZUJE/s400/%C3%A7nk_4587.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042815020418550754" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balkan savaşı Osmanlı'yı çok zayıf düşürmüştü. Modern sava  &lt;br /&gt;Sultan Reşat Cuma namazına giderken &lt;br /&gt;ş için gerekli hiç bir silah yoktu. Hazine tam takırdı. Politik olarak durum felaketti, Jön Türklerin ilk Liberal demokrat hareketleri beş yıl süren savaşlar ve boş hazine ile gitgide devlet baskısına dönüşmüştü. Bu güçsüz durum Osmanlı'yı müttefik aramaya itti. Seçim Almanya ve İngiltere arasında olacaktı. İngilizler bu beraberlik fikrinden hoşlanmıyordu. Ayrıca Türklerin baş düşmanı Ruslarla müttefik idiler ve Ruslar da bu beraberliğe karşıydılar .Bu arada osmanlı halkının parası ile temin edilmeye çalışılan iki zırhlı savaş gemisine de İngilizler el koydular. Almanlar bunu fırsat bildiler. Goeben ve Breslau İngilizlerden kaçarak Çanakkale'den içeri girdi. 26 Eylül 1914'de Almanların idaresindeki bir Türk torpidosu Çanakkale'den çıkmak istedi. Boğazın ağzını tutmuş olan İngilizler müsade etmedi. Bunun üzerine Alman Weber Paşa adlı bir subay Boğazları tamamen kapadı, mayınlar döşedi, deniz fenerlerini söndürttü. Bu hareketlerden Osmanlı hükümetinin sonradan haberi oldu. Boğazlar enternasyonal kanunlara tabii olduğundan, bu çeşit bir hareket savaş sebebiydi. Daha sonraki günlerde Osmanlı parlementosunda büyük münakaşalar oldu. Enver ve Talat paşaların memleketi Almanlara teslim ettiği ileri sürüldü. Durumu düzeltmek mümkün değildi, Rusya'nın hayat bağı kesilmişti. Rus buğdayı dünya pazarına açılamıyordu . Istanbul'a daha çok Alman subay gelmeye başladı  &lt;br /&gt;Amiral Souchon ve subayları &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfutQwgNS9I/AAAAAAAAAqo/Yy94Unrdp5Y/s1600-h/%C3%A7nk_4586.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfutQwgNS9I/AAAAAAAAAqo/Yy94Unrdp5Y/s400/%C3%A7nk_4586.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042814711180905426" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfutFggNS8I/AAAAAAAAAqg/SO0tn3M0foc/s1600-h/%C3%A7nk_4585.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfutFggNS8I/AAAAAAAAAqg/SO0tn3M0foc/s400/%C3%A7nk_4585.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042814517907377090" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bahriye nazırı Cemal paşa &lt;br /&gt;Amiral Souchon (Suşon) komutasındaki Goeben ve Breslau Sivastapol ve Odessa'daki bütün ticari gemileri batırdı.(Bak Sivastapol baskını)Bu sırada Serki Doryan kulübünde Briç oynamakta olan Bahriye Nazırı Cemal Paşa haberi orada öğrendi. 13 Aralık 1914'de İngiliz denizaltısı Çanakkale boğazına girdi ve Mesudiye zırhlısını batırdı. 2 Ocak 1915'de Ruslar İngilizlerden Türklerin Kafkaslardaki baskısını azaltmak için Çanakkale'ye bir gösteri hucumu yapmasını rica etti.Churchill ve Kitchener, Şubat 1915'de İngiliz donanmasının Çanakkaleyi gösteri için değil ama geçip Istanbul'u alması için zorlamasına karar verdi. Fransız ve Ruslar da bu fikre katıldılar. 19 Şubat 1915'de ilk hareket başladı. Amiral Carden komutasındaki 12 gemi boğazı topa tuttu. 25 Şubatta Türk askerleri Kuzeye çekildi. İngilizler Kumkale ve Helles burnuna çıkıp topları imha ettiler. Kısa zamanda Türkler toparlandı ve İngilizleri bu iki noktadan kovaladı. Toplar susturulamadı. Gemiler yeteri kadar yaklaşıp topları imha edemiyordu. Plan butün ordunun gemilerle boğazı geçip Istanbula varmasıydı. Yeterli yollar olmadığı için karadan ilerlemek mümkün değildi ve tehlikeliydi. Büyük tarruz 18 Mart olarak tespit edildi. Bu sırada Amiral Carden depresyona girdi ve yerine De robeck atandı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-3874531311361864752?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/3874531311361864752/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=3874531311361864752' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/3874531311361864752'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/3874531311361864752'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/osmanlnn-durumu.html' title='Osmanlı&apos;nın Durumu'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfutiwgNS-I/AAAAAAAAAqw/nTOtmFaZUJE/s72-c/%C3%A7nk_4587.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-4375659763303264504</id><published>2007-03-16T14:45:00.000+02:00</published><updated>2007-03-16T14:53:21.368+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzeler'/><title type='text'>Şehitler Abidesi Müzesi</title><content type='html'>Müze, Şehitler Abidesi'nin altındaki salonda hizmet vermektedir. Salonun girişinde Çanakkale Sa-vaşlarını gösteren krokiler ile savaş anında çekilmiş fotoğraflar yer alır. Salonun sağındaki vitrinlerde, İngilizlere ait harp esnasında kullanılan ilaç, içki, karavana kaplanı vardır. Diğer vitrinlerde şehitlerimize ait kan dolu saatler, savaşın vahşetini gösteren kemiklere saplanmış mermi ve şarapnel parçaları ve mermi çekirdeklerinin havada birbirleri ile çarpışmalarıyla meydana gelen ilginç şekiller, Mehmetçiğin kahramanlığının delilleri olarak sergilenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-4375659763303264504?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/4375659763303264504/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=4375659763303264504' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/4375659763303264504'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/4375659763303264504'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/ehitler-abidesi-mzesi.html' title='Şehitler Abidesi Müzesi'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-38557302963954777</id><published>2007-03-16T14:30:00.000+02:00</published><updated>2007-03-16T14:45:16.442+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzeler'/><title type='text'>Piri Reis Müzesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqRNwgNS6I/AAAAAAAAAqQ/C7BZS8o6tOY/s1600-h/pirireis02.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqRNwgNS6I/AAAAAAAAAqQ/C7BZS8o6tOY/s400/pirireis02.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042502398339009442" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqRCQgNS5I/AAAAAAAAAqI/dGbpS-Vwgn0/s1600-h/unl_pirireis.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqRCQgNS5I/AAAAAAAAAqI/dGbpS-Vwgn0/s400/unl_pirireis.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042502200770513810" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqQIAgNS4I/AAAAAAAAAqA/3pGVVQsXt0s/s1600-h/piri.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqQIAgNS4I/AAAAAAAAAqA/3pGVVQsXt0s/s400/piri.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042501200043133826" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqPTggNS3I/AAAAAAAAAp4/cylkW0Fhe2o/s1600-h/pirireis01.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqPTggNS3I/AAAAAAAAAp4/cylkW0Fhe2o/s400/pirireis01.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042500298100001650" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çimenlik Kalesi içinde bulunan Piri Reis Müzesi'de, Piri Reis'in, Kitab-ı Bahriye'sini yazdığı tarihten itibaren değişik tarihlerde çizdiği üç adet Çanakkale Haritası, Dünya Haritası, Piri Reis'i yaşadığı devre ait Bayrak ve Sancaklar, Osmanlı resim sanatı olan Manzaralı Resim Sanatının üstadı Nasuh Matrak-çı'ya ait kitaplardan örnekler yer almaktadır.&lt;br /&gt;Doğum tarihi kesinlikle bilinmeyen büyük Türk Bilgini Kaptan-ı Derya, Piri Reis, 1465 - 1470 yılları arasında, Gelibolu ilçesinde dünyaya gelmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün bile erişilmesi güç bir bilgiye sahip olan Piri Reis, meşhur Kitab-ı Bahriye (Denizlerin Kitabı) sini Çanakkale'de meydana getirmiştir.&lt;br /&gt;1-5 Temmuz 1983 tarihleri arasında Çanakkale'de düzenlenen Piri Reis Haftası ve Sempozyumun-da, Piri Reis'in Gelibolu'da tuttuğu notlarını, Çanakkale'de Kilitbahir ve Çimenlik (Sultaniye) Kalelerin-de kitap haline getirdiği açıklanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;PİRİ REİS haritası&lt;/strong&gt;, Topkapı Sarayının kadîm eserler müzesi haline getirildiği sıralarda, Millî Müzeler Müdürü Bay Halil Ethem tarafından, 1929 senesinde, bulunmuştur. Bay Halil Ethem bu haritayı, o zamanlar İstanbul'da misafir bulunan Alman müsteşriklerinden Prof. Kahle ile birlikte tetkik etti ve Prof. Kahle bu tetkiklerin neticesini 1931 senesi Eylülünde Layden'de in'ikat eden XVIII inci Müsteşrikler Kongresine bildirdi. Muhterem Türk ve Alman âlimlerinin bu keşfi ilim âleminin nazarı dikkatini celbetti ve Prof. Kahle'nin maruzası İtalyan ve İspanyol dillerine tercüme olunup, tabı ve neşredildi ; Viyana Üniversitesi Coğrafya Profesörü Oberhummer tarafından da 1931 senesi kânunuevvelinde, Viyana Akademisine bu keşfe dair izahat verildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı Türk ve ecnebi gazeteler de Kristof Kolomb'un haritası unvanile mevzubahsimiz olan haritadan, noksan ve hatalı bir surette bahse girişmiş olduklarından, Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti, bu hataların tashihi maksadile Londra'da çıkan "The Illustrated London News" adlı resimli mecmuaya bir makale ile haritadan ve Piri Reisin "Bahriye" adlı kitabındaki resimlerden fotoğrafiler çıkartıp gönderdi ; bu makale ve resimler ingilizce mecmuanın 23 temmuz 1932 tarihli nüshasında intişar etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haritayı vücuda getiren Piri Reis, XV inci asrın son rub'unda Türklerin Akdeniz Amirallerinden bulunan meşhur Kemal Reisin kardeşi oğludur. Tarih, Piri Beyin en son resmî vazifesi olarak, Kızıl Deniz ve Umman Denizi donanmalarının Amirallığını tesbit eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Piri Reis donanma kumandanlığı vazifesini ifa ettiği gibi, o zamanın denizcilik ilimlerile de meşgul olmuştur. Reisin denizcilik nazariyatındaki kudret ve meharetini, mevzubahsimiz harita ile "Bahriye" adlı kitabı açık göstermektedir. "Bahriye" Akdenizle o zamanlar Akdeniz kıyılarında bulunan şehir ve memleketleri tarif ve tersim ettiği gibi, denizciliğe, gemiciliğe dair de mühim malûmat verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Piri Reis, haritasını 1513 senesi Gelibolu şehrinde inşa ve tersim etmiştir ; ve bu tarihten dört sene sonra, yani 1517 de, Mısır Fatihi Sultan Selim I e, Mısırda bulunduğu sıralarda bizzat takdim eylemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-38557302963954777?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/38557302963954777/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=38557302963954777' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/38557302963954777'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/38557302963954777'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/piri-reis-mzesi.html' title='Piri Reis Müzesi'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqRNwgNS6I/AAAAAAAAAqQ/C7BZS8o6tOY/s72-c/pirireis02.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-2522205537467979654</id><published>2007-03-16T14:00:00.000+02:00</published><updated>2007-03-16T14:23:40.816+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzeler'/><title type='text'>Nusret Mayın Gemisi</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqMQQgNSzI/AAAAAAAAApY/wPG4_Af1bf0/s1600-h/nusret_may_n.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqMQQgNSzI/AAAAAAAAApY/wPG4_Af1bf0/s400/nusret_may_n.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042496943730543410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqLlQgNSyI/AAAAAAAAApQ/QF_mytUedH8/s1600-h/nusret02.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqLlQgNSyI/AAAAAAAAApQ/QF_mytUedH8/s400/nusret02.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042496204996168482" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqK1QgNSxI/AAAAAAAAApI/2Ks980aNG3E/s1600-h/Nusret01.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqK1QgNSxI/AAAAAAAAApI/2Ks980aNG3E/s400/Nusret01.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042495380362447634" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Savaşlarında büyük kahramanlıklar gösteren Nusret Mayın Gemisinin maketi müze olarak düzenlenerek, 18 Mart 1982'de Çimenlik Kalesi içinde teşhire açılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gemi, 42 m. boyunda, 7.5 m. genişliğinde olup, Çimelik Kalesi'nin sahil şeridindedir. Arka tarafından bulunan raylar üzerinde 18 Mart 1915'te kullanılan mayınlar bulunmaktadır. Geminin iç kısmında ise Çanakkale Zaferi ile ilgili eski gazete küpürleri, Nusret Mayın Gemisine ait seyir cihazları, Mayın Grup Komutanı Bnb. Nazmi Akpınar'a ayrılmış şeref köşesi ve Gemi Komutanı Yzb. Hakkı'nın üniforması yer almaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;NUSRET'in HİKAYESİ...&lt;/strong&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18 Mart 1915 deniz zaferi, top ve mayın silahlarının müşterek çalışma mahsulü olup bunda mayın başrolü oynamıştır. Mayınların dahice boğaza yerleştirilmesiyle, o tarihin en kuvvetli donanmasını Türk azmi ve cesareti, hayretlere bırakacak şekilde alt etmiş ve boğazı düşman gemilerine kapamıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönemin Fransa başbakanı; Çanakkale için "Türkler boğazı kapamakla savaşın iki yıl uzamasına ve müttefiklerin milyonlara varan insan gücü ve yüzlerce milyarlık maddi kayba uğramasına sebep olmuşlardır." demiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki o gizemli mayınları kim ne zaman oraya dökmüştür.? Nusret Mayın Gemisi 3 Eylül 1914'te Çanakkale'ye gelmişti. Almanya'da özel şekilde mayın dökme gemisi olarak inşa edilmiş bu tekne dar alanlarda kolayca manevra yapabiliyor ve az su çektiğinden mayın alanları üzerinde güvenle dolaşabiliyordu. Ancak Osmanlı Devleti'nin mali sorunları ona boğazı mayınlayabilmesi için gerektiği miktarda mayın bulamıyordu. Çanakkale boğazında zaten önceden boğazı kesecek şekilde döşenmiş mayın hatları bulunmaktaydı. Ancak, düşman zırhlılarının devamlı şekilde hareketlerinin incelenmesiyle akıllara hayret verecek bir gerçekle karşılaşılmıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6 Mart gecesi Cevat Bey, mayın grup komutanı Hafız Nazmi Bey'e "Oğlum, diyordu. Sana çok önemli bir görev veriyorum. Vatanın selameti bu görevin başarıyla yerine getirilmesine bağlıdır. Yarın akşam, Nusrat'le son 26 mayınını şu gördüğün karanlık limanda kıyıya paralel olarak dökeceksin. Düşman hareketinizi seçer, size saldırıya kalkışırsa kıyı toplarımız önceden aldıkları talimata uygun olarak hareket edecek ve sizi himaye ateşiyle koruyacaklar. Kendinizi göstermemeye çaba harcayın. Allah yardımcınız olsun." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet. Bu sefer mayınların boğazı kesecek şekilde değilde kıyıya paralel olarak Karanlık Limanına dökülmesi fikri, mayın uzmanlarının ince bir çalışmayla ortaya çıkardıkları mükemmel bir fikirdi. Çünkü düşman zırhlıları boğaza gurup gurup giriyor ve görevini tamamlayan grup ikmal yapmak için geriye dönerken arkadaki grupların yollarını kesmemek için boğazın en geniş yerlerinden biri olan Karanlık Liman'da manevra yapıyordu. İşte mayınlar da bu manevra sahasına kıyıya paralel ancak manevra hattına dik olarak yerleştirilecekti. Fakat bu işin sonu her ne kadar büyük bir zaferi getirebilecek olsa da bir o kadar zordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazmi Bey, ertesi gün Nusret mayın gemisi komutanlığı yapacak olan Tophaneli Yüzbaşı Hakkı'yı buldu. Her iki subayda çok iyi arkadaştılar. İki gün önce kalp krizi geçiren Nusret'ın genç komutanı Yüzbaşı Hakkı Bey, sağlığı için yerine bir başkasını görevlendirmeyi önceden Çanakkale müstahkem mevki komutanı Cevat Bey'in ısrarlarına rağmen, savaşın ve ülkenin sorumluluğunu omuzlarında duyarak görevi kabul etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7 Mart'ı 8'e bağlayan gece yarısı Nusret demir alarak Çanakkale'den uzaklaştı. Bütün ışıklarını söndürüp kıvılcım atmasın diye ocaklarını bastırmış, maskeli ışıklar altında rota izleyerek hedefine doğru ilerliyordu. Gemi daha önce döşenen mayın hatlarından geçiyor ve Karanlık Liman'a giriyordu. Deniz sakin, hava simsiyah, zifiri karanlıktı. Uzaklarda dolaşan düşman devriye gemileri pırıl pırıl yanan projektörleri ile suyun yüzünü aydınlatmaktaydı. Bir an, suyun yüzüne değen ışık silindirler hemen ardından denizi yalayarak, havaya kalkıp yeniden denizin yüzeyinde başka bir noktayı aydınlatıp derinlere inmekte ardından yine uzaklara gitmekteydi. Daha yakınlarda devriyeye çıkmış düşman gemilerinin projektör ve ışıldakları zaman zaman Nusret'in olduğu kıyının karşısını noktalamaktaydı. Son kontroller bittikten sonra ilk mayın platforma alınmış ve atış anı beklenmeye başlamıştı. Heyecan son haddindeydi. Vatanın selameti için gerekli olan zafer kilidi, Nusret'in elindeydi. Onu mutlaka sessizce yerine bırakmalıydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda Anadolu yakasındaki Akyarlara, yeni mayın hattını hazırlanacağı noktalara geldiler. Teker teker sessizce elinde kalan son 26 eski tip mayını suya bırakmaya başladı. Suya düşen her mayın belli bir sıra halinde kendisini asılı tutacak ağırlığın gerdiği teller üzerinde yeralmaya başladılar. Birkaç dakika sonra tüm mayınlar belirlenen rota doğrultusunda dökülmüştü. Makinalar tekrar ulaşabilecekleri en yüksek devirde çok hızlı tempoda çalıştırılmıştı. Şimdi en az mayınlar dökülüşü kadar tehlikeli olan geri dönüş yolculuğu başlamıştı. Daha önceki dökülen mayınlar ve düşman devriye gemileri Nusret'in yolu üzerinde kol geziyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir an için Nusret'in çok yakınında bir karaltı ortaya çıktı. Düşman gemisi olmalıydı bu. Büyük olasılıkla düşman zırhlıları geri dönmüşlerdi ve devriye görevine devam etmekteydiler. Ara verdikleri projektörle taramaya yeniden başladıkları zaman Nusret'i görecekler ve herşey bitecekti. Bütün personelden buz gibi terler boşanıyordu. Nihayet korktukları başlarına geldi ve düşman gemisinin projektörleri yandı. Karalığı yaran projektör ışığı az öteden, hızla, üzerlerine doğru, denizi tarayarak geliyordu. Işık dalgası kıyıları, dalgaları taraya taraya, arada bir durarak, arada bir gerileyerek ağır ağır üzerlerine geliyordu. Bu ışık silindiri ölüm kılıcına dönüşmüş, Nusret'in böğrüne saplanacaktı ki bir mucize gerçekleşti.Ölüm ve ışık dalgasını içine girmelerine saniye kala, Türk kıyılarında yanan projektör bir mucize yarattı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim kıyıda birden bire yana projektörümüz birkaç saniye içinde, düşman projektörünü deniz üstünde yakaladı. İki projektör şimdi gözgözeydiler. Ortalığı sise yakın yoğun bir beyazlık kapladı. Beklenmedik bu ışık kavgası Nusret'e yaşam umudunu geri verdi. Şimdi karşıyaşan iki projektör, iki düşman göz birbirinden kurtulmak için olağanüstü bir savaşa başladılar. Düşman projektör, kurtulmak için yoğun çaba harcıyor, bir türlü başaramıyordu. Nusret, bu bazen üstünde, bazen yanında süren ışık çarpışmasının altından sessizce sıyrıldı. Olanca islim üstünde, Çanakkale yönünde yolalmaya başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tehlike geçmiş verilen görev büyük bir başarıyla yapılmıştı. Nazmi Bey büyük bir sevinçle kader arkadaşını tebrik etmek istedi. Ancak Hakkı Bey cevap veremedi. Nusret mayın gemisinin başkomutanının hasta kalbi bu ışık savaşındaki heyecan dayanamamış, heyecan kasırgası içinde duruvermişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olaydan on gün sonra müttefik donanması saldırıya geçmişti. Savaş tam istediği şekilde, kontrollü olarak devam etmekteydi ki, birden ikmal için geri dönen gemilerde büyük patlamalar meydana gelmişti. Bunların nedeni, 7-8 mart gecesinde dökülmüş ve bundan sonrada gerek düşman pilotlarının fark edemediği gerekse 17-18 Mart gecesi mayın gemilerinin yaptığı mayın kontrolünde bulunamayan Nusret'in mayınlarıydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşmanın yüzen kaleleri birer birer batmaya başlamıştı. Önce Bouve 639 kişilik mürettebatı ile denizin derinliklerine gömüldü. Bu andan itibaren herşey ters gitmeye başlamıştı. Bouve'in battığı yerin yakınında manevra yapmakta olan Inflexible bir mayına çarpıştığını rapor etti ve çok tehlikeli bir şekilde yan yatmaya başladı ve üç dakika sonrada Irrestible'nda yana yatmakta olduğu ve sancak tarafından mayına çarpıştığını bildiren yeşil flamanın sancak seren cundasında dalgalandığı görüldü. Daha sonra da mürettebatı kurtarılan gemi boğazın sularına gömüldü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhteşem armada üç büyük gemisini (Irrestible, Ocean, Bouve) kaybetmiş, üç tanesi de (Inflexible, Golva, Suffen) ağır yaralanmış şekilde eldeki gücün üçte biri yitirilmişti. Nusret'in yapmış olduğu görev tarihi değiştirmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müttefik donanması 18 Mart günündeki başarısızlıklarından çok şey öğrendiler. İngilizler bu yenilginin tüm faturasını son keşfini yapıp mayın yoktur raporunu veren pilota çıkardılar ve onu idam ettiler. Nusret'in 7-8 Mart gecesi bir şehit vermek uğruna yaptığı iş ve Türk topçusunun başarısı, bir vatanın selametini sağlamış ve düşman donanmasının Marmara'ya bayraklarını dalgalandırarak girmesine izin vermemişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YABANCI GÖZÜYLE 18 MART İngiliz general Oglander'in, "Çanakkale-Gelibolu Askeri Harekatı" adlı eserinin birinci cildinde: "Pek uygun başlamış olan gün bu meçhul mayın hattının o olağanüstü ve ortalığı kırıp geçiren başarısı yüzünden, tam bir başarısızlıkla sona erdi. Bu yirmi mayının seferin talihi üzerindeki etkisi ölçülemez." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sir Ccolyen Corbet'in, "Harekatı Bahriye" adlı eserinin ikinci cildinden: "Felaketlerin hakiki sebebi keşif ve tayin olununcaya kadar çok geçmedi. Hakikat şu idi ki, 8 Mart gecesinde Türkler, haberimiz olmadan Erenköy Koyuna paralel olarak 20 mayın dökmüşler ve balıkçı gemilerimiz, aramaları esnasında bunlara rastlamamışlardı. Türkler bu mayınları özel amaçla manevra sahamıza koymuşlar, gösterdiğimiz bütün ihtiyat ve sağgörüye rağmen baş döndürücü bir zafer kazanmışlardır." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahriye Nazırı Churchill 1 Ağustos 1930 tarihli "La Revue de Paris" dergisinde şöyle der: "Nusrat Gemisinin gizlice döktüğü 20 demir kap, İngilizler tarafından başarı ile başlanmış olan Çanakkale Harekatını durduran bir takım pisikolojik karışıklıklar doğurdu. Yalnız başına bu engeldir ki, Türkiye'yi bir bozgundan kurtardı ve harbi uzattı. Bu yüzden mağluplar kadar muzaffer Avrupa'da sarsıldı. Kendilerini Fransa, Polonya, Galiçya, Balkanlar, Filistin, Suriye ve Kuzey Italya topraklarının örttüğü 6-7 milyon insan, düşmanlarının kurşun ve gülleleri ile değil, 18 Mart sabahı Çanakkale'nin kuvvetli akıntısı altında, ağırlıklarına bağlı bulundukları tel halatları üzerinde gerili duran 20 demir kap yüzünden yok olup gitti." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;KAYNAK:&lt;/strong&gt; Destanlaşan Gemiler/Erol MÜTERCİMLER/1987/Kastaş A.Ş. Yayınları Istanbul Gelibolu Günlüğü/Ian HAMILTON/1972/Hürriyet Yayınları Çanakkale Savaşı/Prof.Dr.İsmail KAYABALI/Ankara/1975 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;strong&gt; Osmanlı Dönemi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz Harp Tarihimizin bir gurur abidesi olan Tophaneli Yüzbaşı Hakkı Bey komutasındaki NUSRET Mayın Gemimiz, 07-08 Mart 1915 gecesi büyük bir gizlilik içerisinde Erenköy önlerindeki Karanlık Limanı’na intikal ederek mevcut 26 mayını yüzer metre aralıklarla 11’inci hat olarak, daha önce tesis edilen diğer 10 hattan farklı şekilde, sahile paralel olarak dökmüştür. Müttefik Donanmanın, bu bölgede Kıyı Bataryalarımızın yoğun ateşine maruz kalarak ilerleme hızının azalacağı, geri dönüş veya taktik manevralar için daha geniş bir deniz sahası olan Erenköy Koyu’na yönelebilecekleri hesaplanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 gemi ve yaklaşık 250 ağır topa sahip olan Müttefik Donanması, üç hat şeklinde teşkilatlandırılmış olarak 18 Mart 1915 sabahı saat 10.00’dan itibaren Boğazı zorlamaya başlamış; Donanma gemilerinin önünde kontrol ve temizlik taraması yapan MKT gemileri ve onları emniyete alan 2 kruvazör mevkilendirilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Müttefik Donanma, Bataryalarımızın ateşine rağmen Çanakkale’ye 14.000 Yarda mesafeye kadar yaklaşmış; ancak bu andan itibaren Deniz Top Bataryalarımızın son derece yoğun, etkili ve caydırıcı atışları başlamıştır. İngiliz ve Fransız gemilerinin almış oldukları isabetler, onları çeşitli sakınma ve dönüş manevraları yapmaya zorlamış ve gemiler Boğaz’ın coğrafi özelliklerini göz önüne alarak, manevra yapılacak tek alan olan ve nispeten daha geniş deniz sahasını kapsayan Erenköy önlerindeki Karanlık Limanı’na sancak taraftan dönüş yapmaya başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, bölgede NUSRET’in gizli bir şekilde dökmüş olduğu ve hiçbir şekilde hesaba katılmayan 26 mayın, Müttefik Donanmanın İstanbul’u ele geçirme düşlerine kesin bir nokta koymuş; kendisinden emin ve mağrur Armada, saat 19.00’dan itibaren bir daha dönmemek üzere Bataryalarımızın yoğun ateşi altında Boğaz’ı terk etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;18 Mart 1915 günü, İngiliz Donanmasına ait IRRESISTIBLE ve OCEAN Zırhlıları ile Fransız Donanmasına ait BOUVET Zırhlısı batmış; Müttefik Donanmaya ait GAULOIS, SUFFREN, INFLEXIBLE Zırhlıları ağır hasar almış; bir çok zırhlı da Kıyı Bataryalarımızın ateşi nedeniyle çeşitli yaralar almıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NUSRET Mayın Gemisi tarafından dökülen mayınlara çarparak büyük maddi kayba uğrayan Müttefik Donanması, ağır yenilginin yanı sıra ülkelerinde küçümsenemeyecek bir prestij kaybına uğramıştır. Çanakkale Boğazı’nı denizden geçemeyen İtilaf Devletleri, 25 Nisan 1915 tarihinden 20 Ocak 1916 tarihine kadar sürecek olan Gelibolu üzerinden bir amfibi harekat ve müteakiben bir Kara Harekatı ile harbin hedefini ele geçirmeye çalışmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-2522205537467979654?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/2522205537467979654/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=2522205537467979654' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/2522205537467979654'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/2522205537467979654'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/nusret-mayn-gemisi.html' title='Nusret Mayın Gemisi'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqMQQgNSzI/AAAAAAAAApY/wPG4_Af1bf0/s72-c/nusret_may_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-8080416283892392036</id><published>2007-03-16T13:54:00.000+02:00</published><updated>2007-03-16T14:29:49.876+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzeler'/><title type='text'>Kabatepe Tanıtım Merkezi</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqNIQgNS1I/AAAAAAAAApo/PDfZf0KSJdg/s1600-h/kabatepe.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqNIQgNS1I/AAAAAAAAApo/PDfZf0KSJdg/s400/kabatepe.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042497905803217746" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Savaşları sonrası harp sahasında bulunan çeşitli silah, mermi, giysi, vb. malzemeler ile; Çanakkale Savaşlarının çeşitli sahnelerini gösteren fotoğrafların sergilendiği bir müzedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-8080416283892392036?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/8080416283892392036/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=8080416283892392036' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/8080416283892392036'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/8080416283892392036'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/anakkale-savalar-sonras-harp-sahasnda.html' title='Kabatepe Tanıtım Merkezi'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqNIQgNS1I/AAAAAAAAApo/PDfZf0KSJdg/s72-c/kabatepe.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-9015325768152421795</id><published>2007-03-16T13:47:00.000+02:00</published><updated>2007-03-16T14:25:05.352+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzeler'/><title type='text'>Deniz Müzesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqMlggNS0I/AAAAAAAAApg/dgD9dVakowM/s1600-h/deniz_m_zesi.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqMlggNS0I/AAAAAAAAApg/dgD9dVakowM/s400/deniz_m_zesi.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042497308802763586" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqFXAgNSwI/AAAAAAAAApA/yuW2h9_Why0/s1600-h/200-0170-MAL.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqFXAgNSwI/AAAAAAAAApA/yuW2h9_Why0/s400/200-0170-MAL.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042489363113265922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Savaşları ile ilgili tabloları ile tanınan meşhur ressamımız &lt;strong&gt;M. Ali LAGA&lt;/strong&gt;'nın eserleri sergilenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-9015325768152421795?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/9015325768152421795/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=9015325768152421795' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/9015325768152421795'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/9015325768152421795'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/deniz-mzesi.html' title='Deniz Müzesi'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfqMlggNS0I/AAAAAAAAApg/dgD9dVakowM/s72-c/deniz_m_zesi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-1624889124559616598</id><published>2007-03-16T13:28:00.000+02:00</published><updated>2007-03-16T13:33:37.386+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzeler'/><title type='text'>Çimenlik Kalesi Askeri Müze</title><content type='html'>Çanakkale’nin önemli kalelerinden olan bu kalenin ne zaman yapıldığı kesin olarak belirtecek bir belgeye rastlanmamakla beraber, XV.yüzyılın ortalarında Fatih Sultan Mehmet tarafından boğazı kontrol altına almak amacıyla yaptırıldığı sanılmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde, 1551’de kalenin burçları onarılmıştır. Çimenlik Kalesi karşısındaki Kilitbahir Kalesi ile birlikte Çanakkale Boğazı’nı kontrol altında tutan askeri strateji yönünden önemli bir savunma kalesidir. Batı kaynaklarında bu kaleden Anadolu veya Asya Hisarı olarak söz edilmektedir. Boğazın aşağı kesimlerinde sonradan yeni kaleler yapıldığından ötürü de bu kaleye Kalâ-i Sultaniye ismi verilmiştir. Kalenin iki tarafı denize, bir tarafı da karaya açılmaktadır. Dördüncü cephesini ise Kocaçay olarak isimlendirilen akarsu sınırlamaktadır. Kalenin yanındaki yerleşimde bir zamanlar çanak-çömlek imalathaneleri bulunuyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kale-i Sultaniye’nin dışarıya açılan kapısı üzerinde 1.37x0.58 m. ölçüsünde iki satırlık Türkçe bir kitabesi bulunmakla beraber bu kitabenin tamamı tahrip edildiğinden okunamamıştır. Ekrem Hakkı Ayverdi bu kitabenin 1570-1571 tarihini taşıdığını ve yapının Kilitbahir Kalesi’ndeki 1541-1542 tarihli Kanuni kulesinin benzeri olduğunu ileri sürmektedir. Kitabenin son mısrasındaki 1570-1571 tarihi de okunabilmektedir. Bu da bu kapının bulunduğu bölümün Sultan II.Selim döneminde değişikliğe uğradığını kanıtlamaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale Boğazı’nın en dar yerinde olan kale, dış surlar ve iç kale olmak üzere iki ayrı bölümden oluşmuştur. Bunlardan dış surlar 110x160 m. ölçüsünde dikdörtgen planlı olup, duvarların kalınlığı 5-7 m. arasında değişmektedir. Kale girişinde 15.50 m. yüksekliğinde bir kule, bunun yanında da küçük bir cami bulunmaktadır. Ayrıca avlusunda da bir hamam vardır. Kalenin üzerinde 2 m. kalınlığında mazgallar bulunmaktadır. Buradaki kulelerin tümü duvarlardan dışarıya doğru taşkın olarak yapılmıştır. İçlerinde en önemlisi de sur duvarlarının ortasında 14 m. ye kadar yükselen, 15.50 m. çapındaki kuledir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İç kale Ahmedek olarak da isimlendirilir. 28.70x42.50 m. ölçüsünde 20 m. yüksekliğinde, 7 m. kalınlığında duvarları olan görkemli bir yapıdır. İç kale üç katlı ve bir de üst sofadan oluşmaktadır. Bunlardan birinci kat avludan 4 m. yüksekliktedir. Kuzey yönündeki basık kemerli bir kapıdan kalenin içerisine girilmektedir. İkinci katta 5 m. çapında, kubbeli on odası bulunmaktadır. Bu kalenin de duvarları 5 m. kalınlığındadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;XIX.yüzyılda terk edilen kalenin deniz tarafındaki dış duvarı ile burçları Sultan Abdülaziz döneminde 1863’te yıktırılmış ve buraya toprak tabyalar yaptırılmıştır. Özellikle eski mazgallar bozulmuş ve geniş alanlar toplar için oluşturulmuştur. I.Dünya Savaşı sırasında da büyük ölçüde tahrip edilmiş, ahşap katları sökülmüş, duvar taşları da çevredeki yapılarda kullanılmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye isimli eserini burada yazdığı söylenmekte olup, günümüzde müze olarak kullanılmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/Rfp_kwgNSvI/AAAAAAAAAo4/EfBGYNyukHM/s1600-h/%C3%A7imenlik_00.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp0.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/Rfp_kwgNSvI/AAAAAAAAAo4/EfBGYNyukHM/s400/%C3%A7imenlik_00.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042483002266700530" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-1624889124559616598?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/1624889124559616598/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=1624889124559616598' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1624889124559616598'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/1624889124559616598'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/imenlik-kalesi.html' title='Çimenlik Kalesi Askeri Müze'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp0.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/Rfp_kwgNSvI/AAAAAAAAAo4/EfBGYNyukHM/s72-c/%C3%A7imenlik_00.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-4633106006773521681</id><published>2007-03-16T11:57:00.000+02:00</published><updated>2007-03-16T13:14:48.238+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzeler'/><title type='text'>Çanakkale Müzesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/Rfp7yggNSuI/AAAAAAAAAow/k73NQZC05zk/s1600-h/canakkale-m-03.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/Rfp7yggNSuI/AAAAAAAAAow/k73NQZC05zk/s400/canakkale-m-03.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042478840443390690" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/Rfp7sQgNStI/AAAAAAAAAoo/WjkJdMMAYt0/s1600-h/canakkale-m-02.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp2.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/Rfp7sQgNStI/AAAAAAAAAoo/WjkJdMMAYt0/s400/canakkale-m-02.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042478733069208274" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tarihi &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale'de müzecilik çalışmaları, 1936 yılında bölgeden toplanan eski eserlerin Zafer Meydanı'ndaki eski bir kilise binasında depolanması ile başlamıştır. Daha sonra bu bina düzenlenerek müdürlük haline getirilmiş ve 1960 yılında ziyarete açılmıştır. 1984 yılında ise Atatürk Caddesi üzerinde inşa edilen yeni müze binasında hizmet verilmeye başlanmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Müze Teşhir Salonu &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Girişte yer alan 1. Salon:&lt;/strong&gt; Bu bölümde Çanakkale yöresinde bulunan antik yerleşim yerlerini gösteren büyük boy duvar panosu ile Troia antik kentinin yerleşim katlarını gösterir ışıklı pano bulunmaktadır. Ayrıca Çanakkale yöresinde 17. yüzyıl sonlarıyla 20. yüzyıl başları arasında üretilmiş olan Çanakkale seramiklerinden, geç döneme giren 19. ve 20. yüzyıl seramik örnekleri sergilenmektedir. Osmanlı devletinin en önemli bir seramik üretim merkezi olan Çanakkale ismini de burada üretilen ve dışarıya satılan çanak çömleklerinden almıştır. Seramiklerde iri gözenekli kırmızı, nadiren de bej renkli hamur kullanılmıştır. Form olarak testi, kâse, tabak, şekerlik gibi örnekler bu bölümde sergilenmekte olup bezeme tarzı olarak koyu kahverengi, yeşil sırlı monokrom örnekler yanında sarı, yeşil, kahverengi renklerin karıştırılması ile elde edilmiş sıraltı teknikli örnekler de mevcuttur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salonun bir köşesinde Çanakkale'de eski bir konakta kullanılmış olan ve 19. yüzyılın ahşap işçiliğinin en güzel örneklerinden olan konsollar bulunmaktadır. Konsollardaki insan figürleri aynı zamanda yüzyılının plastik sanatını da yansıtmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salonda ayrıca Troas bölgesi antik kentlerinden ve Mysia bölgesindeki Kyzikos'tan gelmiş mezar stelleri ve ostothekler sergilenmektedir. Steller Hellenistik ve Roma dönemlerine ait olup konu olarak cenaze ziyafetli, veda sahneli, at üzerinde heros ve at yanında heros gibi döneminin sevilen konuları betimlenmiştir. Antik Dönem ölü gömme geleneklerinden biri olan bu gömme biçimi, ölünün kremasyon sonrasında arta kalan kemiklerinin ve ölü hediyelerinin ostothek denilen küçük taş lahitlere konulmasıyla oluyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;2. Salon:&lt;/strong&gt; Çanakkale Müzesi'nin en eski koleksiyonlarının ve Troia eserlerinin sergilendiği salondur. Salonda bulunan vitrinlerde fosiller, Yontma Taş Çağı baltaları, Beşige Tepe prehistorik buluntuları ile Troia tabakalarına ait eserler sergilenmektedir. Troia kazısı 1870'te başlamış ve zaman zaman kesintiye uğramasına karşın halen devam eden bir kazıdır. Höyük M.Ö.3000- M.S.500 yılları arasına tarihlenen 9 yerleşim katından oluşur. Salonda Troia yerleşim katlarına ait buluntular Troia-I, Troia-II, Troia-III-IV-V, Troia-VI-VII, Troia- VIII-IX vitrinlerinde sergilenmektedir. Bu tabakalardan çıkarılmış günlük kullanım kapları, gri monokrom kaplar, Myken seramikleri, Depas amphikypelon'lar, Buckel seramik olarak adlandırılan seramikler, kaya kristalinden aslanbaşı, amulet, idoller yanında, bronz ve fildişi eserler Troia kentinin antik dönemlerdeki sanat ürünlerini yansıttığı gibi, günlük hayat ve dinsel yaşantıları hakkında da bilgi vermektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;3. Salon:&lt;/strong&gt; Bu salonda bulunan vitrinlerde Çan ve Yenice tümülüslerinde bulunan Hellenistik Dönem eserleri ile M.Ö.7-2. yüzyıla ait Bozcaada nekropol buluntuları sergilenmektedir. Bozcaada (Tenedos) nekropol kazıları 1959, 1969, 1990, 1991, 1992 yıllarında yapılmıştır. Ve bu kazılarda 51 mezar ve konteksler içindeki tek renkli gri ve Korinth seramiklerinin bir arada bulunduğu konteksler ayrı bir önem taşımaktadır. Çoğunlukla Attika ve Korinth ithal keramiklerinin yanı sıra, Aiolis bölgesinin kendine özgü gri monokrom renkli seramikleri türünün en güzel örnekleridir. Mezarlarda ithal keramiklerin yoğunluğu adanın antik dönemde deniz ticaretinde önemli limanlardan biri olduğunun kanıtıdır. Bunların yanı sıra zengin terracotta figürinler, Attika keramiklerinin çeşitliliği ve kalitesi bakımından ayrıca önem taşımaktadır. Teşhirde bunlardan örnekler bulunmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;4.Salon:&lt;/strong&gt; Bu salonda bulunan vitrinler Dardanos tümülüsü (M.Ö.6-2.yy.) buluntularına ayrılmıştır. Dardanos tümülüsü Çanakkale'nin 11 km güney batısında bir sırt üzerinde kurulu olduğu bilinen antik Dardanos şehrinin kuzeyindeki bir tepededir. Tepenin 1959 yılında kazılmasıyla mezara girilmiştir. Mezar anıtı salonun duvarlarında bulunan ışıklı panolarda da görüleceği üzere koridor, ön oda, esas mezar odasından ibarettir. Mezar bir aile mezarıdır, bunun Klasik, Hellenistik ve Roma dönemlerinde kullanıldığı buluntulardan anlaşılmaktadır. Buluntular arasında sergilenmekte olan yazılı bronz kremasyon kapları, takılar, gemmalar, altın yüzükler, çelenk ve diademler, kandiller, tekstil parçaları, sandaletler, ahşap eşyalar ve kline parçaları bulunmaktadır. Bu salonun en güzel eseri dönem Knidos Aphrodite'sinin bir taşra kopyası olan pişmiş toprak Aphrodite heykelciğidir. Dünya arkeoloji literatürüne Dardanos Aphrodite'si olarak girmiş olan bu heykelcik orijinaline en çok benzeyen kopyalardan biridir. Ayrıca Aphrodite'nin dışında benzerleri Myrina'da bulunmuş olan M.Ö. 2. yüzyıl Eros figürinlerinden oluşan bir grup da bu tümülüsün buluntuları arasındadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;5.Salon:&lt;/strong&gt; Assos (Behramkale) ve Gülpınar (Apollon Smintheion Kutsal Alanı) kazılarından gelen eserler ile, seçkin sikke örnekleri ve cam eserler sergilenmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayvacık'a 17 km. uzaklıktaki Behramkale Köyü son yıllarda artan turizm hareketliliğinin yanı sıra, M.Ö. 8. yüzyıldan Osmanlı Dönemine kadar kesintisiz bir yerleşim gösteren Assos antik kentiyle de tanınmaktadır. Antik kentte 1881-1883 yılları arasında yapılan ilk çalışmalardan sonra, kazılar 1980'den beri kesintisiz olarak sürmektedir. Assos'un M.Ö.6. yüzyıla tarihlenen Athena tapınağı ve M.Ö.4. yüzyıla tarihlenen surları dışında son yıllarda kazılarda ortaya çıkartılmış antik nekropolü de ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. Nekropol kazılarından yoğun olarak arkeolojik buluntular gelmektedir. Assos teşhirimizde bu nekropol'den gelmiş ağızları küçük keselerle kapatılmış kremasyon kapları, çok değişik pozisyonlarla hareketlendirilmiş olan terracotta figürinler Çanakkale Arkeoloji Müzesi'nin en ilgi çekici eserleri arasındadır. Assos vitrinlerinde bu orijinal figürinlerin yanı sıra Attika ve Korinth seramikleri, Fenike camları da sergilenmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülpınar- Smintheion teşhirinde ise Ayvacık İlçesi, Gülpınar Köyü sınırları içerisinde bulunan Apollon Smintheion kutsal alanının çevresinde yapılan kazılardan çıkarılmış cam unguentariumlar ile Dardanos nekropol kazısında bulunan altın boncuk ve çiçek aplikler, terracotta figürinler ve kemik aletler sergilenmektedir. Roma Dönemi Aleksandria Troas Kenti'nin kehanet ve kül merkezi olan Apollon-Smintheion Tapınağı aynı zamanda kutsal bir taş yolla bu kente bağlanıyordu. Troas bölgesinin tek kült merkezi olan bu tapınakta bölgenin birçok antik kentinin ve insanının kaderi tespit edilmiştir. Kazılarda tapınağı ait kehanet buluntuları henüz bulunmamışsa da, çıkan küçük buluntuların çeşitliliği ve zenginliği tapınağın Troas bölgesinden birçok insan tarafından ziyaret edilmiş olduğunun kanıtlarıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vitrinlerde, Çanakkale civarından müzemize gelen çeşitli heykeltraşlık ve mimarî buluntularına, amphoralara da yer verilmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/Rfp7nAgNSsI/AAAAAAAAAog/-qI82bD74D8/s1600-h/canakkale-m-01.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/Rfp7nAgNSsI/AAAAAAAAAog/-qI82bD74D8/s400/canakkale-m-01.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042478642874895042" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-4633106006773521681?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/4633106006773521681/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=4633106006773521681' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/4633106006773521681'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/4633106006773521681'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/anakkale-mzesi.html' title='Çanakkale Müzesi'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp3.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/Rfp7yggNSuI/AAAAAAAAAow/k73NQZC05zk/s72-c/canakkale-m-03.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-4184208813227511773</id><published>2007-03-16T09:51:00.000+02:00</published><updated>2007-03-16T09:54:48.682+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müzeler'/><title type='text'>ÇAMYAYLA ATATÜRK EVİ</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfpM_AgNSrI/AAAAAAAAAoY/iCIFAy6yNi8/s1600-h/66b.gif"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfpM_AgNSrI/AAAAAAAAAoY/iCIFAy6yNi8/s400/66b.gif" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5042427378145249970" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Çanakkale Savaşlarını başlangıç yallarıydı. Sofya'da Ateşemiliter olan Yarbay Mustafa Kemal (Atatürk), Osmanlı Devleti'nin hızla birinci Dünya Savaşı'na girmekte olduğunu görmüş, Başkomutanlıktan, memlekette faal bir görev verilmesini ısrarla istemişti. Bu ısrar karşısında onu 20 Ocak 1915'te, Tekirdağ bölgesinde yeni kurulmakta olan 19. Tümen Komutanlığına tayin ettiler. Atatürk, kısa sürede bu tümeni kurmuş, 25 Şubat 1915'te, Çanakkale Savaşlarına katılmak üzere Eceabat'a gelmiş, burada ikmal yaptıktan sonra, 18 Nisan 1915'te Çamyayla (Bigali) köyüne gelerek, bir köy evini Karargah yapmıştı. Bir hafta sonra savaş başlamış, Atatürk Conkbayırı ve Arıburun'da üstün düşman kuvvetlerine karşı, taarruz ve savunma savaşları yaparak, kahramanlığı, cesareti ve kazandığı zaferlerle bütün dünyanın dikkatlerini üzerine toplamış, 1 Haziran 1915'te albaylığa yükseltilmiştir. Atatürk bu günlerde Çamyayla'daki karargahında oturuyor, taarruz planlarını bu karargahta hazırlıyor, buradan cephenin en ön saflarına gidiyordu. &lt;br /&gt;Çanakkale Zaferi'nden sonra, bir kahraman olarak 10 Aralık 1915'te İstanbul'a döndü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çanakkale savaşlarından sonra, Atatürk'ün Çamyayla'daki Karargahı yine eski sahiplerini elinde ev olarak uzun yıllar kullanıldı. Bu evde Atatürk'ün günlerce en uzun gecelerin geçirdiğini, petrol lambalarını sabahlara dek yandığını herkes biliyordu. O gün kullanılan eşyalardan tek bir masa kalmıştı. Atatürk bu masaya dirseklerini dayayarak, kim bilir kaç gece düşünmüş, haritaları işaretlemişti. Sonunda, (Çamyayla Atatürk Müzesi Kurma Komitesi) adıyla bir komite kuruldu. Bu komite ilk iş olarak, 1969 yılında evin dış kapısı üzerine (M. Kemal Atatürk'ün 1915 tarihindeki 19.cu Tümen Karargahı) ibaresini taşıyan bir levha yerleştirdi. Evin sahiplerinden satın alınarak müze haline getirilmesi isteniyordu. Sonunda bu işte oldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atatürk'ün Çamyayla Karargahı, Kültür Bakanlığına devredildi. Bakanlık, evi onartarak 1973 yılında ziyarete açtı. Atatürk'ün Çamyayla Karargahı iki katlı ve bağdadî olarak yaptırılmıştır. Dış kapısından küçük bir avluya girilmektedir. Alt katta biri büyük, öteki küçük iki odası vardır. Buradaki tahta bir merdivenle üst kattaki salona çıkılır. Salona açılan üç kapıdan ortadaki en büyük oda, Atatürk'ün çalışma odası sağdaki yatak odasıdır. Diğer oda yaverine ayrılmıştır. Odaların tavan ve döşemeleri tahtadır. Atatürk'ün masası, çalışma odasındadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karargah Müzesi, Atatürk'ün resimleriyle ve sonradan buraya getirilen eşyalarla sergilenmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-4184208813227511773?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/4184208813227511773/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=4184208813227511773' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/4184208813227511773'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/4184208813227511773'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/amyayla-atatrk-evi.html' title='ÇAMYAYLA ATATÜRK EVİ'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://bp1.blogger.com/_m_7AJY0JiHM/RfpM_AgNSrI/AAAAAAAAAoY/iCIFAy6yNi8/s72-c/66b.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-153658981826338742</id><published>2007-03-16T09:49:00.000+02:00</published><updated>2007-03-16T09:50:54.364+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çanakkale İçinde'/><title type='text'>Yabancı Mezarlıklar ve Anıtlar</title><content type='html'>4th Battalion Parade Ground Mezarlığı &lt;br /&gt; Arıburun Mezarlığı &lt;br /&gt; Baby 700 Mezarlığı &lt;br /&gt; Beach Mezarlığı ve Anıtı &lt;br /&gt; Canterbury Mezarlığı &lt;br /&gt; Cape Helles Anıtı &lt;br /&gt; Conkbayırı Yabancı Mezarlık ve Anıtları &lt;br /&gt; Courtney’s and Steel’s Post Mezarlığı &lt;br /&gt; Doughty-Whlie’nin Mezarı &lt;br /&gt; Emberkation Pier Mezarlığı &lt;br /&gt; Fransız Savaş Mezarlığüı ve Anıtı &lt;br /&gt; Hill 60 Mezarlık ve Anıtı &lt;br /&gt; Johnston’s Jolly Mezarlığı &lt;br /&gt; Lone Pine Mezarlık ve Anıtı &lt;br /&gt; New Zealand No:2 Outpost Mezarlığı &lt;br /&gt; No:2 Outpost Mezarlığı &lt;br /&gt; Plugge’s Pleteau Mezarlığı &lt;br /&gt; Quinn’s Post Mezarlığı &lt;br /&gt; Seventh Field Ambulance Mezarlığı &lt;br /&gt; Shell Green Mezarlığı &lt;br /&gt; Shrapnel Valley Mezarlığı &lt;br /&gt; Skew Bridge Mezarlığı &lt;br /&gt; The Farm Mezarlığı &lt;br /&gt; The Nek Mezarlığı &lt;br /&gt; V Beach Mezarlığı &lt;br /&gt; Walker’s Ridge Mezarlığı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-153658981826338742?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/153658981826338742/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=153658981826338742' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/153658981826338742'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/153658981826338742'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/yabanc-mezarlklar-ve-antlar.html' title='Yabancı Mezarlıklar ve Anıtlar'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-6515886735372372577</id><published>2007-03-16T09:47:00.000+02:00</published><updated>2007-03-16T09:49:48.348+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çanakkale İçinde'/><title type='text'>Türk Şehitlikleri ve Anıtları</title><content type='html'>18 Mart 1915 Yazısı &lt;br /&gt; 57. Alay Şehitliği ve Anıtı &lt;br /&gt; Akbaş Şehitliği ve Mezarı &lt;br /&gt; Alçıtepe Garnizon Anıtı &lt;br /&gt; Alman Hemşire Erika’nın Mezarı &lt;br /&gt; Anafartalar Köy Mezarı Şehitlikleri &lt;br /&gt; Asteğmen Halit Efendi Mezarı &lt;br /&gt; Atatürk Anıtı &lt;br /&gt; Barbaros Deniz Şehitleri Anıtı &lt;br /&gt; Binbaşı Çırpanlı Ali Zeynel Abidin Mezarı &lt;br /&gt; Büyükkemikli Anıtı &lt;br /&gt; Conkbayırı Anıtları &lt;br /&gt; Conkbayırı Mehmetçik Anıtı &lt;br /&gt; Çamburnu Balkan Harbi Şehitler Anıtı &lt;br /&gt; Çamtekke Şehitliği &lt;br /&gt; Çanakkale Şehitleri Anıtı &lt;br /&gt; Çanakkale Şehitliği &lt;br /&gt; Damakçılık Bayırı Anıtı &lt;br /&gt; Dur Yolcu Yazısı &lt;br /&gt; Eceabat Yüzbaşı Şehitliği &lt;br /&gt; Er Halil İbrahim Mezarı &lt;br /&gt; Erenköy Şehitliği &lt;br /&gt; Gözetleme Tepe Şehitliği ve Anıtı  &lt;br /&gt; Hamidiye Şehitliği ve Anıtı  &lt;br /&gt; Hasan Mevsuf Şehitliği ve Anıtı &lt;br /&gt; Hastane Bayırı Şehitliği &lt;br /&gt; Havuzlar Şehitliği ve Anıtı &lt;br /&gt; İlk Şehitler Anıtı &lt;br /&gt; İsimsiz Topçu Şehitliği &lt;br /&gt; İsimsiz Topçu Yüzbaşı Şehitliği &lt;br /&gt; İstihkam Yüzbaşısı Tahir Bey Anıtı &lt;br /&gt; Kabatepe Arıburnu Sahil Anıtı &lt;br /&gt; Kabatepe Tanıtma Merkezi Anıtı &lt;br /&gt; Kanlısırt Anıtı &lt;br /&gt; Kemalyeri Anıtı &lt;br /&gt; Kireçtepe Jandarma Anıtı ve Şehitliği &lt;br /&gt; Kumkale İntepe Batarya Şehitliği &lt;br /&gt; Küçük Arıburnu Anıtı &lt;br /&gt; Mareşal Fevzi Çakmak Anıtı &lt;br /&gt; Mecidiye Şehitliği ve Anıtı &lt;br /&gt; Mehmet Çavuş Anıtı &lt;br /&gt; Mehmetçiğe Derin Saygı Anıtı &lt;br /&gt; Mesudiye Tabya Anıtı &lt;br /&gt; Müftü Efendi’nin Mezarı &lt;br /&gt; Mülazım Üsteğmen Mustafa Efendi’nin Mezarı &lt;br /&gt; Onbaşı Seyit Anıtı &lt;br /&gt; Sargıyeri Anıtı ve Şehitliği &lt;br /&gt; Seddülbahir Cephanelik Şehitliği &lt;br /&gt; Sonok Anıtı ve Şehitliği &lt;br /&gt; Suyatağı Anıtı &lt;br /&gt; Talat Göktepe Anıtı &lt;br /&gt; Topçu Üstğm. Hasan Tahsin Mezarı &lt;br /&gt; Turgut Reis Anıtı &lt;br /&gt; Türk Askerlerine Saygı Anıtı &lt;br /&gt; Üsteğmen Nazif Çakmak Anıtı &lt;br /&gt; Üsteğmen Rıza Efendi’nin Mezarı &lt;br /&gt; Yahya Çavuş Şehitlik ve Anıtı &lt;br /&gt; Yalova Köy Mezarlığı Şehitlikleri &lt;br /&gt; Yarbay H. Avni Bey’in Mezarı &lt;br /&gt; Yarbay Halit Bey Mezarı &lt;br /&gt; Yarbay Hasan Bey Mezarı &lt;br /&gt; Yarbay Ziya Bey Mezarı &lt;br /&gt; Yusufçuktepe Anıtı &lt;br /&gt; Yüzbaşı Mehmet Şehitliği &lt;br /&gt; Zığındere Nuri Yamut Anıtı &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;S.Y.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="widget-content"&gt;&lt;br /&gt;    &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://www.karakoca.net/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Ana Sayfa&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;  &lt;table id="AutoNumber1" border="1" style="border-collapse: collapse; color: rgb(206, 255, 107);" bg="" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;br /&gt;  &lt;td bg="" style="color: rgb(206, 203, 206);" width="100%"&gt;&lt;a href="http://karakocanet20.blogspot.com/"&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:150%;"&gt;Çanakkale Özel&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3241910901516981133-6515886735372372577?l=karakocanet20.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://karakocanet20.blogspot.com/feeds/6515886735372372577/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3241910901516981133&amp;postID=6515886735372372577' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/6515886735372372577'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3241910901516981133/posts/default/6515886735372372577'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://karakocanet20.blogspot.com/2007/03/trk-ehitlikleri-ve-antlar.html' title='Türk Şehitlikleri ve Anıtları'/><author><name>dogansato</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='23' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_m_7AJY0JiHM/SZEqHSGIMJI/AAAAAAAAB-8/6nLAGX5qdks/s1600-R/dsy045zi0.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3241910901516981133.post-6836354708457608440</id><published>2007-03-15T20:27:00.000+02:00</published><updated>2007-03-15T20:28:57.131+02:00</updated><title type='text'>Kara Harekatı</title><content type='html'>Çanakkale Savaşları’nda Deniz Harekâtı’nın başarısızlığı umutları Kara Harekâtı’na çevirmişti.Daha 1 Mart’ta Yunanistan, Gelibolu yarımadasını işgal etmek, mümkün olduğu takdirde İstanbul üzerine yürümek üzere İngiltere’ye üç tümenlik bir kuvvet önermişti. İngiliz ve Fransızlara kalsa öneri kabul edilebilirdi. Ancak Rus Çarı, İngiliz Büyükelçisi’ne, hiçbir şart altında Yunan askerinin İstanbul’a girmesine izin vermeyeceğini bildirerek bu tasarıyı önledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Londra’da ise, harekâtı Donanma yalnız mı yapsın, yoksa Kara Ordusu ile birlikte mi hareket etsin tartışması yapılmakta idi. Bir Kara Ordusuna ihtiyaç olduğunu savunanların arasında Lord Fisher geliyordu. Bununla beraber son karar, 
